
Bir ölçüm aygıtı, ölçtüğü şeyi tarif etmekle yetinmez; bir süre sonra o şeyin nasıl olması gerektiğini de söylemeye başlar. PISA'nın Türkiye'deki yirmi yıllık kariyeri tam olarak budur.
Bir eğitim göstergesi olarak değil, bir terbiye aygıtı olarak dolaşıma sokulmuştur. Her açıklama döneminde aynı ayin tekrarlanmıştır: Önce puan, sonra utanç, en sonunda "Bu ülke düzelmez" hükmü.
Bu yıl ayin aksadı!
PISA 2025'te, 91 ülke arasında Türkiye fen bilimlerinde 494, okumada 472 puanla OECD ortalamasının -sırasıyla 482 ve 461- ilk kez üzerine çıktı; matematikte 462 ile ortalamayı yakaladı. Sıralamada fende 15, okumada 18, matematikte 11 basamak yükseldi.
2003'te fen puanı 434 olan bir ülkeden söz ediyoruz. Üstelik yükseliş yalnızca ortalamada değil. Fen bilimlerinde üst düzey performans gösteren öğrenci oranı yüzde 4'ten 7.4'e çıkarak OECD'nin 7.2 ortalamasını geride bıraktı.
Buna da "OECD ortalaması da geriledi" diyerek itiraz ettiler ki fende 3, okumada 14, matematikte 9 puan gerilediği doğru. Ama Türkiye'nin kazancı başkasının kaybından ibaret değil ki, nitekim mutlak puan da artmış: Fende 18, okumada 16, matematikte 8.
Bu yüzden Türkiye üç alanda birden puanını en çok artıran OECD ülkesi. Almanya ise 2001'de "PISA-Schock" kavramını icat edip sistemini baştan kurmasının üzerinden çeyrek asır geçmişken hâlâ inişte.
Asıl soru, bu puanların hangi müfredatla alındığıdır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, müfredatı yüzde 35 seyreltti, ezberin yerine beceriyi koydu ve kavram düzeyinde bir egemenlik tercihi yaptı. "Coğrafi Keşifler" yerine "Sömürgeciliğin Başlangıcı", "Haçlı Seferleri" yerine "Haçlı Saldırıları", "Orta Asya" yerine "Türkistan"ı koydu.
Bu tercihin karşılığında ne söylenmişti? "İyice dindarlaştık, pozitif bilimlerin sonuna geldik, Ortadoğululaşmada son viraj…" Bugün elimizdeki tablo ise şu: Pozitif bilimi zayıflattığı iddia edilen müfredat fende OECD'yi geçti, sorgulamayacağı söylenen çocuklar tam da sorgulama ölçen bir testte yükseldi.
Yusuf Tekin'in cevabı bu yüzden kayda değer: "'Zulüm 1453' diyenlerin eleştirisiyle değil, 'Fetih 1453' diyenlerle yola devam edeceğiz."
Bir iç veri daha var ki yerleşik sınıfsal önyargıyı tersine çeviriyor: Devlet okulları üç alanda da özel okulları geçti. Fende devlet okulları ortalamanın 15 puan üstünde, özel okullar ise 7 puan altında.
Tebrik etmemek için tarihlerinde ilk kez PISA sonuçlarını "şaibeli" bulduklarını yazdılar. Alman oryantalist de bunu yazdı; indirdiği gözlüğünün ucundan halka iğrenerek bakan bizim oryantalist de böyle yazdı.
30 yıldır önümüze konan ikilem, "Ya kendin ol ve kaybet, ya onlar gibi ol ve kazan"dı. Bu tabloyla birlikte sadece kendimiz kalarak kazanabileceğimiz de netleşmiş oldu.
Sonuç yanıltmasın: Evet, cetvel hâlâ onların ama ölçtüğü şey artık bizim…
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin