
Madem, "Tek Millet, İki Devlet" diyoruz. O zaman bu düstur üzere ilerleyelim.
Devletlerin öncelikleri, politik tercihleri dönem dönem farklılaşabilir. Ama bu tercih farklılığının ulu orta konuşulması doğru olmaz. Devleti yönetenlerin rahatsızlık duyduğu konuları dile getirmesinin çeşitli yolları vardır. Başvurulması yakışık almayan yol, operasyonel medya aparatları üzerinden mesaj verilmesidir. Devletten devlete arka plân diplomasisi ile halledilebilecek meseleler, gün ışığına çıkarıldı mı, tek milletin evlatlarının olup bitenden etkilenmemesi mümkün değildir.
Siyasi veya stratejik faktörlerin, kişisel veya duygusal kırılganlıklarla iç içe geçmesi de oldukça risklidir. Devletler, hislerle değil, akılla yönetilir. Şahsiyet meselesi yapılan muhtelif unsurların bir süre sonra devlet politikasına dönüşmesi tehlikesi de baş gösterir. Böyle bir durum iki ayrı devlet çatısı altında yaşayan tek milletin kardeşleri arasına huzursuzluk tohumları ekilmesi ile sonuçlanır. Ve maalesef kontrolsüz etkiler ister istemez karşı tepkisini de doğurur. Yılların emeği ile sağlanan güven ortamı günler içinde zedelenir. Yeniden onarılması ise uzun zaman alır. Bu nedenle esas olan, Türkiye'nin şu anda sergilediği "stratejik sabrın" doğru yorumlanmasıdır!"
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin