![]()
İsrailli asker, bu olayların ardından ordunun Gazze'de "istediği kişileri istediği kadar hedef alabildiğini ve bunun hesabını vermeyeceğini" fark ettiğini belirtti.
Haaretz'e konuşan ve güvenlik gerekçesiyle "Nir" takma adı kullanılan, İsrail ordusunda 10 yıl görev yapmış eski İHA operatörü, Ekim 2023'te Gazze'ye yönelik saldırıların başlamasından saatler sonra gönüllü olarak göreve katıldığını ifade etti.
Nir, saldırıların ilk günlerini "Hiçbir kural yoktu." sözleriyle anlattı.
İsrail ordusunun hedef aldığı ambulansların açıkça sağlık aracı olduğunun görüldüğünü belirten Nir, yalnızca bu araçların vurulmasının değil saldırıların ardından askerlerin sergilediği tavrın da kendisini psikolojik olarak derinden etkilediğini dile getirdi.
Nir, Refah’ta 23 Mart 2025’te bir sağlık konvoyunun sirenleri açık olmasına rağmen hedef alındığını ve hedef alınan sağlık görevlileri için "Önce 15 Hamas mensubundan sonra 12 kişiden ve en son yalnızca 3 şüpheliden söz ettiler." ifadelerini kullandı.
Askerlerin tetiğe basmasının çok kolay olduğunu ve Gazze’de insanlıklarını kaybettiklerini vurgulayan Nir, hedef alınan ambulanslarda hayatını kaybeden sağlık görevlilerinin olay yerinde gömüldüğünü ve ambulansların üzerinden büyük zırhlı buldozerle geçildiğini aktardı.
Nir, tanık olduğu ambulans saldırısının ardından olayların örtbas edilerek hiçbir şey olmamış gibi devam edilmesinin bireysel askerlerin tutumundan ziyade ordunun genel işleyişinin bir parçası olduğunu savundu.
Nir, İsrail askeri olarak hedef aldığı Gazzelilerle arasındaki fiziksel mesafeyi koruyarak yaşadığı psikolojik sorunlarla başa çıkmaya çalıştığını ancak zamanla bu mesafenin yaşadığı sıkıntıları hafifletmek yerine suçluluk duygusunu daha da derinleştirdiğini ifade etti.
Ambulans saldırısından 1 yıl sonra askerliği bıraktığını anlatan Nir, ardından travma sonrası stres bozukluğu ve psikoz yaşadığını söyleyerek şöyle devam etti:
"Kelimenin tam anlamıyla oturup izleyebileceğiniz en ağır filmi izliyorsunuz. Herkesin yüzünü görüyorsunuz. Çocukları, anne babaları, aileleri, yardım için gelip ağlayan ve yalvaran kadınları görüyorsunuz."
Nir, İsrail ordusundaki atmosferi futbol stadyumuna benzeterek, askerlerin niteliği dahi belli olmayan hedefler için tribünlerdeki tezahüratları andıran şekilde birbirlerini "Öldür onu, vur onu." sözleriyle teşvik ettiklerini anlattı.
Gazze'deki saldırılar sırasında bir birliğin komutanlığını yaptığını belirten Nir, askerler arasında ciddi bir tükenmişlik gözlemlediğini söyledi.
Bu durumun hem Gazzeli siviller hem İsrail askerleri açısından tehlikeli boyutlara ulaştığını ifade eden Nir, çok sayıda "dost ateşi" vakası yaşandığını aktardı.
Nir, bir "dost ateşi" vakasında iki paraşütçünün hayatını kaybettiğini, başka bir olayda ise 8 askerin hedef olmaktan kıl payı kurtulduğunu anlattı.
İsrail askerlerinin hedef alındığı durumların "hata" veya "aksaklık" olarak değerlendirildiğini dile getiren Nir, "Ancak hedef alınanlar Filistinliler olduğunda bu hatalar anlayışla hatta onayla karşılanıyordu." dedi.
İsrail ordusunun Gazze’de kontrol ettiği bölge olan Sarı Hat'ın sınırlarını belirleyen beton blokları bir tümen komutanının tamamen kendi inisiyatifiyle yüzlerce metre ileri iterek yeni sınır oluşturduğunu söyleyen Nir, sınır değişikliğinden haberdar edilmeyen Filistinlilerin normal olarak gittikleri bölgelerde askeri hedeflere dönüştürüldüğünü belirtti.
Nir, İsrail askerlerinin Sarı Hat'ta sınırları değiştirerek hedef aldıkları sivillerin öldürülmesini, "Belki patlayıcı yerleştiriyordu ya da silah anlaşması yapıyordu." gibi ifadelerle gerekçelendirdiğini söyledi.
İsrailli eski asker, "Saldırıları haklı göstermek için herhangi bir istihbarat veya kanıt olmadan insanları geriye dönük olarak suçlu göstermeye çalıştılar." dedi.