
Altın piyasasında yıllardır takip edilen “yüksek faiz altının cazibesini azaltır” kuralı son dönemde sorgulanıyor. ABD tahvil getirileri ve güçlü doların oluşturduğu baskıya rağmen ons altının 4 bin doların üzerinde tutunması, yatırımcıların risk algısında önemli bir değişime işaret ediyor.
Artan kamu borçları, jeopolitik gerilimler ve finansal piyasalardaki belirsizlikler, altını yalnızca faiz getirisi olmayan bir değerli metal olmaktan çıkararak portföylerde güvenli liman ve riskten korunma aracı konumuna taşıyor.
Spot altın, ocak sonunda 5 bin 594 dolarla rekor seviyeyi gördükten sonra yaklaşık yüzde 25 geri çekilerek 4 bin 150 dolar bandına geriledi. Buna karşın ABD Hazine tahvili getirilerinin çok yıllı zirvelere çıktığı dönemde altının güçlü kalması dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre bu durum, yatırımcıların yalnızca faiz getirisine değil, küresel ekonomideki risklere de odaklandığını gösteriyor.
İtalya Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Sergio Nicoletti Altimari, altının farklı kriz dönemlerindeki performansına dikkat çekerek jeopolitik risklerin ve ekonomik parçalanma endişelerinin arttığı dönemlerde değerli metalin güvenli liman özelliğinin önem kazandığını belirtti.
Bundesbank Başkanı Joachim Nagel ise yükselen tahvil getirilerinin rezerv yöneticileri açısından tahvilleri daha cazip hale getirdiğini, ancak yüksek borç seviyelerinin oluşturduğu kredi riskinin portföylerde altınla çeşitlendirmeyi önemli kıldığını ifade etti.
Altındaki güçlü seyrin önemli nedenlerinden biri de merkez bankalarının devam eden altın talebi.
Metals Focus verilerine göre merkez bankalarının altın alımlarının 2026'da yıllık bazda yüzde 15 gerileyerek yaklaşık 720 tona düşmesi bekleniyor. Ancak bu seviyenin yine de 2022 öncesindeki alım miktarlarının üzerinde kalacağı öngörülüyor.
Bu durum, merkez bankalarının rezervlerinde altının rolünün kalıcı hale geldiğine yönelik beklentileri destekliyor.
Metals Focus, altın fiyatlarında yükseliş beklentisini koruyor. Kuruluş; kalıcı enflasyon, ABD'nin büyüyen bütçe açıkları ve politika belirsizliklerinin yatırımcıları geleneksel dolar bazlı varlıklara alternatif aramaya yöneltebileceğini öngörüyor.
Şirket, ons altının 2027 yılında ortalama 5 bin 330 dolar seviyesine ulaşmasını bekliyor.
Haberde belirtilen 4 bin 152 dolar civarındaki seviyeye göre bu tahmin yaklaşık yüzde 28'lik bir yükseliş potansiyeline karşılık geliyor.
Dünya Altın Konseyi'nin incelediği Hollanda, ABD, İngiltere ve Avustralya'daki emeklilik fonlarının da altını uzun vadeli portföy stratejilerinde tutmaya devam ettiği görülüyor.
Söz konusu fonların altın pozisyonları yaklaşık yüzde 2 ile yüzde 5 arasında değişiyor. Hollanda'daki Pensioenfonds PDN altın payını yüzde 5'e çıkarırken, ABD'deki Fairfax County Emeklilik Sistemi portföyünün yaklaşık yüzde 3'ünü altın vadeli işlemleri üzerinden değerlendiriyor.
İngiltere'deki Now: Pensions Master Trust'ın altın payı yaklaşık yüzde 2, Avustralya'daki NGS Super'in payı ise yüzde 3 seviyesinde bulunuyor.
Bu tablo, altının kurumsal yatırımcılar açısından geçici bir pozisyon yerine uzun vadeli risk yönetimi ve portföy çeşitlendirme aracı olarak değerlendirildiğini gösteriyor.
Altın piyasasında dikkat çeken bir diğer gelişme ise Londra'da vadeli işlem piyasasının devreye girmesi oldu.
New York Borsası'nın da sahibi olan Intercontinental Exchange (ICE), dünyanın en önemli fiziksel altın ve külçe merkezlerinden Londra'da değerli metal vadeli işlem sözleşmelerini başlattı.
Yeni sözleşmelerin altın ve gümüş piyasalarında işlem hacmini artırması, yatırımcılara ise yeni bir likidite ve riskten korunma imkanı sağlaması bekleniyor.
Küresel piyasalardaki gelişmeler, altının artık yalnızca faiz ve dolar hareketleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor.
Faizler, dolar, merkez bankası alımları, kamu borçları, jeopolitik riskler ve kurumsal yatırımcıların portföy tercihleri aynı anda altın fiyatlarının yönünü belirleyen faktörler haline geliyor.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde altın piyasasında “faiz yükselir, altın düşer” şeklindeki tek değişkenli yaklaşımın yerini, daha geniş bir risk ve portföy yönetimi perspektifinin alması bekleniyor.