
Bakan Tekin, Erzurum'da gazetecilerle bir araya gelerek eğitim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.
Tekin, gastronomi liselerinin bölgelerin yemek kültürünü kayıt altına alarak literatüre kazandıracağını belirterek, bu okulların yöresel yemeklerin hazırlanışını ve sunumunu öğretmek, aynı zamanda bölge turizmine katkı sağlamak amacıyla kurulduğunu söyledi.
Tekin, "Bizim diğer okullarımız standarttır. Anadolu lisesi dediğinizde Çanakkale'deki de Kars'taki de aynı programı uygular. Meslek liseleri de aynıdır. Ama yedi tane gastronomi lisesinin yedisinin de müfredatı ayrı, bulunduğu coğrafyanın kültürüne ilişkin." diye konuştu.
"LİSE ÖĞRENCİLİĞİYLE ALAKASI OLMAYAN İKİ KİŞİ OKULUN DUVARINA PANKART ASMIŞ"
Bakan Tekin, bir gazetecinin "İstanbul'da ziyaretiniz öncesinde bir okulda pankartlı bir gösteri yapılmıştı. Siz bu olaya tanık oldunuz mu? Olayın ardından iki öğrencinin tutuklandığı basına yansımıştı. Kamuoyu ve sosyal medyada da bu süreç konuşulmuş ve sizin de şikayetçi olduğunuz yönünde bazı iddialar gündeme gelmişti. Söz konusu olayla ilgili herhangi bir şikayetiniz oldu mu?" sorusunu da yanıtladı.
İstanbul ziyaretlerinde İl Milli Eğitim Müdürü ile bazı çalışmaları yerinde görmek üzere ziyaretler yaptıklarını belirten Tekin, ilgili okulun bahçesinde tahsisi Bakanlığa ait olan bir köşkün nasıl değerlendirileceğini görmek üzere alana gittiklerini dile getirdi.
Tekin, köşkü incelerken okul pencerelerinden öğrencileri gördüğünü, öğrencilerin isteği ve davetiyle okulu da ziyaret ettiklerini söyledi.
İki sınıfta öğrencilerle sohbet ettiklerini anlatan Tekin, "Okulla ilgili değerlendirmeler yaptık. Gençlerle sohbetimizi yaptık, fotoğraf çektirdik. Sonra da okuldan ayrıldım. Ne bir protesto gördüm, ne protesto eden herhangi bir pankart gördüm ne de öğrencilerle aramızda bu türden algılanmaya müsait nahoş bir durum oldu." ifadesini kullandı.
Alandan ayrıldıktan sonra, bahsedilen olayın bir gece önce yaşandığına ilişkin haberlerin kendisine iletildiğini anlatan Tekin, şunları kaydetti:
"Lise öğrenciliğiyle alakası olmayan iki kişi önceki gece saat 01.30'da okulun duvarına bir pankart asmışlar. Okulların güvenliği bu kadar gündemdeyken okula birisi gece illegal biçimde giriyor. Protesto hakkı, gecenin bir vakti okula gizlice girerek böyle bir şey yapmak değildir. Doğal olarak sabah güvenlik kameraları da incelenmiş. Biz oraya gittiğimizde zaten bu tespit edilmiş, pankart kaldırılmış ve pankartı biz görmedik. Okul idaresi de bize pankartla ilgili bir şey söylemedi. Pankart indirilmiş ve güvenlik kamerası kayıtlarından bunu kimin yaptığına dair emniyet kendi çalışmasını yapmış."
"DERS KİTABINDA BENİM FOTOĞRAFIM YOK"
Söz konusu kişilerin üniversite öğrencisi olduğunu ve adı geçen lisede hiç eğitim görmediklerini bildiren Tekin, şunları kaydetti:
"Daha da tuhafı, siyasi parti aidiyetiyle gidiyorlar. Okullara siyaset sokmayacağız diyoruz, partilerin bu tür amblemlerini engelliyoruz zaten. Polis oraya pankartı asanların başka tür bir güvenlik problemine sebebiyet verecek bir şey yapmadıklarını nereden bilecek? Olay şikayete bağlı değil. Resen soruşturma başlatılmış, olaydan benim haberim yok. Olayı gerçekleştirenlerin o liseyle alakası yok. Sonra birileri çıkıyor, 'Bakan şikayet etti.' diyor. Yalan. Bu yalanı söyleyenleri ispatlamaya davet ediyorum."
"Bir süredir devam eden bir eylem de var, ders kitaplarından sizin fotoğraflarınızın çıkması bir eylem halinde." sorusuna Tekin, şu cevabı verdi:
"Ders kitaplarında Bakanın fotoğrafı olur mu? Bu nasıl bir mantık, nasıl bir yalan? Bir tane örnek var, sosyal medyada gördüm. O da Türk Dünyası Kültür Atlası. O bir ders kitabı değil. Ders kitabı olmadığı için orada benim yazdığım bir takdim yazısı var. Bu kitabı ders kitabı olmamasına rağmen niye dağıttığımızı anlattığım bir sayfalık yazı var. Ders kitaplarının standardı belli. Bir ana kapak var, arka kapak, İstiklal Marşı'mız. Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi, Atatürk. Kitaplar bu, bizim yönetmelikte bu zaten. Ders kitabında benim fotoğrafım yok."
"SÜREKLİ BİR POLİSİN BULUNMASI GEREKEN OKULLARI TESPİT ETTİK"
Bakan Tekin, okul güvenliğine ilişkin soruya, "Bizim bütün okullara polis dikmek gibi bir düşüncemiz, böyle bir çabamız yok. Ama okullarda pedagojik açıdan akademik ilkelerle örtüşen tedbirler alacağız, alıyoruz." yanıtını verdi.
Bu kapsamda okullarda bir standart belirlediklerini anlatan Tekin, bütün okullarda bulunması gereken asgari tedbirlere yönelik, güvenlik kamerası kayıtları ve acil durum butonlarını da kapsayan tedbirler paketi oluşturduklarını belirtti.
Tekin, "Okulun bulunduğu bölgenin niteliğine göre farklılaşan, ihata duvarlarının yüksek olmasından turnike sistemine kadar… Her okula turnike sistemi kurmak gibi bir öneri olamaz ama hangi okullara turnike sistemi kurulacağını, okulun bulunduğu lokasyon iş yerleriyle dolu bir ortamsa, kalabalık bir hastaneye yakın bir yerse bahçesine her araç, herkes girmesin diyebileceğimiz bir yerse, bu türden yerlerde farklı tedbirler alıyoruz. Farklı bölgelerde farklı tedbirler alacak şekilde bütün okullarımızı kategorileştirdik." bilgisini paylaştı.
Standart tedbirlerin yanı sıra maksimum tedbirler de bulunduğunu aktaran Tekin, şöyle devam etti:
"Maksimum tedbirler içerisinde okulun bulunduğu bölge itibarıyla İçişleri Bakanlığıyla konuştuk. Sürekli bir polisin bulunması gereken okulları tespit ettik. Zaten bu her yıl yaptığımız çalışmaydı. Bu yıl yedi bakanlık birlikte yapmış olduk. O okullarda da 24 saat usulü bekleyen veya okul açık olduğunda bekleyen polis örneğinde olduğu gibi güvenlik tedbirlerini, her okulumuzu bu açılardan değerlendirdik. O tedbirlerimizi de aldık.
Şubatta alınacak tedbirlere ilişkin bahsettiğim şey şuydu, istihdam usulüyle ilgili farklı bir yöntem üzerinde çalışıyoruz demiştik. O hala bütçe görüşmeleri esnasında üzerinde konuştuğumuz konu başlıklarından bir tanesi. Bu yıl için TYP üzerinden aldık. Önümüzdeki yılla ilgili, 2027 bütçesine nasıl koyacağımızı konuşuyoruz. 31 bin bahçe görevlisi var ama bahçe görevlileri bir polis değil sonuçta. Zaten silah taşıma ruhsatı ve benzeri de yok. Orada mevzuatla ilgili bazı konular var."
"ORTAK SINAVA GEÇECEĞİMİZİ SÖYLEMİŞTİK, YENİ DUYURDUĞUMUZ BİR ŞEY DEĞİL"
Bakan Tekin, yoğunlaştırılmış yabancı dil programı uygulanan okul sayısının 1110'a ulaştığını, birinci yabancı dilin yanında haftada iki saatlik ikinci yabancı dil uygulamasının da hayata geçirileceği bilgisini verdi.
Ortak yazılı sınavlara ilişkin de açıklamada bulunan Tekin, şunları kaydetti:
"Kamuoyunda, okullar arasında not ortalamasında, üniversiteye girişte kullanılan ortaöğretim ağırlık ortalaması üzerinden tartışmalar var, özel okulların not şişirmesi üzerinden tartışmalar var. Dedik ki okullarda eğitimin niteliğini objektif biçimde ölçebileceğimiz bir mekanizma oluşturmaya başlıyoruz. Bunu TEOG uygulanırken başlattık ve bunu yaygınlaştıracağız dedik. Ortak sınav uygulamaları devam etti. İki yıldır da pilot uygulama olarak zaten bunları yapıyoruz.
Bu yıl da bahsi geçen derslerde ortak sınav uygulamasına geçeceğimizi zaten söylemiştik. Bu yeni duyurduğumuz bir şey değil. Ben burada bir objektivite sağlamaya çalışıyorum. Sınavlar Milli Eğitim Bakanlığının müfredatından çıkıyorsa okul niye Milli Eğitim müfredatını uygulamıyor? Kendi yayınını satmak için bu olmaz kusura bakmasınlar."
Bakanlık Yönetim Sistemi ile yapay zeka destekli geniş bir veri seti oluşturduklarını belirten Tekin, "Buradaki ortak sınav notları oraya da yansıyacak ve dolayısıyla benim önüme anomaliler düşecek. Ben diyeceğim ki 'X ilindeki bir okulda bir problem var.' Bunları tespit edip gerekli adımları atacağız. Burada eğitimin niteliği açısından itiraz edecek bir şey yok." açıklamasını yaptı.
Tekin, 10 Kasım'da sınav yapılmasına yönelik eleştirilere, ortak yazılı planlanmamış olsa da 10 Kasım haftasının okullarda yazılı yapılacak hafta olduğu şeklinde yanıt verdi.
"İlkokullarda dört yıllık sınıf öğretmeni uygulamasının değişmesi" söylentilerine ilişkin soruyu da yanıtlayan Tekin, dünyada uzmanlaşmayla alakalı farklı bir modelin yaygınlaşmaya başladığını, bazı okullarda bazı derslere branş öğretmenlerinin girmesi yönünde talepler olduğunu aktardı.
Tekin, şöyle devam etti:
"Bir uzmanlaşma beklentisi var. Haliyle biz de öğretmenlerimize 'Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?' diye soruyoruz. An itibarıyla karar verdiğimiz, yapacağız dediğimiz bir konu değil. Bir öğretmenler odasında konuştuk, oradan haber olmuş. Orada da şöyle söyledik, ilkokul birler ve ikiler yaş grubu itibariyle birbirine daha yakın gruplar. Üç ve dörtler daha yakın gruplar. Dolayısıyla ilkokul sınıf öğretmenlerini bir ve ikiyi okutanlar, üç ve dördü okutanlar diye ayrılsa acaba nasıl olur, ne düşünüyor diye öğretmenlerimizin fikrini alıyoruz.
Bu henüz tartışma aşamasında. Bununla ilgili gerekirse Temel Eğitim Genel Müdürlüğümüz çalıştaylar yapar. Belki onun sonunda öğretmen arkadaşlar istemezlerse vazgeçilir. Yani bu konuya ilişkin Bakanlığımızdan somut, olgunlaşmış veya atılmış bir adım yok şu anda, bugünden yarına da yapılacak bir iş değil zaten."
Tekin, Meta'ya açacakları davanın başvuru dilekçesinin de verileceğini, ilerleyen süreçte başka platformları da gündeme getirebileceklerini sözlerine ekledi.