![]()
Unutulmaz sanatçı, yarın Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde öğle vakti kılınacak cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilecek.
Arsoy, yarım asrı aşan oyunculuk hayatına yapımcılık, müzik ve spor alanlarında da iz bırakan bir kariyer sığdırdı.
Kariyeri boyunca yalnızca kamera önünde yer almakla kalmayıp yapımcılığa, farklı türlerde film üretmeye ve Türk sinemasının uluslararası alanda görünürlüğünü artırmaya yönelik girişimlere imza atan Arsoy, Yeşilçam'ın "Altın Çocuğu" olarak hafızalara kazındı.
Kayseri'de 15 Mart 1936'da dünyaya gelen sanatçı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim gördüğü yıllarda Yeşilköy Havalimanı'nda çalıştı. Sinemayla yolu da burada kesişti.
Yapımcı Fuat Rutkay ile yönetmen Sırrı Gültekin'in dikkatini çeken Arsoy, 1957'de "Kara Günlerim" filmiyle sinemaya adım attı. Ardından "Kelepçe" ve "Samanyolu" filmleriyle geniş kitlelerce tanındı.
Arsoy'un kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri 1959 yapımı "Samanyolu" filmi oldu. Belgin Doruk'la başrolü paylaşan sanatçı, bu filmle Yeşilçam'ın en popüler yıldızları arasına girdi.
Unutulmaz sanatçı, 2022'de Anadolu Ajansına verdiği röportajda, Samanyolu'nun beklenmedik başarısını anlatırken, filmin kopyalarının sinemalarda yoğun talep nedeniyle geri gönderilmediğini, yeni kopyaların sabahlara kadar basılarak başka şehirlere ulaştırıldığını söylemişti.
Arsoy'a göre film, Yeşilçam'da yıldız sisteminin güçlenmesinde önemli bir dönüm noktasıydı. Belgin Doruk ile sinema partnerliği de bu dönemin en unutulmaz birlikteliklerinden birine dönüştü. İkili, 15 filmde birlikte rol aldı.
Doruk'u, "çok iyi niyetli ve çok disiplinli" sözleriyle tanımlayan Arsoy, sabahları film setine gitmek üzere Doruk'un evine geldiklerinde, onu hiçbir zaman kapıda beklemediklerini, genç oyuncunun kendilerini elinde çantasıyla beklediğini aktarmıştı.
Göksel Arsoy, özellikle 1960'lı yıllarda romantik filmlerin aranan erkek oyuncularından biri oldu. "Taş Bebek", "Bulunmaz Uşak" ve "Şafak Bekçileri" gibi yapımlarda rol alan sanatçı, Yeşilçam'ın yıldız sisteminin en parlak dönemlerinin simge isimlerinden biri haline geldi.
"Altın Çocuk" lakabı da zamanla sanatçıyla özdeşleşti. Arsoy, 2017'de yayımlanan "Altın Çocuk" adlı otobiyografisinde sinema serüvenini ve anılarını kaleme aldı.
Sanatçının sinema kariyerini yalnızca oyunculukla sınırlamaması, onu Yeşilçam'ın diğer yıldızlarından ayıran özelliklerden biri oldu. Göksel Arsoy, 1962'de Göksel Film adıyla kendi yapım şirketini kurdu ve 12 yapıma imza attı.
Bu yapımlardan 1963 tarihli "Şafak Bekçileri", Arsoy'un hem yapımcılığını hem başrolünü üstlendiği ve Türk sinemasının erken dönem havacılık filmleri arasında gösterilen bir çalışma oldu.
Çocukluğundan itibaren havacılığa ilgi duyan Arsoy, bu filmin kendisi için yalnızca bir sinema projesi olmadığını, Türk Hava Kuvvetleri ve Hava Harp Okuluna yönelik ilgiyi de artırdığını düşündüğünü ifade etmişti.
Sanatçı, sinemada romantik aşk filmlerinin ardından farklı türlere yönelmek gerektiğine inanarak aksiyon ve macera türünde yapımlar gerçekleştirme fikrini de gündeme getirdi. Türkiye'de James Bond benzeri bir film yapma düşüncesiyle Londra'ya giderek, İngiliz sinema çevreleriyle görüştü.
Arsoy'un kariyerindeki dikkat çekici girişimlerden biri de Türkiye ile Orta Doğu ülkeleri arasında ortak yapım fikrini hayata geçirmeye çalışmasıydı.
AA röportajında, bir filminde Arapça afişte, isminin "Muhammed Göksel Arsoy" olarak kullanıldığını anlatan sanatçı, bu çalışmaların ardından İtalya'dan da ortak yapım teklifi aldı. İtalya, Türkiye ve Lübnan'dan oyuncuların yer alacağı yeni bir film projesi ise Lübnan'da başlayan savaş nedeniyle hayata geçirilemedi.
Göksel Arsoy, Türk dizilerinin bugün Orta Doğu'da gördüğü ilginin geçmişteki sinema çalışmalarıyla karşılaştırılması üzerine ise uluslararası pazarlarda başarılı olabilmek için karşı tarafın beklentilerini araştırmak ve buna uygun projeler geliştirmek gerektiğini dile getirmişti.
Sanatçının sinema kariyeri boyunca yaşadığı sıra dışı anılardan biri de dünyaca ünlü boksör Muhammed Ali ile Londra'daki karşılaşmasıydı. Arsoy, film çekimi için Londra'da bulunduğu sırada Muhammed Ali'nin maç yapacağını öğrenince, ünlü sporcunun antrenman yaptığı salona gittiğini de AA'ya anlatmıştı.
Kendisini tanıtan bir notu salona ulaştırmasının ardından Muhammed Ali'nin onu yanına çağırdığını belirten Arsoy, boksörle tanıştığını ve maçını da tribünden izlediğini aktardı. Arsoy'un anlatımına göre Muhammed Ali, karşılaşma öncesinde onu maça davet ederek kendisine bilet temin etti.
Göksel Arsoy, gençlik yıllarından itibaren spora olan ilgisini de sürdürdü. Profesyonel tenis ve atletizmle ilgilenen, ayrıca ata binen sanatçı, çok sayıda spor dalıyla uğraştı.
Sinemadaki çalışmalarının yanı sıra müzik alanında da üretimler yapan Arsoy, 1967 ve 1971'de 45'lik plaklar yayımladı.
Sanatçı, meslek örgütlenmesinde de görev aldı. 1997-1999'de Sinema Oyuncuları Derneği Başkanlığı yapan Arsoy, oyuncuların sosyal ve mesleki hakları konusunda çalışmalar yürüttü.
Uzun yıllara yayılan kariyerinde Türk sinemasının değişen dönemlerine tanıklık eden Arsoy, yaşamının ilerleyen yıllarında sinema anılarını genç kuşaklarla paylaşmayı sürdürdü.
36. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 1999'da "Yaşam Boyu Onur Ödülü"ne layık görülen sanatçı, 2019'da İstanbul Film Festivali Sinema Onur Ödülü'nü aldı. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında 2024'te sinema alanında ödüle değer görüldü.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.