![]()
Anadolu Ajansının (AA), Cumhuriyet'in 103. yıl dönümüne özel hazırladığı, Türkiye'nin elektrik serüvenini ele alan "Karanlıktan Şebekeye" dosyasının son bölümünde, elektrik sisteminin yarım asırda geçirdiği köklü dönüşüm ele alındı.
Türkiye'nin elektrik sistemi, 1970'te Türkiye Elektrik Kurumunun (TEK) kurulmasıyla bütünleşik bir yapıya kavuşurken, izleyen yarım asırda petrol krizlerinden piyasa düzenlemelerine, arz güvenliği arayışından yenilenebilir enerji yatırımlarına uzanan köklü bir dönüşüme girdi.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında 33 megavatlık kurulu güç ve birbirinden bağımsız yerel şebekelerle başlayan elektrik yolculuğu, bugün 127 bin megavata yaklaşan kapasitesi ve 2053 net sıfır emisyon hedefiyle yeni bir aşamaya ulaştı.
Dünyada 1973'te yaşanan petrol krizi, fosil yakıt ithalatına bağımlı Türkiye'de enerji arz güvenliğinin ve enerji maliyetlerinin ekonomi açısından önemini ortaya koydu.
Türkiye, krizin ardından 1974'te kurulan Uluslararası Enerji Ajansına kurucu üye olarak katıldı. 1970'lerin sonunda döviz darboğazı elektrik üretimini zorlayan başlıca sorunlardan biri haline geldi.
Bu dönemde elektrik tarihinin simge yapılarından Silahtarağa Santrali'nde üretime son verildi. 1914'ten itibaren İstanbul'a elektrik sağlayan santral, ekonomik olmaktan çıktığı gerekçesiyle 13 Mart 1983'te kapatıldı.
Santralin kapanmasından yaklaşık 1,5 yıl sonra, 4 Aralık 1984'te kabul edilen 3096 sayılı Kanun, TEK dışındaki şirketlerin elektrik sektöründe faaliyet göstermesinin önünü açtı. Yap-işlet-devret modeli, otoprodüktör uygulaması ve mevcut tesislerin işletme haklarının devriyle özel sektörün elektrik üretimindeki rolünü artıracak yeni dönem başladı.
Elektrik sektöründeki dönüşüm, 1990'larda kurumların yeniden yapılandırılmasıyla devam etti. TEK, 1993'te Türkiye Elektrik Üretim İletim AŞ (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) olarak ikiye ayrıldı.
Asıl kırılma ise 2001'de yaşandı. Elektrik Piyasası Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle piyasa düzenlemesine geçilirken TEAŞ, elektrik üretimi, iletimi ve ticaretinden sorumlu ayrı kuruluşlara bölündü. Böylece üretim ve iletim faaliyetleri farklı kurumsal yapılarda yürütülmeye başlandı.
Piyasa yapısının gelişmesiyle arz güvenliği de enerji politikalarının merkezine yerleşti. 2008'de başlayan kapasite mekanizması düzenlemeleri, elektrik sisteminde yeterli ve güvenilir üretim kapasitesinin oluşturulmasını ve korunmasını hedefledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'nin elektrik kurulu gücü eylül itibarıyla 126 bin 944 megavata ulaştı.
Bu gücün yüzde 62,9'una denk gelen 79 bin 902 megavatlık kısmı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Güneş enerjisinin kurulu gücü 27 bin 914 megavatla toplamın yüzde 22'sine, rüzgarın kurulu gücü ise 15 bin 434 megavatla yaklaşık yüzde 12,2'sine ulaşırken iki kaynağın toplam kurulu gücü 43 bin 348 megavatla kurulu gücün yaklaşık yüzde 34,2'sine denk geliyor.
Tarsus'ta bir değirmenin miline bağlı dinamoyla başlayan elektrik yolculuğu, Cumhuriyet'in 103. yılında farklı kaynakların bir arada kullanıldığı, arz güvenliği ve emisyon hedeflerinin birlikte gözetildiği yeni bir döneme ulaştı.
Sistemin yeni sayfalarından biri de nükleer enerjiyle yazılıyor. Mersin'de inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali, her biri 1200 megavatlık dört reaktörden oluşuyor. Proje tamamlandığında toplam kurulu gücün 4 bin 800 megavata ulaşması planlanıyor. Akkuyu NGS'de birkaç hafta içinde ilk nükleer yakıtın yüklenmesi ve yıl bitmeden ilk reaktörün devreye alınması planlanıyor.
Türkiye'de yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılmasıyla arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve 2053 net sıfır emisyon hedefine doğru emin adımlarla ilerlenmesi amaçlanıyor.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.