Sitemizi Google aramalarında tercih edilen kaynak olarak ekleyin.

Türk edebiyatı ve tasavvuf araştırmalarında heyecan yaratan önemli bir keşfe imza atıldı. Yunus Emre Divanı’nın dağınık yapraklar halinde günümüze ulaşan yeni bir nüshası, Prof. Dr. M. Fatih Köksal tarafından tespit edildi.
Bugüne kadar yeri bilinmeyen nüsha, Prof. Dr. Güler Doğan Averbek ve ekibinin titiz çalışmalarıyla kitaplaşarak ilim dünyasına kazandırılıyor.
Matbaa sırası bekleyen eser, sahipsiz ve dağınık haldeki kıymetli varakların yok olmaktan kurtarılıp koruma altına alınması bakımından büyük bir öneme sahip. Averbek, bu önemli çalışmaya dair detayları ilk kez TRT Haber'den Cengiz Yalçınkaya'ya anlattı.
1966 yılında Türk Yurdu dergisinde yayımlanan kısa bir mülakattaki ipuçlarının peşinden giden Prof. Dr. Güler Doğan Averbek, Yunus Emre araştırmaları sırasında Prof. Dr. Fatih Köksal tarafından tespit edilen nüshanın Türk Yurdu dergisindeki yazma olduğunu fark etti.
İlk kez 1966'daki bu dergi yazısında anılması sebebiyle "Türk Yurdu Nüshası" olarak adlandırılması uygun görülen yazma, içeriğiyle dikkat çekiyor:
Nüshada 113’ü Yunus Emre’ye, kalanı ise Âşık Paşa, Said Emre ve Kaygusuz Abdal’a ait olmak üzere toplam 125 şiir yer alıyor.
Şiirlerin 9 tanesi, daha önceki erken veya geç hiçbir nüshada rastlanmamış Yunus şiirleri olarak karşımıza çıkıyor.
Diğer 104 Yunus şiiri ise mevcut kadim ve sahih nüshalarla diğer el yazmalarındaki metinlere tanıklık etmesi açısından araştırmacılara önemli bir zemin sunuyor.
Yunus Emre araştırmacılarının sınırlı sayıda metni "sahih veya kadim" olarak kabul ettiğini belirten Prof. Dr. Güler Doğan Averbek; daha önce Karaman Nüshası olarak ünlenen Eraslan Güzel Nüshası, Fatih Nüshası, Raif Yelkenci Nüshası, Ritter Nüshası ve Vahid Paşa Nüshası'nın yer aldığı bu seçkin listeye “Türk Yurdu Nüshası”nı eklemenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti.
Bu önemli keşfin arka planında ise uzun soluklu bir entelektüel takip hikayesi yatıyor. 1966 senesinde Türk Yurdu dergisinde yayımlanan Raif Yelkenci mülakatında, varaklar halindeki dağınık Yunus şiirlerinden bahsedilmesi ve bir görselin sunulması edebiyat meraklılarının ilgisini çekmişti.
Yıllar sonra Yelkenci evrakını inceleyen Prof. Dr. Güler Doğan Averbek, sayfalarda sıkça geçen "Yunus Emre fermâyed" başlıklarının ipucunu takip etti. Eksik kataloglama sebebiyle gözden kaçan bu kıymetli nüshanın varlığı, Prof. Dr. M. Fatih Köksal’ın 2025 yılında bir bildiriyle konuyu ilim âlemine duyurmasıyla netlik kazandı.
Köksal, bu nüshayı yakın zamanda yayımlanacak Yunus Emre Divanı eleştirel metni için hazırladığı çalışmada diğer yedi nüshayla birlikte kullandı. Yazmanın Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’ne ulaşmasını sağlayan son dönem sahaflarından Mevlüt Ceylan’ın gayretleri de sürecin önemli bir halkasını oluşturdu.
Prof. Dr. M. Fatih Köksal’ın desteğiyle, Prof. Dr. Güler Doğan Averbek bu kıymetli yazmayı doktora öğrencileri ile birlikte yayına hazırladı. Eserin en kısa sürede okuyucuyla buluşması bekleniyor.
Yunus Emre metinlerinin gün yüzüne çıkarılması serüveninde, son yıllarda Türk akademi dünyasında pek çok önemli başarıya imza atıldı.
Berlin Devlet Kütüphanesi’nde İslâm yazmaları üzerine çalışan Prof. Dr. Güler Doğan Averbek’in dikkatini çeken bir başka Yunus Emre Divanı ise, yıllardır kayıp Raif Yelkenci Nüshası'nı arayan Prof. Dr. Hüseyin Akkaya tarafından tespit edilmişti. Akkaya’nın hazırladığı bu önemli eser, daha sonra Prof. Dr. Orhan Kemal Tavukçuoğlu’nun editörlüğünde yürütülen Yunus Emre Külliyatı Yayın Projesi kapsamında neşredilerek edebiyat dünyasına kazandırılmıştı.
Bugün Türk Yurdu Nüshası ile zenginleşen bu halka, Yunus Emre'nin mirasının hâlâ yeni keşiflerle genişlemeye devam ettiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
