![]()
Pamukkale Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yıl Açılış Töreni
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, TBMM'de “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi”ne ilişkin basın toplantısı düzenliyor
"Gelecek Burada Başlıyor: Teknoloji, Uzay ve Yeni Nesil" Paneli
Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni
Sabancı Üniversitesi Prof. Dr. Fuat Keyman Toplantı Salonu'nda gerçekleşen ve moderatörlüğünü AA Yeşilhat muhabiri Biriz Özbakır'ın yaptığı etkinliğe Sabancı Üniversitesi İPM İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray ve SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü konuşmacı olarak katıldı.
Türkiye'nin ilk çevre haberleri müdürlüğü Yeşilhat'ın tanıtım videosunun izlenmesiyle başlayan panelde ilk sözü alan Şahin, COP31'in jeopolitik gelişmelerin enerji güvenliği üzerindeki etkilerinin belirginleştiği bir dönemde gerçekleştirileceğini belirtti.
Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'da yaşanan enerji krizinin yanı sıra son dönemdeki jeopolitik gelişmelerin enerji meselesini küresel siyasetin merkezine taşıdığına işaret eden Şahin, fosil yakıtlara dayalı enerji güvenliğinin kırılganlığının daha görünür hale geldiğini söyledi.
Şahin, net sıfır hedeflerinin yalnızca iklim değişikliği açısından değil, enerji güvenliği açısından da önem taşıdığını ifade etti.
Türkiye'nin COP başkanlığının ülkenin kendi iklim politikaları açısından da sorumluluk getirdiğini ve uluslararası alanda üstlenilen liderliğin ulusal politikalarla desteklenmesi gerektiğini dile getiren Şahin, "COP31 aslında daha önce düşünülenden daha önemli bir COP haline geldi." dedi.
Antalya'da fosil yakıtlardan uzaklaşma kararının güçlendirilmesinin önemli bir sonuç olacağı değerlendirmesinde bulunan Şahin, şöyle konuştu:
"Meselenin ismini bir kez koymaya başlayınca arkası gelecektir diye düşünüyorum. Dolayısıyla bizim asıl meselemiz bugün emisyonları azaltmak gibi dolaylı yollardan meseleyi söylemek değil, doğrudan doğruya fosil yakıtlardan uzaklaşmak."
Fosil yakıtlardan çıkışın kısa sürede gerçekleşemeyeceğini, bunun için kademeli ve öngörülebilir takvimlere ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Şahin, Türkiye açısından kömürden çıkışın yaklaşık 10 yıllık bir takvim içinde planlanabileceğini kaydetti.
Şahin, hedefler için kademeli bir geçiş takvimi oluşturulması, piyasaya doğru sinyaller verilmesi ve politika araçlarının bu takvime uygun şekilde uygulanmasının önemine değinerek, "Devletlerin net, ulaşılabilir, gerçekçi bir şekilde fosil yakıtlardan artık vazgeçeceği dünyanın sinyalini vermesi gerekiyor. Bunun için de bence Antalya çok önemli bir başlangıç olacak." ifadelerini kullandı.
Bora Şekip Güray, enerji güvenliği ile iklim hedeflerinin geçmişe kıyasla bugün daha fazla kesiştiğini ve enerji sistemindeki dönüşümün merkezinde elektrifikasyonun bulunduğunu belirtti.
Elektrik kullanımının ulaştırma, binalar ve sanayi gibi sektörlerde yaygınlaşmasının enerji güvenliği ve emisyonların azaltılması açısından önemli fırsatlar sunduğunun altını çizen Güray, enerji talebindeki artışın karşılanması için yalnızca üretim kapasitesinin artırılmasının yeterli olmadığını, enerji verimliliğinin de dönüşümün temel unsurlarından biri olduğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin rüzgar enerjisi başta olmak üzere bazı alanlarda sanayi altyapısının bulunduğunu hatırlatan Güray, "Buralara yatırım yapmaya, odaklanmaya devam etmemizin hem Türkiye'nin kendi talebinin karşılanmasına hem de yakın coğrafyalarda işbirliği fırsatlarının, sanayi işbirliğinin, teknoloji fırsatlarının gelişmesine büyük katkısı var." diye konuştu.
Alkım Bağ Güllü de küresel enerji dönüşümünde bugüne kadar daha çok elektrik üretiminin karbonsuzlaştırılmasına odaklanıldığı, bundan sonraki aşamada temiz elektriğin ekonominin bütün alanlarına yayılması gerektiği tespitini paylaştı.
Yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Güllü, "Yenilenebilir enerji kapasitesini artırıyoruz ama şebekeleri aynı hızda geliştiremez ve modernize edemezsek, dijitalleştiremezsek ve esnekliğini artıramazsak bu kapasiteyi sisteme entegre etmemiz mümkün olmayacak. Dolayısıyla burada şebekeler ve bütün bu süreçleri kolaylaştırıcı olarak dijitalleşme çok önemli olacak." sözlerini sarf etti.
Enerji depolama, şebeke esnekliği, elektrikli araçların akıllı şarjı, termal depolama ve dijital teknolojilerin önem kazandığını aktaran Güllü, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ne kadar fazla yenilenebilir ya da temiz elektrik üretebiliriz sorusundan, bu temiz elektriği ekonominin tüm alanlarına nasıl yayabiliriz sorusuna geçiyoruz. O yüzden COP31'in özellikle temiz enerji üretimi altındaki başlıklarına da baktığımız zaman, o geçişin yansımalarını görüyoruz. Yani gerek elektrifikasyon olsun, gerek dijitalleşme olsun, gerekse şebekeler olsun, aslında hepsi bunun yansıması. COP31'de ortaya konulacak hedeflerin ulusal hedeflere, sektörel yol haritalarına ve yatırım yapılabilir projelere dönüştürülmesi gerekiyor."
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.