Sitemizi Google aramalarında tercih edilen kaynak olarak ekleyin.
![]()
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Turgut Özal Kongre Merkezi'nde düzenlenen İnönü Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Malatya'da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
İnönü Üniversitesini yakından takip ettiğini aktaran Kurtulmuş, şöyle konuştu:
"İnönü Üniversitesinin kuruluşu dün gibi yakın bir tarihteydi. Artık Türkiye'nin köklü, yerleşik üniversitelerinden birisi. 32 bini aşan öğrencisiyle fevkalade büyük bir seviyeye gelmiş vaziyette. Ayrıca tıp alanı başta olmak üzere birçok alanda da önemli atılımları gerçekleştiren bir üniversitemiz. Şimdiye kadar bu üniversitede kuruluşundan bu yana emeği geçen herkese şükranlarımızı ifade ediyorum. Bütün arkadaşlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Ayrıca depremden sonra da iki kez Malatya'ya gelme imkanım oldu. O büyük yıkıntıyı, o fevkalade hüzünlü günleri, o zor günleri yakından biliyorum. Bugün geldiğimde de şunu artık övünerek ifade edebiliriz ki bu hepinizin gücü, Türkiye'nin gücü, 86 milyonun gücü, o büyük yıkıntılarda tahrip olmuş Malatya'da bugün artık modern bir şehir haline doğru, yenilenmiş bir Malatya'ya doğru hızla gelişim kaydedildiğini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum."
Depremlerden sonra kısa bir sürede şehirlerin ayağa kalkmasının önemli bir başarı olduğunu aktaran Kurtulmuş, depremde hayatını kaybedenlere başsağlığı diledi.
Depremlerden sonra önemli bir dayanışma örneği sergilendiğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Öncelikle herhalde hepimiz kabul ederiz ki birinci asrını geride bıraktığımız Cumhuriyet'imizin birinci asrının en yakıcı, en zor, en ağır sorunu terörle ilgili sorunumuzdur. Fevkalade büyük bedeller ödenmiş, on binlerce insanımız ölmüş, binlerce insanımız şehit olmuş, Türkiye 2,3 trilyon doların üstünde büyük bir ekonomik kayba neden olan bir belayla karşı karşıya kalmıştı. Hatta bunun da ötesinde zaman zaman milletimizin de umutlarının yıkıldığı, Türkiye'de ayrışma, bölünme senaryolarının gündeme geldiği çok zor, çok çetin dönemler de geride kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en zor sorunu olan terör meselesini çözmek için bir yola çıktık ve önemli bir merhaleyi geride bıraktık. İnşallah en kısa süre içerisinde tamamıyla terörün geride kaldığı, buradaki hatıraların, buradaki birikimlerin, müktesebatın sadece bizim için tarihsel hafıza niteliği taşıdığı günlere inşallah ulaşacağız."
Cumhuriyet tarihinin ilk asrının en önemli sorununu çözmek için başlanılan sürecin yeni bir sorumluluk getirdiğini belirten Kurtulmuş, emeği geçenlere teşekkür etti.
Kurtulmuş, "Konuşmamı iki bölüme ayıracağım. Birinci bölümde önümüze koyduğumuz ve bugüne kadar getirdiğimiz bu model 'Türkiye Modeli' adını verdiğimiz bir modeldir. Dünyadaki bütün çatışma çözümleri örneklerinden fevkalade şekilde ayrışan ve bir akademisyen olarak söylüyorum, başından itibaren de meselenin içinde olan birisi olarak söylüyorum, bundan sonra da dünyanın birçok üniversitesinde çatışma çözümleri alanında ders olarak okutulacak bir süreci yönetiyoruz. Bu süreç Türkiye Modeli'dir." dedi.
Türkiye Modeli'nin milli bir model olduğunu ifade eden Kurtulmuş, çalışmaların sürdüğünü dile getirdi.
Sürecin önemli olduğunun altını çizen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Kendi birikimlerimiz üzerinde başlatmış olduğumuz bu husus, öncelikle Türkiye'nin bizzat kendisine güvenmesinin somut bir sonucudur ve bu bize fevkalade güçlü bir başlangıcı nasip etmiştir. Bu sürecin ikinci temel alametifarikası bu sadece siyasetin dar kalıpları içerisinde hapsedilecek bir ya da birkaç partinin siyasi projesi olarak gündeme getirilebilecek bir mesele değildir. Öncelikle 86 milyonumuzun her bir ferdini ilgilendiren, siyaset üstü demiyorum, o lafı sevmiyorum ama bizatihi dar parti siyasetinin dışında olan bir konudur ve bu özelliğiyle de Türkiye'nin milli bir meselesi olarak cereyan etmiştir. Bu mana kadar da bütün siyasi partilere, sürece başından beri destek veren bütün toplumsal kesimlere buradan bir kez daha teşekkürü bir borç biliyorum. Burada hiçbir grup bunu bir siyasi argüman olarak kullanmamış, iç siyasetin bir tartışma meselesi haline getirmemiş, bu sürece destek verenler, sürecin nasıl başarıya ulaşması mümkündür sorusundan yola çıkarak müktesebatında ne varsa onu ortaya koymaya çalışmışlardır."
Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, Terörsüz Türkiye sürecine de değindi.
TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplumun her kesiminden farklı grupları bir araya getirdiğini belirten Kurtulmuş, herkesin fikrini Meclis çatısı altında söylemesine gayret gösterildiğini ifade etti.
"Türkiye Modeli bu çerçevede başından itibaren müzakereci demokrasinin en güçlü örneği olarak ortaya çıkmıştır ve Allah'ın izniyle de geldiğimiz noktada büyük bir merhale kat edilmiştir. Burada herkesin sözüne saygı duymak, bu konuda emek veren herkesin emeğine saygı duymak prensibiyle hareket ettik ve bunun da çok şükür sonuçlarını güçlü bir şekilde aldık. Türkiye Modeli adını verdiğimiz bu modelin beşinci önemli alametifarikası, iç huzurumuzu komşularımızın selametinden ayrı tutmadık. Yani bu bölgede barışın, huzurun, sükutun ve selametinin sağlanabilmesi için bölgedeki bütün halkların huzur ve refah içerisinde yaşaması en önemli önceliğimiz olarak gündeme gelmiştir."
Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye'nin aynı zamanda terörsüz bir bölgenin tahkim edilmesi, kurulması anlamına geldiğini anlattı.
Çalışmaların önemli olduğuna değinen Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Bu çerçevede bizim dile getirdiğimiz bu hususların bölge ülkelerimizde de dikkate alındığı, Suriye ve Irak başta olmak üzere komşu ülkelerimizde de hem silahsızlanma hem de iç huzurun sağlanması konusunda kalıcı adımların atılmaya başlandığını sevinerek görüyoruz ve inşallah ümit ediyoruz ki, en nihayetinde bu işler bittiğinde bu bölge halklarının tamamı, Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler, Aleviler, Şiiler, Müslümanlar, gayrimüslimler, herkes huzur ve güven içerisinde yaşayacak, herkes barış ve selamet içerisinde yaşayacaktır. Dolayısıyla kendi iç huzurumuzu Irak'ın, Suriye'nin ya da diğer bölge ülkelerinin huzurundan ayrı görmedik. Birlikte ortak bir geleceğe gidebilmek için hep birlikte Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgenin inşa edilmesini önemsedik."
Türk'ün gururunu, Kürt'ün onurunu esas almayan hiçbir gelişmenin ülkede sonuç elde edemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, Türk'ün istikbali ile Kürt'ün istikbalinin birbirine ait olduğunu anlattı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasına şöyle devam etti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın 2013-2014 döneminde Başbakanken gerçekleştirdiği fevkalade olumlu teşebbüsler akim kaldı. Bunların çok sebebi var, geçmişi karıştırıp onları konuşmak istemiyorum. Ama o zaman Türkiye'yi yönetenler nasıl bu sorunu çözmek istediyse, Türkiye'nin içerisinde ve dışarısında bazı odaklar da bu sorunun çözülmemesi için gayret sarf ettiler. Biraz daha açık söyleyeyim. Terör baronları ve savaş baronları Türkiye'nin terörle ayaklarına pranga vurmak istedikleri için bu sorunun çözülmesine müsaade etmediler, çözülmesi yolunda atılan adımlardan da fevkalade büyük birtakım sıkıntılar çektiler. Rahmetli Özal'ın ve diğerlerinin o dönemde attıkları adımlarda nelerle karşılaştıklarını bilen birisi olarak, bunu sadece parantez içerisinde bir mesele olarak gündeminize getiriyorum. O zamanlar yapılamayanlar nasıl oldu da şimdi yapılabildi? Yine burada da birçok konu var ama müsaade ederseniz burada da altı önemli konunun altını çizmek isterim. Bunlardan birincisi, devlet aklıyla millet vicdanı buluştu. Bazen devlet aklı başka hareket eder, milletin vicdanı başka istikamette hareket eder. İlk sefer bu konuda, bu konunun çözülmesi noktasında devletin aklıyla milletin vicdanı buluştu."
Devletin aklıyla gündeme gelen ve yürütülen sürecin, milletin vicdanıyla üst üste gelerek bir ivme kazandığını bildiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
"Örgüt, tarihinde ilk kez silahsızlanma, silahları bırakma ve örgütün kurumsal kimliğini feshetme iradesini ortaya koydu. 27 Şubat'ta İmralı'dan yapılan açıklamada ve daha sonra takiben yapılan diğer açıklamalarda, bu konu bütün açıklığıyla gündeme getirildi. Özellikle örgütün kurucu ideolojisinin artık geçersiz olduğu, rasyonel sosyalizmin sürdürülemez bir ideoloji olduğu örgütün en üst yönetimi tarafından ifade edildi. Ayrıca artık silahlı mücadeleyle Türkiye'de hiçbir sonuç alınamayacağı, bunun doğru bir yol olmadığı ve bunun için de silahsızlanma, silahları bırakma döneminin başlayacağı ifade edildi. Bu da 50 yıllık PKK tarihinde ilk kez olan bir husustur. İlk kez böylesine güçlü bir şekilde örgüt silahsızlanma ve örgütü feshetme iradesini ortaya koymuş oldu. Bu da fevkalade önemli bir gelişmeydi. Bu sürecin buraya kadar gelmesini sağlayan önemli gelişmelerden birisi, 'şimdi niye oldu?' sorusunun cevaplarından birisi de küresel ve bölgesel çatışmaların ortaya çıkardığı fevkalade hassas durumdur."
Türkiye'nin merkezinde bulunduğu coğrafyanın dünyanın bütün güçlerinin kapışma alanı olduğunu söyleyen Kurtulmuş, Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmalar, İsrail'in Gazze ve Filistin'e soykırım teşebbüsü, Amerika ile İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş ve bunları Hürmüz ve Babülemir de yarattığı tahribatın bölgede güvensizlik ortamını hakim kıldığını dile getirdi.
Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:
"Diyebiliriz ki, içinde bulunduğumuz bu geniş coğrafyanın en temel özelliği istikrarsızlık ve güvensizlik haline dönmüştür. Üstüne üstlük bu coğrafyada devam eden bu aktif çatışmalar açıkçası Türkiye'yi de doğrudan doğruya hedef alan, Türkiye'yi de doğrudan doğruya tesir eden bir gelişme haline gelmiştir. Buna ilave olarak İsrail'in bölgedeki yayılmacı tutumları, bölgede sadece Filistinlilere karşı değil, sadece Filistin devletinin kurumsal yapısına karşı değil, bölgedeki bütün ülkelere karşı saldırgan tavırları bizim iç cepheyi tahkim etme anlayışımızı güçlendirmiştir. Şöyle bir hatırlarsanız, bu süre içerisinde İsrail Lübnan'a saldırdı, Irak'a saldırdı, Suriye'ye saldırdı, İran'a saldırdı, Yemen'e saldırdı, Ürdün'e saldırdı, Katar'a dahi saldırdı. Böylesine büyük bir canavarlıkla ilerleyen İsrail'in siyonist iştahının hiç şüphesiz Nil'den Fırat'a kadar olan coğrafyada bizim bölgemizi de içine alan büyük bir emperyal yayılmacılık fikrine sahip olduğu aşikardır."
