
Fon tasfiyelerinde bu hafta kritik bir eşik aşılacak. Geçen hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'ndan geçen kanun teklifinin bu hafta Genel Kurul'da görüşülerek yasalaşması bekleniyor. Tasfiye bekleyen yatırımcılar açısından bunun anlamı, ödemeler için hukuki zeminin tamamlanması. Teklif, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılara net yatırımları kadar, 1 milyon lira ve üzerinde olanlara ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılmasını öngörüyor. Düzenlemenin yasalaşmasıyla olağanüstü tasfiye kapsamındaki bu ödemelerin ekim ayı bitmeden yapılması hedefleniyor.
Burada iki süreci birbirinden ayırmak gerekiyor. Olağan tasfiyede ödemeler, yeni bir kanuna veya Meclis onayına ihtiyaç duyulmadan mevcut mevzuat ve fon tasfiye kuralları çerçevesinde yapılıyor. Olağanüstü tasfiye kapsamındaki işlemler ise Meclis'ten geçecek kanuna göre yürütülecek. Bu arada olağan tasfiyelerde önemli mesafe alındı. A1 Capital, Bulls ve Pardus'un 66 fonunda süreç tamamlandı. Toplam 45 bin 745 yatırımcıya ayni ve nakdi olarak 40,5 milyar liralık ödeme yapıldı.
SPK, Hedef Portföy'ün kurucusu olduğu 31 fonda da olağan tasfiye sürecinin işletilmesine karar verdi. Önceki açıklamalarda Atlas Portföy fonlarının olağan tasfiyeye alınmasına yönelik değerlendirmelerin sürdüğü de belirtilmişti. Dolayısıyla bir yandan ödemeler yapılırken diğer yandan olağan tasfiye kapsamının genişletilmesi için çalışılıyor. Ekonomi yönetiminin mesaisi de sürüyor. Fon Koordinasyon Kurulu dün pazar mesaisi yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Dolmabahçe'de gerçekleştirilen 6'ncı toplantıda, tasfiyelerdeki son durum ve atılacak yeni adımlar ele alındı. Kurulun çarşamba günü Ankara'da yeniden toplanması bekleniyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda kararlı olduğunu ve titiz bir çalışma istediğini biliyoruz. Yatırımcının beklentisi ise son derece açık: Bir an önce parasına kavuşmak. Ekonomi yönetimi de meselenin ekonomik, adli ve hukuki boyutları üzerinde yoğun mesai harcıyor. Şimdi önemli olan, bu çalışmaların yatırımcının hesabına yansıması ve kalan sürecin açık bir takvimle yürütülmesi. Bu süreçten çıkarılacak dersler ve yapılacak düzenlemeler, sermaye piyasalarını daha sağlıklı bir yapıya kavuşturabilir. Ancak güvenin yeniden güçlenmesi için ödemelerin yanı sıra denetimin etkinliği ve yatırımcının doğru bilgilendirilmesi de belirleyici olacak.
Tam da bu nedenle MSCI'ın endeksleri dondurma yönündeki açıklamalarının zamanlamasını ve etkisini sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Bu kadar kapsamlı bir çalışma yürütülürken, atılan adımların sonuçlarını görmeden yapılan açıklamalar mevcut yatırımcıyı da ürkütebilir. Yangın söndürülmeye çalışılırken kullanılan dilin yangına körükle gitmemesi gerekir. Elbette uluslararası kuruluşlar riskleri değerlendirecek, gerektiğinde uyarılarını yapacak. Ancak değerlendirmelerin, sorunlarla birlikte çözüm için atılan adımları da hesaba katması beklenir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının geçmişte önyargılı ve siyasi bulduğumuz yaklaşımları, kendi güvenilirliklerini de tartışmaya açmıştı. MSCI'ın açıklaması bana o yaklaşımı hatırlattı. Türkiye'nin önceliği belli: Yatırımcının hakkını korumak, ödemeleri hızlandırmak ve aynı sorunların tekrarını önleyecek düzeni kurmak. Bu hafta Meclis'te atılması beklenen adım, bu açıdan önemli bir dönüm noktası olacak.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin