
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın TBMM Genel Kurulu'ndaki konuşmasından satır başları şunlar oldu:
Sayın Meclis Başkan Vekilim, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kıymetli üyeleri, ekranları başında bizleri izleyen aziz vatandaşlarımız; sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 59. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fon piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin yüce meclisimizi ve aziz milletimizi bilgilendirmek üzere söz almış bulunmaktayım.
Sorunlu fonlara yönelik alınan idari ve adli tedbirlere ve bu fonların tasfiye süreçlerine ilişkin yapılan çalışmalara girmeden önce önemli bulduğum birkaç hususun altını çizmek isterim.
Öncelikle ekonomimizin temellerinin sağlam olduğunu, makroekonomik görünümümüze ilişkin bir sorunun olmadığını ifade etmek isterim. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığımızın milli gelire oranı %3 civarında. Bölgemizde yaşanan savaş ve bunun petrol fiyatları başta olmak üzere olumsuz etkilerine rağmen cari açığın milli gelire oranı %2.6 seviyelerinde.
Merkez Bankamızın rezervleri dış şoklara karşı emniyet sağlarken, bankacılık sistemimiz yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla son derece güvenilir bir yapıda.
FİNANS PİYASALARIMIZDA SİSTEMİK BİR RİSK SÖZ KONUSU DEĞİL
Birazdan detaylarına gireceğim sorunlu fonların sermaye piyasamızın genel resmini temsil etmediğini de önemle vurgulamak isterim. Çok net bir şekilde ifade etmek isterim ki, finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir. Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır. Sorunlu fonların tasfiyesi sermaye piyasalarımızı zayıflatmayacak, bilakis potansiyel risklerden kurtulan sermaye piyasalarımız yoluna çok daha güçlü bir şekilde devam edecektir.
Yanlışların üzerine kararlılıkla gidilirken, çok yönlü tedbirlerle sermaye piyasalarımızı desteklemeye devam edeceğiz. Sermaye piyasalarımızın geneliyle ve yaşanan sorunlarla ilgili hiçbir sorumluluğu olmayan finansal kurumlar ve araçlarla ilgili olarak iktidarı ve muhalefeti ile tüm kesimlerin hassasiyet taşıdığına inanıyorum.
OLDUĞUNDAN DAHA BÜYÜK VEYA OLDUĞUNDAN DAHA KÜÇÜK BİR ANLAM İFADE ETMEYELİM
Sizler aracılığıyla medya ve sosyal medyada soruna yaklaşım biçimi konusunda da kısa bir değerlendirme yapmak isterim. Lütfen bu soruna olduğundan daha büyük veya olduğundan daha küçük bir anlam ifade etmeyelim. Gerçekçi olalım ve sağlıklı bilgilere dayalı yorumlar yapalım. Aksi takdirde yaşanan sorunlarla hiçbir bağı olmayan, işini düzgün yapan fonlara ve yatırımcılara zarar veririz.
Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ederken ve tasfiye ederken vücudun kendisine zarar vermeyelim. Dolaylı olarak bu gelişmelerden etkilenen şirketlere ve milyonlarca yatırımcıya karşı bunun ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum.
Bilinmesini isterim ki Türkiye, kalkınma sürecimizin asli bir unsuru olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden asla geri adım atmayacaktır. Tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcısına güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmalarımızı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.
Bu süreçte vatandaşlarımızın haklarını koruyacak, piyasanın güven içinde işlemesini sağlayacak ve gerekli düzenlemeleri gecikmeksizin hayata geçireceğiz.
Yaşanan sorunları giderirken sermaye piyasalarımızın daha sağlıklı ve güçlü bir yapıda yoluna devam etmesini temin edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli çalışmaları ilk günden itibaren başlattık.
KİM OLURSA OLSUN BUNUN SONUÇLARINA KATLANACAK
Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir. Hukuk dışı eylemlerde bulunan kim olursa olsun bunun sonuçlarına katlanacaktır.
Sermaye piyasalarımızda yaşanan sorunun her bir detayı ilk andan itibaren yetkili, adli ve idari kurumlarımız tarafından titizlikle takip edilmekte, somut tedbirler alınmakta ve gerekli adımlar atılmaktadır.
Temel yaklaşımımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın 'Sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır' ifadesidir. Bu çerçevede her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadele verilmektedir ve verilmeye devam edilecektir.
HAK YİYENLERİ SAVUNMAYACAĞIZ
Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız.
131 FON, TOPLAM FON SAYISININ YÜZDE 4.6'SI
Tasfiye halindeki 131 fon toplam fon sayısının %4,6'sını, toplam portföy değerinin ise %7,7'sini oluşturmaktadır. Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır.
Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür. Sermaye piyasalarımız gelişimini sürdürmektedir ve bu alandaki temel politikamızda herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. Bununla beraber sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkması meselelerin önemini azaltmamaktadır.
Vatandaşlarımızın tasarruflarını etkileyen, piyasaya güveninizi zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin üzerine hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla gidilmektedir.
Bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirler değerlendirilmektedir.
HAZİNE KAYNAĞININ KULLANILMAYACAK
Altını çizmek istediğim diğer bir temel husus, bu süreçte oluşan özel zararlar için hazine kaynağının kullanılmayacağıdır. Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında bankacılık sistemimizdeki devlet garantisi söz konusu değildir.
Serbest fonlara giren herkes profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı talep formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır.
Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarını ilgili fonun kaynakları ile karşılamak esastır. Tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi ukdelerinde bulunan kaynaklar kullanılacaktır. Ayrıca fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynaklar kullanılacaktır.
FON KOORDİNASYON KURULU YOĞUN MESAİ HARCIYOR
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından oluşturulan ve başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu yoğun bir mesai harcamaktadır. Yol haritamız ve temel ilkelerimiz belirlenmiştir. Eş güdüm içinde ilgili her bir kurumumuz kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başlamıştır.
Şu hususun da altını özenle çizmek isterim: Bahse konu kurumların büyük bir kısmı bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerdir. Kanunlar çerçevesinde kendilerine verilmiş yetkileri kullanmaktadırlar ve kendi kararlarını almaktadırlar. Her biri aldığı kararı usulünce kamuoyu ile de paylaşmaktadır.
Fon Koordinasyon Kurulu, genel eş güdümü sağlamakta, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırmakta ve ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit etmektedir. Ayrıca kurulumuz, kanuni düzenleme gerektiren hususlarda kurumların teknik desteğini sağlayarak Meclis grubumuz ile ortak çalışmalar yapmaktadır.
Özetle yürütmekte olduğumuz tasfiye sürecinde Fon Koordinasyon Kurulu olarak ana çerçevemiz şudur: Süreç şeffaf şekilde yürütülecektir. Adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir. Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette, hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir. Hazineden kaynak kullanılmayacaktır. Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir. Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir. Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyona kadar ana paraların geri ödenmesi planlanmaktadır. Öncelik küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemeler gerçekleştirilecektir.
Kıymetli milletvekilleri; 2008'de Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan Madoff şirketi krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime krizi, denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini göstermektedir. Finans piyasalarının yapısında maalesef böyle bir durum var; çeşitli dönemlerde, çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Önemli olan, bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmektir.
10 MÜFETTİŞ İLE DEVLET DENETLEME KURULUMUZ BU ÇALIŞMALARI SÜRDÜRMEKTE
Ülkemizde yaşanan süreçte ilgili kurumlarımızın ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumlulukları, Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılmış olan kapsamlı incelemelerle netleştirilecektir. Bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumlarla ilgili Meclisimizin yine çıkardığı çok teferruatlı kanunlar var, oradaki usuller var. O usuller çerçevesinde elbette bu yapılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirmiştir. Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürmektedir. Gerekirse daha fazla müfettişle de bu çalışmalar etkili bir şekilde yapılacak; idari sorumluluklar, kişisel sorumluluklar bu süreçte ortaya çıkarılacaktır.
Güçlü bir ekiple şu anda sahada olan Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılacak inceleme ve soruşturmaların benzer sorunlarla bir daha karşılaşılmaması adına gereken ilave tedbirlere de ışık tutacağına inanıyoruz. Devlet Denetleme Kurulunun çıkaracağı rapor sadece sorumlulukları netleştirmiş olmayacak; aynı zamanda sistemde tespit edilen açıklar da belirlenecek ve buna dönük bir daha böyle sorunların yaşanmaması adına alınması gereken tedbirlere ilişkin de yol gösterici bir raporun çıkmasını bekliyoruz.
Bununla birlikte, sürecin öncesinde de çeşitli adımlar atıldığını vurgulamak isterim. Çünkü kamuoyunda, Meclisimizde, siyasi çevrelerde de bu tartışılıyor; "hiçbir şey yapılmadı mı bu süreçte" şeklinde belli hassasiyetler, eleştiriler dile getiriliyor.
Bu çerçevede, bu sorunlar ortaya çıkmadan atılmış olan bazı adımları da hatırlatmak isterim: 21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesinde alınan karar sonrası para piyasası fonlarının portföylerinin en az %10'unu hazine tahvil ve bonosunda tutmasını zorunlu hale getirdik. İyi ki bu yapılmış, bugün bu sayede fonlarda en azından kesin olarak nakde çevrilebilir hazine bonoları ve tahvilleri var; bunları da elbette yatırımcılar için değerlendireceğiz. 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi, hisse senetlerinde manipülasyona ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbir alınması hususunda değerlendirme yapmış ve harekete geçmiştir. 18 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesinde alınan karar gereği serbest fonlara giriş eşiği 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükseltilmiştir. 17 Haziran 2026'da SPK, serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAŞ uygulama esaslarını onaylamıştır. 20 Temmuz 2026'da TEFAŞ'ın fon alım-satım altyapısı yenilenmiştir. 30 Temmuz 2026'da BDDK, 1 Ekim'den itibaren uygulanmak üzere tasarruf finansman şirketlerine topladıkları kaynakların hangi enstrümanlara yatırılabileceği hususunda düzenleme yapmıştır.
30 Temmuz 2026’da fonların portföyündeki borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine en son açıklanan birim net aktif değer ile değerlendirilmesine karar verilmiştir.
28 Ağustos 2026’da SPK yatırım fonlarına ilişkin rehberini yayımladı. Rehber 1 Eylül 2026’da yürürlüğe girdi. Rehber ile ilgili fonların işlemleri konusunda önemli kurallar getirildi. Rehberin yürürlüğe girmesiyle sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan çeşitli fonlardaki sorunlar görünür hale geldi.
ADIMLAR ATILMAMIŞ OLSA SORUNLU FONLAR BÜYÜMEYE DEVAM EDERDİ
Bu adımlar atılmamış olsa sorunlu fonların, takdir edersiniz ki, büyümeye devam edeceği bir süreç olurdu ve bugünkünden de daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırdık. Bu rehberin yayınlanmış olması, sorunlu fonların ortaya çıkmış olması, geriye kalan fonlarda da çok daha güvenceli bir yapının oluştuğunu da göstermektedir.
Tüm bunlarla birlikte, kurumsal ve kişisel sorumluluklar Devlet Denetleme Kurulu süreci sonucunda netleşecek ve bunun gereği yapılacaktır.
Değerli milletvekilleri, Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, Sermaye Piyasası Kurulumuz ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulumuz başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız hızlı bir şekilde aksiyon almıştır.
16 Eylül 2026’da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine 2 yıl borsada işlem yasağı getirilmiş, bazılarının ise tüm lisansları iptal edilmiştir.
17 Eylül 2026’da Finansal İstikrar Komitesi toplanmıştır. Sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar alınmıştır. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından piyasaya ilave likidite sağlanmıştır.
SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verilmiştir. Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonlar da TEFAS’ta işleme kapatılmıştır. Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır.
BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın; Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım ve 2 faktoring şirketinin; Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring TMSF’ye devri kararlaştırılmış ve bu devir gerçekleştirilmiştir. Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası’nın devir alınma süreci başlatılmıştır.
Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken, adli süreçler de hızlı ve etkin bir şekilde devreye girmiştir. Halihazırda adli süreçlerin de devam ettiğini göz önüne alarak Anayasa ve iç tüzükteki yargı mercilerinde görülmekte olan davalara ilişkin sınırlar çerçevesinde Adalet Bakanlığımızın ve yargının süreç içindeki çalışmaları hakkında da kısaca bilgi arz etmek isterim.
220 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI, 85'İ TUTUKLANDI
Söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapılmıştır. Bunlardan 85’i tutuklu iken, 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunmaktadır. 81 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmıştır.
15 Eylül’den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazları üzerinde 21 el koyma kararı verilmiştir.
67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına; 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulmuştur.
Fon çıkış tarihleri ve işlem oranları esas alınarak yatırımcı listesindeki 42 gerçek kişinin mal varlığı ayrıca dondurulmuştur. Diğer yandan, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili olarak hak sahiplerine ilişkin talep edilen tüm veriler Merkezi Kayıt Kuruluşu MKK tarafından Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MASAK, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlarla paylaşılmaktadır.
Yoğun olarak anlık ve günlük çeşitli rapor talepleri ivedilikle karşılanmaktadır. Ayrıca SPK'nın almış olduğu karar uyarınca tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili 6 aracı kurumun ve 7 portföy yönetim şirketinin hesaplarından kıymet ve nakit çıkış işlemleri, SPK gözetiminde Merkezi Kayıt Kuruluşu, Borsa İstanbul ve Takasbank'ın ortak kararıyla kontrollü olarak yürütülmektedir.
Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda sürecin gereği olarak bütün kurumlarımız arasında eş güdüm içinde ve süratle yürütülmesini sağlayacak koordinasyon mekanizmasını vakit geçirmeden oluşturduk. 29 Eylül 2026 tarihinde ilgili fon yatırımcılarının meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek tasfiye sürecinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi için gerekli koordinasyonu sağlamak üzere Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından başkanlığını yaptığım Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur.
SPK, YOL HARİTASINI SUNDU
İlk toplantıda Sermaye Piyasası Kurulumuz, tasfiye kapsamındaki fonların mal varlığı ve likidite durumuna göre yatırımcılara ödemelerin gerçekleştirilmesine yönelik yol haritasını sunmuştur. Mevcut sorunun çözümünün yanı sıra benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönündeki kararlılık ortaya konmuştur.
2 Ekim 2026 tarihinde yaptığımız 2. Fon Kurulu Toplantısı'nda ise Sermaye Piyasaları Kurulumuzun 30 Eylül tarihli kararları çerçevesinde net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin çalışmalar, ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmaları bir süredir devam eden kanun teklifi taslağına nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletilmiştir.
Geçtiğimiz pazartesi günü ilgili tüm kurumların katkısıyla hazırlıkları yapılan kanun teklifi taslağı Fon Koordinasyon Kurulu 3. Toplantısı'nda kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Hazırlanan taslağa teknik düzeyde son hali verilerek grubumuz aracılığıyla Meclisimizin takdirine sunulacaktır.
Ele alınan tüm teklif ve düzenlemelerde vatandaşlarımıza, milletimize herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış net bir şekilde vurgulanmıştır. Yatırımcıların en önemli beklentisi olan tasfiye sürecindeki yol haritamızı kısaca özetlemeye çalışacağım.
Öncelikle SPK tarafından tasfiye sürecine alınan 7 şirket ve 131 fonla ilgili olarak tasfiye süreçlerinin yönetimi için Ziraat Bankası ve İş Bankası belirlenmiştir.
Bugüne kadar İş Bankası ile çalışmış olan Tera kapsamında 6 fonun tasfiyesinin yönetimi İş Bankası tarafından; geriye kalan 125 fonun tasfiyesinin yönetimi ise Ziraat Bankası tarafından yürütülecektir.
Fonlara ilişkin yatırımcıların ellerindeki pay senetlerinin kontrolü, hazır değer nakit tespiti, borç ve alacakların tespiti, fon mal varlığının gerçek durumunun tespiti yapılmıştır. İlgili bankaların saklama faaliyetlerini resmi olarak devralması sağlanmıştır.
YARIN 17 FONUN YATIRIMCISINA PARALARI ÖDENECEK
7 şirketten sorumlu 7 şirket var biliyorsunuz bu 7 şirketten A1 Capital, Bullss ve Pardus olağan tasfiye süreciyle tasfiye edilecektir. Yarın itibarıyla bu tasfiye süreci başlayacaktır. 17 fonun bu kapsamda tasfiye edileceğini öngörüyoruz. Bu 17 fondaki yatırımcılara paraları ödenecektir.
Merkezi Kayıt Kurumu verilerinin tamamlanmasından sonra geriye kalan 4 şirket ve altlarındaki fonlarla ilgili olağanüstü tasfiye süreci başlayacaktır. Atlas şirketinin olağan yöntemle tasfiyesi üzerinde de çalışılmaktadır. Burada bir uzlaşmaya gidilirse Atlas şirketi de olağan tasfiye ile yatırımcılara haklarını ödeyecek, geriye sadece 3 şirket kalacaktır.
TASFİYENİN ÖZÜNÜ 1 MİLYON LİRAYA KADAR ANA PARALARIN ÖDENMESİ OLUŞTURMAKTA
Olağanüstü tasfiyenin özünü meclisimizin tabii takdirine sunacağımız olağanüstü tasfiyenin özünü 1 milyon liraya kadar ana paraların ödenmesi oluşturmaktadır. Fon alacaklılarının tahsili ve borçların ödenmesi kapsamında çalışmalar sürdürülecek, nihai tasfiye bakiyesi 5-6 ay gibi bir süreç içinde sonuçlandırılmış olacaktır. Bu yapılan ödemeler ara ödemeler, nihai noktada da mahsuplaşmayla bu hesaplara girmiş olacaktır.
Meclisimizin takdirine sunulacak olağanüstü tasfiye kurallarını içeren taslak kanun teklifinin yasalaşması halinde, Ekim ayı içinde 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerinin yapılabileceğini öngörüyoruz. Bu konuda SPK tarafından gerekli detay kararlar alınacaktır. Teknik hazırlıklar tamamlanmıştır.
Sayısal bazı verileri de bu çerçevede sizlerle paylaşmak isterim:Tasfiyesi öngörülen 131 fonda 455.758 tekil kişi bulunmaktadır. Ziraat Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 125 fonda 151.247 tekil yatırımcı bulunmaktadır. İş Bankasının tasfiyesinden sorumlu olduğu 6 fonda ise 388.718 tekil yatırımcı bulunmaktadır. Olağan tasfiyesi yapılacak 3 şirketin 17 fonunda 43.643 yatırımcı, Perşembe günü ödemeleri yapılacaktır bu yatırımcılara. Bu şirketler kapsamında geriye kalan 49 özel fonda ise 2.098 kişi bulunmakta olup, kendi kapsamlarında sorunlarının çözülmesi planlanmaktadır. Gerekli teminatların alınması halinde Atlas şirketinde bulunan 56.614 kişiyi kapsayan 16 fonda da olağan tasfiye kuralları ile ödemeler ivedilikle yapılacaktır.
Olağanüstü tasfiye kapsamında ise hak kazanılacak ödemeye mahsuben ara ödeme yapılacaktır. Ara ödemede Merkezi Kayıt Kurumu tarafından hesaplanacak net yatırım tutarı esas alınacaktır. Bunu kısaca şöyle bir örnekle izah edebilirim: Bir X şahsı düşünün, 1 milyon lira yatırmış sisteme, bu parası 5 milyon olmuş. Arada 4 milyonunu çekmiş. Şimdi biz bunun ana parasını çektiğini düşünüyoruz, onu ödemeyeceğiz. Ama 1 milyona kadar sistemin içinde olan, çekmemiş olan miktarlar bu net yatırım tutarı tarifiyle ödemelere konu olacaktır.
Ara ödeme en fazla 1 milyon lira olacaktır. 1 milyona kadar olanların dolayısıyla tamamı ödenmiş olacak, 1 milyonun üstü olan hesaplar ise sadece 1 milyon ödeme almış olacaklardır. Bu, sonraki hakları tabii baki kalmak koşuluyla.
Merkezi Kayıt Kurumu kapsamında net yatırım tutarı algoritması yazıldı. Takasbank'tan fiyat bilgisi alındıktan sonra tutarlar hesaplanacaktır. Tüm bu işlemlerin yürütülmesinde SPK kararı ile TMSF bünyesinde 131 isteğe bağlı iade hesabı ve 1 adet genel hisse iade hesabı açılmıştır. Her bir fonda oluşan kaynak ilgili fonun alacaklıları için kullanılacaktır. Genel hesaba gelen kaynak ise SPK tarafından belirlenecek kriterlerle fonlara adil bir şekilde dağıtılacaktır.
TASFİYELERİN YAPILMASI İLE ÇOK BÜYÜK BİR KISMININ ÖDEMELERİ TAMAMEN YAPILMIŞ OLACAKTIR
El konulan veya müsadere edilen varlıkların satışından elde edilen gelirler de geri kazanım hesabına aktarılarak ödemelerde kullanılacaktır. Hak sahipliği fon ve hesap bazında belirlenecektir. Olağan ve olağanüstü tasfiyelerin Ekim ayı içinde yapılması ile birlikte 455.758 kişinin çok büyük bir kısmının ödemeleri tamamen yapılmış olacaktır.
İnanıyorum ki yatırımcıların beklentilerini dikkate alacak olan meclisimiz bu kanunu ivedilikle ele alacaktır. Elbette takdir meclisimizindir. Benim sizlere olağanüstü tasfiye konusunda arz ettiğim hususlar kanun metni nihai halini yüce meclisimizde aldıktan sonra kesinleşmiş olacaktır. Teknik olarak tüm hazırlıklar yapılmıştır. Kanun yürürlüğe girer girmez en kısa sürede gereği yapılacaktır.