Türkiye'nin kendi içinde ve bölgede, istikrar ve güvenliği sağlamasının önemli önceliklerden biri haline geldiğinin altını çizen Kurtulmuş, sadece terör örgütü PKK üzerinden değil, terör ve çatışma baronlarının Alevi-Sünni, sağ-sol çatışmaları üzerinden de ülkeye ağır bedeller ödettiğini bildiklerini kaydetti.
Suriye'nin hem toprak bütünlüğünün korunması hem de farklılıkların bir arada yaşatıldığı yeni bir Suriye'nin inşa edilmesi noktasında önemli gelişmeler kaydedildiğine dikkati çeken Kurtulmuş, şunları söyledi:
"Hiç şüphesiz bunların en başında gelen gelişme de PYD-YPG'nin yeni Suriye rejimine entegre olma sürecinin başarıyla sürdürülmesidir. Aynı şekilde Irak'ta da Irak'ın kuzeyinde yer alan PYD-YPG-KCK yapılanmasıyla iç içe olan bazı unsurları ekim ayı başından itibaren Suriye merkez yönetimi ile entegre olması, oradaki bazı silahsız unsurların silahsızlanma sürecini başlatması bizim için fevkalade önemlidir. Ayrıca Amerika, İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşın ilk günlerinde dile getirilen, İran'da rejim değişikliği için bazı unsurların ayaklandırılması projesi İran'ın kuzeyindeki Kürt bölgelerinde uygulanmaya çalışılmış ama o projeden vazgeçilmiş ya da o proje uygulanamaz bir noktaya gelmiştir. Dolayısıyla hemen komşu ülkelerimizde ortaya çıkan bu gelişmelerde, Türkiye'nin lehine olan, Türkiye'deki bu Terörsüz Türkiye sürecine destek olan hemen sınırımızın dışındaki gelişmelerdir."
Terörsüz Türkiye'nin bir siyasi partinin meselesi olmadığını anlatan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
"Bu mesele bir siyasi partinin meselesi değildir. Bu mesele bir yasa çıkarma meselesi hiç değildir. Mesele sadece Türkiye'nin geleceği de değil, bütün bölgenin geleceğini ilgilendiren fevkalade hayati bir meseldir. Cumhuriyet tarihimizin en ağır meselesi buydu, ikinci asrının da en önemli projesi bu olacaktır. Eninde sonunda başaracağız. Bu bölge halklarını yeniden birbirinin kardeşi, dostu haline getireceğiz. Bunu söylüyoruz, siz de sağ olun, desteklediğinizi gösteriyorsunuz. Türkiye'de milletimizin kahir ekseriyeti bu konuya destek veriyor. Ancak bu mesele başarılı olmasın diye gayret edenlerin de varlığını biliyor ve bu konuda da tedbirli olmaya hepimizi davet ediyorum."
Süreçte herkesin kullandığı dile dikkat etmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, insanların ayrılıkçı söylemlerden uzak durması gerektiğini sözlerine ekledi.
Malatya Valisi Seddar Yavuz ise kentte depremlerden sonra önemli çalışmaların yapıldığını ve yaraların sarıldığını söyledi.
İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat da yeni akademik yılın hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından İnönü Üniversitesi Merkez Dersliği'nin açılışı için kurdele kesildi.
Numan Kurtulmuş, daha sonra İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat'ı ziyaret etti.
Programa, AK Parti milletvekilleri Bülent Tüfenkci, Abdurrahman Babacan, İhsan Koca ve İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak, Yeni Parti Milletvekili Veli Ağbaba, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
