![]()
Bir dönem ağırlıklı olarak tropikal ve subtropikal bölgelerle ilişkilendirilen sıtma, dang humması, Chikungunya ve Zika gibi vektör kaynaklı bazı hastalıkların farklı coğrafyalarda görülmesi, dünya genelinde değişen hastalık haritasını gündeme getiriyor.
Artan sıcaklıklar bazı vektörlerin daha serin ve yüksek rakımlı bölgelere yayılması için elverişli koşullar oluşturabilirken bazı bölgeleri ise hastalık taşıyan türler açısından daha az uygun hale getirebiliyor. İklim değişikliğinin yanı sıra uluslararası seyahat, kentleşme ve arazi kullanımındaki değişiklikler de hastalıkların yayılımında ve yeni bölgelere taşınmasında rol oynayabiliyor.
Avrupa'da Fransa ve İtalya gibi ülkelerde yerel dang humması vakaları kaydedilirken ABD'de Florida ve Virginia gibi eyaletlerde de yerel bulaş vakaları bildirildi.
Afrika'da ise sıtmanın bazı yüksek rakımlı bölgelere yayılması, hastalıkların coğrafi dağılımındaki değişime örnek gösteriliyor.
"Nature" dergisinde yayımlanan ve iklim değişikliğinin Afrika'daki sıtma yüküne etkilerini inceleyen araştırmada, mevcut sıtmayla mücadele düzeyinin korunması halinde iklim değişikliğinin 2024-2050 döneminde Afrika'da yaklaşık 123 milyon ilave sıtma vakasına ve 532 bin ilave ölüme yol açabileceği öngörüldü.
Araştırmada, tahminlerdeki belirsizlik dikkate alındığında ilave vaka sayısının 49,5 milyon ile 203 milyon, ilave ölüm sayısının ise 195 bin ile 912 bin arasında değişebileceği belirtildi.
Aşırı hava olaylarının iklim değişikliğine bağlı ilave sıtma riskinin başlıca unsuru olduğuna işaret edilen araştırmada, bunların ilave vakaların yüzde 79'u, ek ölümlerin ise yüzde 93'üyle bağlantılı olabileceği hesaplandı.
Çalışmada ayrıca, beklenen artışın büyük bölümünün sıtmanın yeni coğrafyalara yayılmasından ziyade hastalığın halihazırda endemik olduğu bölgelerdeki bulaşın yoğunlaşmasından kaynaklanacağı ve etkilerin bölgelere göre önemli ölçüde farklılık göstereceği kaydedildi.
Liverpool Üniversitesi İklim Etkileri Profesörü Andy Morse, AA muhabirine konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Vektör kaynaklı hastalıkların bulaşabilmesi için çevresel koşulların sivrisinek gibi taşıyıcıların üremesi ve gelişmesine uygun olması gerektiğini belirten Morse, bu canlıların üreme alanları için suya, hayatta kalabilmeleri için de nemli ortama ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Morse, hastalık bulaşının gerçekleşmesi için 20'li derecelerin ortalarındaki sıcaklıkların elverişli olduğunu, patojenlerin sivrisinek içerisinde gelişebilmesi için de sıcaklığın yeterli düzeyde olması gerektiğini ifade etti.
Geleneksel olarak tropikal ve subtropikal bölgelerle ilişkilendirilen bazı hastalıkların yeni coğrafyalarda da görülmeye başladığına dikkati çeken Morse, Avrupa'daki dang vakalarını buna örnek göstererek, İtalya ve Fransa'da vakalara rastlandığını anımsattı.
Batı Avrupa'da dang, Chikungunya ve Zika gibi hastalıkları taşıyabilen “Aedes albopictus” türü sivrisineğin kuzeye doğru yayılmasının yerel dang bulaşını mümkün kılan etkenlerden biri olduğuna işaret eden Morse, bir de virüsün Güney Avrupa veya tropikal bölgelerden dönen bir yolcu aracılığıyla bölgeye taşınmış olabileceğini dile getirdi.
Morse, uluslararası seyahat ve insan hareketliliğinin hem hastalık taşıyan vektörlerin hem de patojenlerin yeni bölgelere taşınmasına katkı sağlayabileceğini ifade ederek, iklimin ısınmasının da sivrisineklerin ulaştıkları yeni bölgelerde yerleşmesine elverişli koşullar oluşturabileceğini söyledi.
Kentleşme ve arazi kullanımındaki değişikliklerin etkisinin de tek yönlü olmadığına dikkati çeken Morse, bu süreçlerin vektörlerin yaşam alanlarını ortadan kaldırabileceği gibi yeni yaşam alanları da oluşturabileceğini kaydetti.
Sıcaklık ve yağış düzenindeki değişikliklerin hastalıkların bulaşma dönemlerini de etkileyebileceğini belirten Morse, uzun süren sonbahar sıcaklıklarının Kuzey Avrupa'da tatarcıkların taşıdığı mavi dil hastalığının bulaşma dönemini uzatabileceğini aktardı.
Morse, "Daha ılıman kışlar, sivrisinekler gibi bazı vektörlerin kışı geçirerek hayatta kalmasına imkan sağlayabilir." değerlendirmesinde bulundu.
İklim değişikliğinin etkilerinin her bölgede aynı olmayacağını vurgulayan Morse, Doğu Afrika'daki yüksek rakımlı bölgelerde sıtmanın ortaya çıkmaya başladığına işaret etti.
Buna karşılık Batı Afrika'daki bazı bölgelerde sıcaklıkların sıtmayı taşıyan “Anopheles” türü sivrisinekler için ideal koşulların üzerine çıkmış olabileceğini belirten Morse, bu durumun iklim değişikliğinin bazı bölgelerde hastalık riskini artırırken diğerlerinde azaltabileceğini gösterdiğini ifade etti.
Vektör kaynaklı hastalıkların gelecek 10 ila 20 yıldaki dağılımına ilişkin ise Morse, "Bazı bölgelerde artış, bazı bölgelerde ise azalma görülecek." yorumunu yaptı.
Morse, sağlık sistemlerinin değişen hastalık risklerine hazırlığına da değinerek sağlık otoritelerinin güvenilir sürveyans verileri toplamasının önemine dikkati çekti.
Saha çalışmalarının da düzenli şekilde devam ettirilmesi gerektiğini söyleyen Morse, hükümetlerin ve halk sağlığı otoritelerinin, mevcut olduğu durumlarda vektör kaynaklı hastalık riskine ilişkin mevsimsel tahminlerden yararlanması gerektiğini belirtti.
Morse, mevcut verilerin analiz edilerek hastalıkların dağılımındaki eğilim ve değişikliklerin takip edilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.