
İstiyorum ki Meclis yeni yasama dönemine (1 Ekim'de) başlayıncaya kadar Türkiye'miz için "asgari müktesebat" oluşsun. Sosyal medya kartellerindeki düzenin perde arkası biraz görülsün. Algoritma dünyası bir nebze olsun keşfedilsin. Profesyonelce kurgulanmış reklâm tekellerinin, milli medya aleyhine işleyen ve artık dayanılmaz hale gelen yöntemleri açığa çıksın. "Sanal ekran ekonomisinin" çocukları ve gençleri nasıl bağımlı hale getirdiği sorgulansın. Ve nihayet… "Yapay Zekâ" kaynaklı risklere dair farkındalık pekişsin.
İşte bu nedenlerle… Birbirinden farklı gibi gözükse de aynı düzlemde buluşan çarpıcı konuları ve küresel düzeydeki yansımalarını ele almayı amaçlıyorum.
Önce, sosyal medya ve yapay zekâ araçlarının siyasi alana etkisini gözler önüne seren iki örnek vermek istiyorum:
Almanya eski Şansölyesi Merkel, aşırı sağcı AfD/(Almanya için Alternatif Partisi)'nin hızlı yükselişi karşısında "içim kan ağlıyor" dedikten sonra şu müthiş değerlendirmeyi paylaştı:
1- Demokratik partiler "Biz Tik Tok'a (sosyal medyaya) girmiyoruz" diyerek bu güncel gelişmeyi görmezden gelemez. Bununla yüzleşmeli ve insanları bulundukları yerde yakalamalıyız!
2- Genel merkezlerden hazırlanan tek tip seçim sloganları ve geleneksel kamu yayıncılığı artık tüm kitlelere ulaşmada yetersiz kalıyor.
3- İnsanlar, "kendi bilgi dünyalarını yarattı." Bunu bilerek hareket etmeliyiz.
Ve elbette ABD Başkanı!.. Trump, sosyal medyayı kullanma konusunda usta. Yapay zekâ ise kapasitesini daha da artırdı. Trump yakın zamanda, art arda yapay zekâ tarafından üretilmiş görüntüler paylaştı. "Kanada Başbakanı'nı hokey sopasıyla tehditkâr biçimde karşısına aldığı" bir görüntü. George Washington'ın yanında at üzerinde Trump. Ve Amerikan bayrağı fotoğrafıyla "Ay bizimdir" yazısı… Burada, yapay zekâ içeriklerinin doğruluğundan ziyade Trump'ın, yarattığı suni tartışma dalgası sayesinde sosyal medya algoritmalarını peşinden sürüklediği, seçmen tabanını dinamik tuttuğu çok açık.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin