Türkleri yakından ilgilendiren araştırma: Sıcak içecekte büyük risk! Ülkemizde o bölgelerde vakalar çok yüksek

Dünya Sağlık Örgütü’nün 65 derece üzerindeki içecekleri "muhtemelen kanserojen" olarak sınıflandırması, Türkiye gibi çay tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde gözleri bardağın sıcaklığına çevirdi. Peki risk gerçekten büyük mü? Sıcak içecek nasıl yemek borusu kanseri

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkleri yakından ilgilendiren araştırma: Sıcak içecekte büyük risk! Ülkemizde o bölgelerde vakalar çok yüksek

Oxford Üniversitesi bilim insanlarının 980 bin İngiliz yetişkin üzerinde gerçekleştirdiği ve 10 yılı aşkın süren kapsamlı bir araştırma, sıcak içecek tüketimi ile yemek borusu kanseri arasındaki dikkat çekici ilişkiyi gözler önüne serdi. Elde edilen bulgulara göre, günde 6 bardaktan fazla sıcak çay veya kahve tüketen bireylerde yemek borusunun skuamöz hücreli kanserine yakalanma riski %71 oranında artış gösteriyor.

Tüketim sıcaklığının hayati önem taşıdığını vurgulayan araştırmacılar, içeceğini ‘sıcak’ içenlerde riskin ılık tercih edenlere göre 1,7 kat, ‘çok sıcak’ içenlerde ise yaklaşık 3 kat daha yüksek olduğunu tespit etti.

Çay, Türk toplumunun yalnızca sevdiği bir içecek değil, kelimenin tam anlamıyla günlük hayatın bir parçası. Sabah kahvaltısından akşam sohbetlerine kadar günün her saatinde çay içmeyi seviyoruz. Oxford Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı araştırmanın sonuçları da çayı çok seven bir toplum olarak bizi yakından ilgilendiriyor.

Türkiye'de özellikle Erzurum ve Van gibi ‘kıtlama çay’ ve çok sıcak çay tüketiminin yüksek olduğu bölgelerde yemek borusu kanseri vakalarının daha sık görüldüğüne dair çalışmalar var. Türkiye’de sıcak çay tüketimi ve yemek borusu kanser vakaları arasında nasıl bir bağlantı var?

“Dünya Sağlık Örgütü'nün kanser araştırma kuruluşu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2016 yılında 65°C'nin üzerindeki çok sıcak içecekleri ‘insanlar için muhtemelen kanserojen’ (Grup 2A) olarak sınıflandırdı. Buradaki önemli ayrıntı, sınıflandırmanın çayın veya kahvenin kendisine değil, çok yüksek sıcaklıkta tüketilen içeceğe yönelik olmasıdır. IARC ayrıca kahvenin kendisi için kanserojen olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmadığını bildirmiştir” diyen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Aladağ, tüm merak edilenleri anlattı.

ASIL SORUN ÇAY MI, SICAKLIK MI?

Prof. Dr. Murat Aladağ, çok sıcak içeceklerin yemek borusu kanseriyle ilişkisinin arkasındaki en güçlü açıklamanın, yıllar boyunca tekrarlanan termal hasar ve buna bağlı doku hasarı olduğunu söyledi.

“Yemek borusunun iç yüzeyi, ağız veya derideki gibi ağrıyı ve sıcaklığı algılayan bir dokudur. Kaynar ya da kaynara yakın bir sıvı bu yüzeyden geçtiğinde hücrelerde tekrarlayan küçük hasarlar oluşturabilir. Vücut bu hasarı onarmaya çalışırken hücre yenilenmesi ve inflamasyon artar. Bu süreç yıllarca tekrarlandığında, diğer kanserojen faktörlerle birlikte hücresel DNA hasarının birikmesine ve kanser gelişimine katkıda bulunabilir” diyen Aladağ ekledi:

“Bu, ‘bir fincan sıcak çay içildiğinde kanser başlar’ anlamına kesinlikle gelmez. Kanser çok aşamalı ve yıllar içerisinde gelişen bir hastalıktır. Ancak sürekli tekrarlanan termal hasarın bu sürece katkıda bulunabileceğine ilişkin biyolojik ve epidemiyolojik kanıtlar bulunmaktadır. IARC'nin değerlendirmesinde de özellikle 65°C üzerindeki içecekler açısından bu ilişki vurgulanmaktadır. Dolayısıyla mesele çayın siyah, yeşil veya başka bir tür olması değildir. Asıl dikkat edilmesi gereken, çayın bardağa konulduğunda ne kadar sıcak olduğu ve ne kadar sıcak tüketildiğidir.”

SİGARA VE ALKOL VARSA RİSK ARTIYOR MU?

Prof. Dr. Aladağ, sigara ve alkolün yemek borusu kanseri açısından yüksek risk faktörleri olduğunu söyledi.

Çin'de 456 binden fazla kişinin dahil edildiği ve ortalama 9,2 yıl izlendiği büyük bir prospektif çalışmada, çok sıcak çay tüketiminin sigara ve alkol kullanımıyla birleştiğinde riskin daha fazla yükseldiği görüldü. Örneğin her gün çok sıcak çay içen ve günde en az 15 gram alkol tüketen kişilerde yemek borusu kanseri riski, karşılaştırma grubuna göre yaklaşık 5 kat daha yüksek bulundu. Çok sıcak çay içen mevcut sigara kullanıcılarında da risk artışı görüldü. 

Prof. Dr. Murat Aladağ, “Bu sonuçları ‘sıcak çay tek başına beş kat kanser yapıyor’ şeklinde yorumlamak ise kesinlikle doğru değildir. Çalışmanın gösterdiği şey, farklı risk faktörlerinin aynı kişide bir araya geldiğinde birbirlerinin etkisini artırabileceğidir. Bu nedenle sigara içen veya düzenli ve yüksek miktarda alkol kullanan bir kişinin çayını çok sıcak içmemesi özellikle önemlidir” ifadelerine yer verdi.

REFLÜSÜ OLANLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI

Aladağ, “Reflü biraz farklı bir mekanizma üzerinden önem taşır. Mide asidinin yemek borusuna uzun süre ve sık biçimde kaçması, yemek borusu mukozasında kronik tahrişe yol açabilir ve bazı kişilerde Barrett özofagusu gelişimine zemin hazırlayabilir. Çok sıcak içeceklerin de mukozada termal irritasyon oluşturabileceği düşünüldüğünde, kronik reflüsü olan bir kişinin yemek borusunu aynı anda hem asit hem de yüksek sıcaklık gibi farklı irritanlara maruz bırakmaması akılcıdır” dedi.

GÜNDE 6 BARDAK GERÇEKTEN TEHLİKE SINIRI MI?

Prof. Dr. Aladağ, haberlerde sıkça karşılaşılan “günde 6 bardaktan fazla çay içmek kanser riskini artırıyor” şeklindeki ifadelerin, bilimsel bulguların fazla basitleştirilmiş yorumları olduğunu ifade etti.

“Burada iki farklı değişken birbirinden ayrılmalıdır; miktar ve sıcaklık. 2025 yılında İngiltere'deki yaklaşık 455 bin kişiyi içeren UK Biobank çalışmasında, sıcak ve çok sıcak çay/kahve tüketimi ile özellikle yemek borusunun skuamöz hücreli kanseri arasında ilişki bulundu. Çalışmada günlük tüketim miktarı arttıkça riskin de arttığı görüldü; ancak asıl dikkat çekici nokta sıcaklıkla olan ilişkidir. Çok sıcak içeceklerde daha düşük tüketim miktarlarında bile risk artışı gözlendi” diyen Aladağ şu bilgileri verdi:

