
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün TBMM'nin 28'inci Dönem 5'inci Yasama Yılı dolayısıyla Meclis'te milletvekillerine hitap etti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Başkanlığı'nda toplanan TBMM Genel Kurulu'nda yeni yasama yılının açılış konuşmasını yapan Erdoğan, tüm siyasi partilere "birlik" çağrısı yaptı. Erdoğan, partilere ve milletvekillerine teşekkür ederek başladığı konuşmasında özetle şu mesajları verdi:
YAPAY KUTUPLAŞMA: Günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında, toplumda 'iç kanamaya' sebep olan yapay kutuplaşma yer alıyor. Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesi; değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesi elbette mümkün değildir; bu, doğru da sağlıklı da değildir. Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz, esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir… Siyasetin; farklarımızı, renklerimizi, çeşitliliğimizi bir ayrıştırma, yani kutuplaştırma vasıtası olarak kullanması, en başta siyasetin fıtratına aykırıdır. Siyasi partiler arasında tabii ki rekabet olacaktır, yarış olacaktır, belli sınırlar dâhilinde çekişme de olacaktır. Fakat bunun kutuplaştırma yoluyla, kamplaşmayı körükleyerek çatışmaya götürülmesi, siyasetin varlık sebebiyle uyuşmayacaktır.
AYRIŞMALAR YUMUŞAK KARIN: Yakın çevremizdeki hadiselere baktığımızda, yerel bazdaki ayrışmaların, siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin 'yumuşak karnına' dönüştüğünü, daha doğrusu dönüştürüldüğünü görüyoruz. Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler, içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise 'emperyalist-siyonist ittifakı' bulunmaktadır. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim, asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye'nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak demektir. Türkiye'nin ayarlarının bozulması, siyasetin işine yaramaz; sadece ve sadece Türkiye'nin hasımlarının işine yarar.
TÜRKİYE MERKEZLİ SİYASET: Her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Partiler, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, 'Türkiye merkezli siyaset' icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalı- dır. Türkiye'nin milli menfaatle- rinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz, buna 'iç cephenin tahkim edilmesi', 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz.
TERÖR BİTME NOKTASINA GELDİ
'TERÖRSÜZ Türkiye' sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu milli mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim… Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye'yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye'nin enerjisini heba ettiği, Türkiye'yi oyaladığı, Türkiye'nin kaynaklarını tükettiği açıktır. Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmalar, Türkiye'nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır. Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır. Çerçeve Yasa'da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci var. Gerekli adımlar atıldığında, kurumlarımız gerekeni yapacaktır.
FON MESELESİ ÇÖZÜLECEK
FON piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun, iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz.
CEPHE SİYASETİNİN RAF ÖMRÜ DOLDU
Türkiye'de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu 'cephe siyasetinin' raf ömrü dolmuştur. Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir "yıpratma savaşına" dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Önümüzde iki seçenek bulunuyor: Ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz ya da "mutabakat içinde rekabeti" esas alan yeni siyaseti Türkiye'ye hâkim kılacağız. Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü olacaksa, önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız.
Bugün itibarıyla başlayan Yeni Yasama Yılı'nın da; fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce, fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dâhilinde dile getirileceği, tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan edeceği verimli, bereketli bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum. Biz, iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak, her zaman olduğu gibi, yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Şahsım dâhil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz. Bir ay sonra 24'üncü yıldönümüne kavuşacağımız iktidarlarımız boyunca, kesintisiz biçimde, istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde, biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk.
'YENİ ANAYASA İÇİN EN İDEAL DÖNEM'
Başkan Erdoğan, "Türkiye'nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir anayasa yapma şartları, inanıyorum ki daha da olgunlaşacaktır. Darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasası, varoluşsal bir krizle mefluç doğmuştur… Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi, sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür. Bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da artırmıştır. Açık söylüyorum; milletimiz buna ne layıktır, ne de razıdır. Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir. Bu Meclis, Türkiye'nin milli ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa "huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el" ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, önyargıları tuz buz etmiştir. Türkiye'nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasa, kutuplaşma siyasetinin değil, "mutabakat içinde rekabeti" esas alan yeni siyasetin eseri olacaktır" dedi.
MHP lideri Devlet Bahçeli, Meclis'e gelen Başkan Erdoğan'a kırmızı ve beyaz iki gül armağan etti. Erdoğan, Bahçeli ve TBMM Başkanı Kurtulmuş genel kurul sonrası Başkanlık Divanı dinlenme odasında bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Mahalle Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Erdoğan konuşmasında şunları söyledi:
Ağlamak yok. Hiç endişe etmeyin. Dimdik ayaktayız. Durmak yok, yola devam. Son günlerde birileri olumsuz hadiseleri fırsat bilerek partimize yönelik bir saldırı kampanyası başlattı. Milyonlarca insanımızı alçakça töhmet altına bırakmaya çalışıyorlar. Adı gibi ak olan, pak olan bu tertemiz hareketi lekelemek için her yolu deniyorlar. Ellerinde geçirdikleri her fırsatı, kadınların uğruna mücadele verdikleri, bedel ödedikleri en temel haklarına karşı bir saldırı malzemesi yapan bu ahlaksızları ben yine milletimizin takdirine havale ediyorum.
Vesayetçilerin ördüğü tek tipçi duvarlar, AK Parti'yi ihya eden, bu hareketi inşa eden, kötü gidişata itiraz eden kadınların mücadelesiyle yıkılmıştır. Türkiye'nin demokrasi azmini aynı şekilde AK Parti saflarında mücadele eden kadınların ortaya koyduğu iradeyle sağlamlaştırmıştır. İnancından, başörtüsünden, kılık kıyafetinden dolayı yok sayılan kadınlar AK Parti'yle yeniden merkeze taşınmıştır. Resul Ekrem ŞAHAN / ANKARA
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin