Site icon Milliyetçi Medya

Veri merkezlerinin sebep olduğu çevresel sorunlar bölge sakinlerini endişelendiriyor

Veri merkezlerinin sebep olduğu çevresel sorunlar bölge sakinlerini endişelendiriyor

Anadolu Ajansının (AA) "Verinin Uzay Yolculuğu" başlıklı dosya haberinin ikinci bölümünde, yapay zeka veri merkezlerinin yol açtığı kirlilik ve çevresel etkiler ile bu tesislerin yakınında yaşayan bölge sakinlerinin deneyimleri ele alındı.

ABD basınında yer alan haberlere göre, veri merkezlerinin bulunduğu bölgede musluktan akan suyun rengi değişiyor, basıncı düşüyor, çevredeki ağaçlar kuruyor ve soğutma sistemleri ses kirliliğine neden oluyor.

ABD'nin Georgia eyaletindeki Meta Stanton Springs Veri Merkezine yalnızca 300 metre uzaklıkta yaşayan Beverly ve Jeff Morris çifti, Ağustos 2026'da Meta aleyhine dava açan dört aileden biri.

Çift, inşaat başladıktan sonra kuyularında tortu biriktiğini ve musluklarındaki su basıncının düştüğünü öne sürerek, evlerindeki musluklardan akan suyun "çamurlu ve kullanılamaz" olduğunu belirtiyor.

Dava açan dört aile, geniş çaplı ağaç kesimi ve kazı çalışmalarının yer altı suyunu depolayan akifere zarar verdiğini, bunun da silt ve tortunun kuyularına taşınmasına yol açtığını ileri sürüyor.

Meta ise yaptırdığı hidrojeolojik çalışmaya dayanarak veri merkezinin söz konusu soruna yol açma ihtimalinin düşük olduğunu ve tesisin faaliyetlerinde yer altı suyu kullanılmadığını savunuyor.

Benzer bir tartışma yaklaşık 800 kilometre kuzeyde, Virginia eyaletinin Louisa bölgesinde yaşanıyor.

Bölge sakinlerinden Austin Newsom'un evinin hemen karşısında, Amazon'a ait veri merkezi bulunuyor.

Newsom, Amazon'un aleyhine açtığı davada, Mart 2025'te veri merkezinin inşaatı başladıktan kısa süre sonra suyunun zaman zaman kahverengi akmaya başladığını ve daha önce böyle bir sorun yaşamadığını ileri sürüyor.

Sahada kullanılan ağır makineler ve kazı ekipmanlarının evinde ciddi titreşimlere neden olduğunu aktaran Newsom, bunun sonucunda yapıda çatlaklar oluştuğunu iddia ediyor.

Newsom, ayrıca veri merkezlerinin yol taşkınları, ışık kirliliği ve aralıksız gürültüye sebep olarak günlük yaşamını olumsuz etkilediğini savunuyor.

Avustralya'daki Sydney Üniversitesinde yapılan araştırmada, yapay zeka kullanımının yol açtığı enerji tüketimi ve buna bağlı karbon emisyonlarının küresel sıcaklıkları az da olsa artırarak yılda yaklaşık 3,5 milyon ila 14,1 milyon arının yok olmasına neden olabileceği belirtiliyor.

Sıcaklıktaki bu artışın arılar üzerinde önemli sonuçlar doğurabileceğine işaret edilen araştırmada, sıcak günlerin sayısındaki artışın arıların yumurta, larva, pupa ve yetişkin dönemlerindeki ölüm oranlarını yükseltebileceği ve erkek arıların sperm kalitesini azaltarak kolonilerin çökmesine neden olabileceği vurgulanıyor.

ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA) Jet İtki Laboratuvarında (JPL) astrofizikçi Prof. Dr. Slava G. Turyshev, yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem sistemlerinin giderek artan elektrik ihtiyacı nedeniyle veri merkezlerinin uzaya taşınması fikrinin gündeme geldiğini belirtti.

Turyshev, "Dünya'da yaklaşık beş yıl içinde elektrik talebinin neredeyse iki katına çıkacağı öngörülüyor. Bu talebi karşılayabilmek için daha fazla yerde tesis inşa etmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Artan enerji ihtiyacının doğal gaz, petrol, kömür veya nükleer enerji gibi kaynaklarla yeni tesisler kurularak karşılanabileceğini aktaran Turyshev, özellikle nükleer santrallerin yerleşim bölgelerinde kamuoyunun tepkisiyle karşılaşabildiğini söyledi.

"Sadece nükleer santraller değil, ABD'de neredeyse her eyalette bulunan veri merkezleri de halkın tepkisiyle karşı karşıya kalıyor. İnsanlar, mahallelerinde bilgisayarlar, işlemciler ve çipleri barındıracak büyük depoların bulunmasından hoşnut değil. İşte bu yüzden şu fikir ortaya çıktı, neden bunları uzaya taşımıyoruz?"

Farklı ülke ve kuruluşların uzayda büyük ölçekli altyapılar kurma seçeneğini değerlendirmeye başladığını belirten Turyshev, "Uzaya erişimden ve teknolojilerden nasıl yararlanabileceğimiz, Dünya'yı temiz, güzel ve yeşil tutmakla ve yaşamı sürdürmekle ilgili. Bu önemli bir konu. Dolayısıyla uzayda yaptıklarımız sayesinde, çevreyi koruyabiliriz." diye konuştu.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) Havacılık ve Uzay Güvenliği Projesi Direktör Yardımcısı ve Savunma ve Güvenlik Departmanı Kıdemli Araştırmacısı Clayton Swope, "Veri merkezlerini uzaya kurmanın daha anlamlı olmasının nedenlerinden biri de çevresel etkileri." dedi.

Swope, ancak uzayda veri merkezleri kurulursa çevresel endişelerin çok daha farklı boyutlara taşınabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu endişeler, bugün yörüngede bulunan binlerce uydu hakkında konuştuğumuz endişelere benziyor. Örneğin yörüngedeki trafiğin koordinasyonu konusunda endişeler olabilir. Bugün insanların zaten konuştuğu başka bir konu da uzayda enkaz oluşması. Uzayda bir çarpışma olduğunda ne olur? Ya da bir uzay aracı çalışmayı bıraktığında ne olur? Artık bir enkaz tehlikesine mi dönüşür? Bir uyduda meydana gelen bir arıza enkaz oluşmasına yol açarsa ne olur?"

Bunların bazılarını çevresel, bazılarını ise daha çok operasyonel kategoride değerlendirebileceğini dile getiren Swope, "Trafik yönetimi ve koordinasyonunu operasyonel bir konu olarak görüyorum. Ancak bunlar, bugün gördüğümüzden binlerce, hatta milyonlarca daha fazla uydunun yörüngeye gönderilmesiyle daha da büyüyebilecek sorunlar." şeklinde konuştu.

Swope, SpaceX'in yörüngede yapay zeka hesaplama işlemleri gerçekleştirmek için bir milyon uydudan oluşan bir takım önerdiğini belirterek, "Bu, bugün uzayda bulunan uydu sayısında muazzam bir artış anlamına geliyor ve az önce bahsettiğim bu sorunlar, uyduların sayısının artmasıyla daha da büyüyecek. Bunları şimdiden düşünmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.

Exit mobile version