“Dolayısıyla ‘6 bardak güvenlidir, 7 bardak kanser yapar’ şeklinde bir eşik bulunmamaktadır. Aynı şekilde ‘çok sıcak’ ifadesi de kişiden kişiye değişebilir. Bir kişinin sıcak bulduğu içeceği başka biri ılık bulabilir. Bu nedenle bilimsel çalışmaların bir bölümündeki kişisel sıcaklık tanımları önemli ölçüde belirsizlik taşıyabilir. Nitekim araştırmalarda kişinin ‘çok sıcak’ şeklindeki değerlendirmesi ile termometreyle gerçek sıcaklığın ölçümü arasında her zaman tam bir uyum bulunmadığı da gösterilmiştir.”

ÇAY/KAHVE KAÇ DERECE OLMALI?

65°C'nin üzerindeki içeceklerin ‘çok sıcak’ kabul edildiğini, bu nedenle günlük yaşamda hedefi 65°C'nin altında tutmanın makul bir yaklaşım olduğunu söyleyen Aladağ, “Daha ihtiyatlı olmak isteyenler için yaklaşık 60°C civarı veya daha düşük sıcaklık tercih edilebilir. Çok sıcak çayı bardağa koyar koymaz içmemek, birkaç dakika beklemek ve özellikle ağzı veya dili yakacak sıcaklıktaki içecekleri tüketmemek oldukça basit ve uygulanabilir bir önlemdir. Termometreniz yoksa dakikaya değil, sıcaklığa ve hisse dikkat edin. İçerken ağzınızı yakıyorsa henüz erkendir” ifadelerine yer verdi.

TÜRKİYE'DE DİKKAT ÇEKEN BÖLGELER 

Türkiye açısından konunun ayrıca önemli bir boyutu var. Erzurum, Van ve Doğu Anadolu'nun bazı kesimleri uzun yıllardır yemek borusu kanserinin daha sık görüldüğü bölgeler arasında dikkat çekiyor. Bu bölgelerde yapılan araştırmalarda sıcak çay tüketimi, kıtlama çay alışkanlığı, sigara, beslenme özellikleri ve başka çevresel faktörler birlikte inceleniyor. Özellikle Van Gölü çevresindeki çalışmalarda sıcak çay tüketiminin yanı sıra çeşitli beslenme ve yaşam tarzı özelliklerinin de bölgedeki yüksek riskle ilişkili olabileceği bildirildi.

Peki vakaların bu bölgelerde yüksek olmasının sıcak çay ile bağlantısı var mı?

Prof. Dr. Murat Aladağ bu soruyu şöyle yanıtladı:

“Burada çok önemli bir bilimsel noktayı vurgulamak gerekir: Doğu Anadolu'daki yüksek yemek borusu kanseri sıklığını yalnızca çaya bağlamak doğru değildir. Bu bölgelerde sıcak çay alışkanlığı; sigara, beslenme biçimi, sosyoekonomik koşullar, bazı geleneksel pişirme ve saklama yöntemleri ve başka çevresel/genetik faktörlerle birlikte bulunabilir. Dolayısıyla ‘Van'da insanlar çok sıcak çay içiyor, bu nedenle kanser oranı yüksek’ şeklindeki tek faktörlü açıklama bilimsel açıdan yetersiz kalır.”

Aladağ, buna karşılık sıcak çayın bu bölgedeki olası risk faktörlerinden biri olduğu yönündeki bulguların da dikkate değer olduğunu, IARC'nin 2016 değerlendirmesinde de Türkiye’nin çok sıcak çay tüketimi ile yemek borusu kanseri ilişkisinin araştırıldığı ülkeler arasında özellikle anıldığını belirtti.

Türkleri yakından ilgilendiren araştırma: Sıcak içecekte büyük risk! Ülkemizde o bölgelerde vakalar çok yüksek
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Milliyetçi Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.