Sayın Meclis Başkan Vekilim, kıymetli milletvekilleri; sözlerimi tamamlarken bir kez daha vurgulamak isterim ki devletimiz bu süreci vatandaşlarımızın haklarını esas alan, piyasa güvenini gözeten ve hukukun gereklerini eksiksiz yerine getiren bir anlayışla yürütmektedir. Tasfiye kapsamındaki fonlarda hak sahibi olacak yatırımcılarımızın haklarının korunması için gereken adımları atarken, haksız kazanç sağlayanların ve piyasa düzenini bozanların da hukuk önünde hesap vermesini sağlayacağız.
YAPISAL BAZI HUSUSLARI İÇEREN BİR KANUN ÇALIŞMASINI DA SÜRDÜRÜYORUZ
Aynı zamanda yaşanan tecrübeyi sermaye piyasalarımızın işleyişini daha da güçlendirecek bir imkana dönüştürmekte kararlıyız. Bu çerçevede yapısal bazı hususları içeren bir kanun çalışmasını da sürdürüyoruz. Bu olağanüstü tasfiye kanun teklifi dışında daha yapısal birtakım hususları içeren bir kanun hazırlığını da değerlendiriyoruz. Ancak bu hazırlığın Devlet Denetleme Kurulu raporundan sonra meclisimizin takdirine gelmesini daha sağlıklı buluyoruz. Çünkü Devlet Denetleme Kurulu sadece az önce arz ettiğim gibi sorumlulukları netleştirmiş olmayacak, sistemdeki varsa açıkları da ortaya çıkarmış olacaktır. Bu çerçevede gerekli daha yapısal düzenlemeler içeren bir kanun teklifini de zamanı geldiğinde yüce meclisimizin takdirine gruplarımız aracılığıyla getirmeyi planlıyoruz.
Aynı zamanda düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarımızı ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirecek, yatırımcının hakkını daha güçlü bir şekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliştirmeye devam edeceğiz. Bu yaşananlar özellikle tekrar tekrar altını çizmek istiyorum; sermaye piyasalarımızın hiçbir şekilde bu hukuk dışı işlemleri yapmamış fonları veya diğer araçlarına teşmil edilmemelidir. Tam aksine son kurallar, bu sorunun ortaya çıkmasını hızlandıran kurallar, sorunlu fonların daha doğrusu belirginleşmesini ve tasfiyesini imkan dahiline sokan kurallar, mevcut fonların güvenilirliğini de arttırmıştır. Bu kurallar çerçevesinde işleyen fonlar eskisinden daha güvenilir bir çerçeveye de kavuşmuştur. Piyasalarımızda sistemik bir risk yoktur, tekrar tekrar söylüyorum. Bu konuda sosyal medyada, medyada milyonlarca insanımıza zarar verecek bir şekilde sermaye piyasalarımız üzerinde, borsamız üzerinde gereksiz tartışmaların, spekülasyonların da hiç kimseye faydası yoktur; ne milletimize ne yatırımcılarımıza. Bu konuda da hepimize düşen ortak sorumlulukları bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
EKONOMİMİZ SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE YOLUNA DEVAM ETMEKTE
Dünyadaki ve bölgemizdeki birçok olumsuz gelişmeye rağmen ekonomimiz sağlıklı bir şekilde yoluna devam etmektedir. Türkiye dünyadaki bütün bu olumsuz koşullara rağmen büyümeye, istihdam üretmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde enflasyonla ilgili de sevindirici bir haber aldık, %30'un altına uzun bir süreden sonra geldi. Savaşın etkisiyle Merkez Bankamızın hesabına göre 7 puan ilave bir enflasyonla karşı karşıya olduğumuz halde %30'un altına düşmemiz önemli bir gelişme. Oradaki kararlı mücadelemizi de devam ettireceğiz.
Türkiye'nin finansal sistemi güçlüdür. Sermaye piyasalarımızın geleceğine ilişkin irademiz de nettir. Kalkınmamızda sermaye piyasalarımızı çok önemli, çok etkili, çok anlamlı mekanizmalar olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde vatandaşlarımızın tasarruflarını güven içinde değerlendirebildiği, üretimi ve yatırımı destekleyen, daha derin ve güçlü sermaye piyasaları için de kararlı bir şekilde çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Bu süreçte hukuku ve milletimizin son derece haklı hassasiyetlerini esas alacak, hiçbir suistimali karşılıksız bırakmayacak ve milletimizin de yatırımcılarımızın haklarını sonuna kadar koruma gayreti içinde olacağız.