![]()
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi genel cerrahi uzmanı Doç. Dr. Selman Emiroğlu, AA muhabirine, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmakla birlikte erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu söyledi.
Meme kanserinin erken dönemlerde hiç belirti vermeden ilerleyebildiğine işaret eden Emiroğlu, "Düzenli taramalar sayesinde henüz ele gelmeyen, çok küçük boyutlardaki tümörleri bile tespit edebiliyoruz. Hastalığın erken evrede yakalanması yalnızca yaşam süresini ve tedavi başarısını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda daha sınırlı cerrahi müdahalelerle memenin korunabilmesine de olanak sağlayabiliyor." diye konuştu.
Türkiye'de, 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi, yılda bir de klinik meme muayenesi önerildiğini bildiren Emiroğlu, şunları kaydetti:
"Bununla birlikte 20 yaşından itibaren kadınların memelerini tanımalarını, düzenli aralıklarla kendi kendilerine kontrol etmelerini ve herhangi bir değişiklik fark ettiklerinde hekime başvurmalarını önemsiyoruz. Ancak kendi kendine muayenenin mamografinin yerini tutmadığını özellikle vurgulamak gerekiyor. Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri bulunan, özellikle genç yaşta kanser tanısı almış yakınları olan kadınların ise standart tarama yaşını beklemeden risk değerlendirmesi yaptırmaları gerekiyor. Ağrı olmaması, memede fark edilen bir kitlenin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde ailesinde meme kanseri bulunmayan kadınların da risk taşımadığını düşünmesi doğru değildir. Meme kanseri tanısı alan kadınların önemli bir bölümünde bilinen bir aile öyküsü bulunmuyor. Her kitle kanser anlamına gelmese de şüpheli değişikliklerin mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor."
Emiroğlu, meme kanserinin tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşandığını, artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını anlattı.
Tümörün evresi, büyüklüğü, hormon reseptörleri ve diğer biyolojik özellikleri değerlendirilerek kişiye özel tedavi planları oluşturulduğunu aktaran Emiroğlu, "Meme koruyucu cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve uygun hastalarda immünoterapi gibi yöntemlerle başarılı sonuçlar elde edilebiliyor." dedi.
Emiroğlu, sağlıklı kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, alkol tüketiminden kaçınılması ve mümkün olduğunda emzirmenin, meme kanseri riskinin azaltılmasına katkı sağladığını belirtti.
Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi genel cerrahi uzmanı Dr. Merve Tokoçin ise kadınlara yaşlarına ve risk durumlarına uygun tarama programlarına katılmaları çağrısında bulundu.
Erken evrede tespit edilen meme kanserlerinde 5 yıllık sağ-kalım oranlarının yüzde 96-99 seviyelerine ulaşabildiğine dikkati çeken Tokoçin, gelişen cerrahi teknikler ve yeni tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastanın memesi korunarak tedavi edilebildiğini aktardı.
Tokoçin, amaçlarının yalnızca kanseri ortadan kaldırmak olmadığını, hastaların yaşam kalitesini ve beden bütünlüğünü de korumayı hedeflediklerini vurguladı.
Meme kanserinin tedavisinde tümörün biyolojik özelliklerinin giderek daha fazla önem kazandığını belirten Tokoçin, geçmişte daha çok tümörün büyüklüğü ve yayılımı üzerinden değerlendirme yapılırken bugün kanserin biyolojik davranışının da dikkate alındığını kaydetti.
Tokoçin, tümörün özelliklerine göre tedavinin kişiselleştirildiğini, bazı hastalarda cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi gibi yöntemlerin birlikte uygulanabildiğini, uygun özelliklere sahip bazı ileri yaştaki hastalarda ise ilaç tedavisiyle hastalığın kontrol altında tutulabildiğini bildirdi.
Hedefe yönelik akıllı ilaçların tedavide önemli bir yer edindiğini ifade eden Tokoçin, bu ilaçların kanser hücrelerinin belirli özelliklerini hedef alarak daha seçici bir tedavi yaklaşımı sunduğunu ancak tamamen yan etkisiz olmadıklarını vurguladı.
Tokoçin, kadınların mamografi taramalarını zaman zaman herhangi bir şikayetleri olmadığı gerekçesiyle erteleyebildiğini, taramanın en önemli avantajının henüz belirti vermeyen değişiklikleri tespit edebilmesi olduğunu dile getirdi.
Mamografiyle memedeki çok küçük kireçlenmelerin ve henüz invaziv kansere dönüşmemiş bazı hücresel değişikliklerin saptanabildiğine dikkati çeken Tokoçin, erken tespitin hastalığın ilerlemeden değerlendirilmesine ve gerekli tedavinin planlanmasına imkan sağladığını ifade etti.
Tokoçin, mamografide kullanılan radyasyon dozunun düşük olduğunu, uygun yaş grubundaki kadınlarda taramanın sağlayacağı faydanın radyasyona bağlı riskten çok daha ağır bastığını kaydetti.
Meme kanserinin tanı ve tedavisinde gelecekte yapay zeka, moleküler testler ve daha az girişim gerektiren cerrahi yöntemlerin öneminin artmasının beklendiğini aktaran Tokoçin, şöyle devam etti:
"Yapay zeka sayesinde insan gözünün kaçırabileceği çok küçük değişiklikleri daha erken fark edebilecek, insan kaynaklı hataları azaltabileceğiz. Moleküler testlerle hangi tümörün hangi ilaca yanıt vereceğini daha doğru öngörebileceğiz. Cerrahide ise giderek daha küçük girişimler ve meme koruyucu yöntemler ön plana çıkıyor. Hatta gelecekte uygun bazı hastalarımızda büyük ameliyatlara gerek kalmadan, küçük girişimlerle veya yalnızca ilaç tedavileriyle hastalığı ortadan kaldırmak mümkün olabilir. Bu yaklaşımların bir kısmı henüz araştırma aşamasında. Ama gittiğimiz yön çok açık. Daha az cerrahi, daha az yan etki ve daha kişiye özel tedavi."
Erken teşhisin hayat kurtardığını vurgulayan Tokoçin, "Kendimize ayıracağımız kısa bir zaman, geleceğimiz için atacağımız en önemli adımlardan biri olabilir. Kadınlarımızın tarama programlarını ihmal etmemelerini istiyoruz. Meme kanserinden değil, geç kalmaktan korkalım." dedi.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.