![]()
Konseyden yapılan açıklamaya göre, AB'nin göç ve iltica alanındaki kapsamlı yaklaşımının parçası olan yeni kurallar, Göç ve İltica Paktı'nı tamamlayacak ve paktın uygulanmasına katkı sağlayacak.
Düzenleme, AB'de kalma hakkı bulunmayan kişilerin geri gönderilmesine ilişkin ortak prosedürler oluştururken, güvenlik riski oluşturan kişilerin geri gönderilmesine yönelik de daha sıkı kurallar getiriyor.
Yeni kurallarla üye devletlere geri dönüşleri uygulayabilmeleri için daha fazla araç sağlanırken, AB dışındaki ülkelerde geri gönderme merkezleri (return hubs) oluşturulmasına da imkan tanınıyor.
Buna göre hakkında geri dönüş kararı bulunan ve AB'de kalma hakkı olmayan kişiler, ilgili AB dışı ülkeyle yapılacak anlaşma veya düzenleme çerçevesinde bu merkezlere gönderilebilecek.
Söz konusu anlaşmalar yalnızca uluslararası insan hakları standartlarına ve uluslararası hukuk ilkelerine saygı gösteren ülkelerle yapılabilecek.
Anlaşmalarda özellikle geri göndermeme ilkesi (non-refoulement) gözetilecek.
Refakatsiz çocuklar ise bu tür anlaşma veya düzenlemelerin kapsamı dışında tutulacak.
Yeni düzenlemeyle Avrupa Geri Dönüş Kararı (European Return Order) oluşturulacak.
Üye devletler, geri dönüş kararlarının temel unsurlarını bu ortak platforma işleyecek.
Böylece bir üye devlet tarafından verilen geri dönüş kararının başka bir üye devlet tarafından tanınması için gerekli bilgiler sağlanacak.
Geri dönüş kararlarının karşılıklı tanınması ilk aşamada gönüllü olacak.
Uygulama, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden 3 yıl sonra yeniden değerlendirilecek. AB Komisyonu bu aşamada, karşılıklı tanımayı zorunlu hale getirecek yeni bir yasal düzenleme teklif edebilecek.
Yeni kurallar, güvenlik riski oluşturan AB dışı ülke vatandaşları için ise daha sıkı tedbirler öngörüyor.
Buna göre üye devletler, kişinin oluşturduğu güvenlik riski bakımından gerekli ve orantılı olması halinde süresiz giriş yasağı uygulayabilecek.
Bu kişiler, belirli koşullarda 24 aydan daha uzun süre gözaltında tutulabilecek.
Yeni düzenleme, geri dönüş sürecinde belirli koşullarda kişilerin ikametgahlarının ve diğer ilgili mekanların aranmasına da olanak sağlayacak.
Söz konusu aramalar adli veya idari makam iznine tabi tutulacak.
Bu başlık müzakere sürecinde yoğun tartışmalara yol açmıştı.
Sivil toplum kuruluşları, ev aramalarının temel haklar ve özel hayatın dokunulmazlığı açısından risk taşıdığı görüşünü dile getirmişti.
Avrupa'daki 100'den fazla kuruluş da Şubat 2026'da düzenlemenin geri gönderme ve gözetim yetkilerini genişleteceği gerekçesiyle öneriye karşı çıkmıştı.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.