Almanya'nın İstanbul Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen "Türkiye'de Hidrojen Ekonomisi: Temeller, Fırsatlar ve Zorluklar" başlıklı etkinlik kapsamında imzalanan mutabakatla, Türk-Alman enerji ortaklığının güçlendirilmesi, somut işbirliği fırsatlarının araştırılması ve iki kuruluş arasındaki işbirliği ağının geliştirilmesi hedefleniyor.
Mutabakat zaptı, H2DER Başkanı Yusuf Günay ile H2Global Vakfı İcra Direktörü Markus Exenberger tarafından imzalandı.
Almanya'nın İstanbul Başkonsolosu Regine Grienberger, etkinlikteki konuşmasında, Türkiye ile Almanya'nın enerji sistemlerini modernize etmek ve verimliliği artırmak için yıllardır yakın işbirliği içinde bulunduklarını söyledi.
Grienberger, bu ortaklığın yeşil hidrojen alanına genişletildiğini belirterek, "Türkiye, coğrafi konumu ve hedefleriyle benzersiz bir konuma sahip. Türkiye, yeşil hidrojen üretimi ve taşınmasında bir güç merkezi haline gelebilir. Almanya için bu hayati önem taşıyor. Sanayilerimiz iklim nötrlüğüne doğru ilerliyor. Güvenli tedarik kaynaklarına ve sürdürülebilir ürünlere ihtiyacımız var." diye konuştu.
Yeşil hidrojenin ağır sanayinin karbonsuzlaştırılmasındaki rolüne dikkati çeken Grienberger, hidrojen çözümlerinin hayata geçirilmesinin sanayinin geleceğini güvence altına alırken iklim hedeflerine ulaşılmasına yönelik somut sonuçlar elde edilmesine de katkı sağladığını dile getirdi.
Grienberger, hidrojen projelerinin hayata geçirilmesinde finansmanın önemine ilişkin de, "Hidrojen altyapısı büyük ölçekli yatırımlar gerektiriyor. Bu, enerji için yeni bir otoyol inşa etmeye benziyor. Güçlü bir temel ve yenilikçi finansman gerekiyor." ifadelerini kullandı.
H2DER ile H2Global arasında imzalanan mutabakat zaptına da değinen Grienberger, "Bu mutabakat zaptı yalnızca bir formaliteden ibaret değil, yeşil hidrojeni gerçeğe dönüştürecek pazar bağlantıları oluşturma taahhüdü." değerlendirmesinde bulundu.
H2Global Vakfı İcra Direktörü Exenberger de küresel gelişmelerin orta ölçekli ülkeler arasındaki işbirliğinin önemini artırdığını belirterek, "Eğer gerçekten bir pazar oluşturmak istiyorsanız, bu tür işbirlikleri giderek daha önemli hale geliyor." dedi.
Exenberger, ülkelerin ikili veya çok taraflı kullanabileceği bir mekanizmanın daha yakın işbirliğini kolaylaştırdığını ifade ederek şunları kaydetti:
"Şahsen, Türkiye'nin sahip olduğu kaynakların, altyapısının ve insan sermayesinin muazzam olduğuna ve bunun gerçek bir avantaj olduğuna inanıyorum. Türkiye, temiz hidrojenin yeni bir emtia olarak geliştirilmesi ve bu alanda yeni bir pazar oluşturulması açısından jeostratejik olarak doğru yerde bulunuyor. Avrupa'ya, Asya'ya, Afrika'ya yakın. Konum olarak son derece elverişli bir yerde. Kaynaklarınız var."
Hindistan ve Brezilya gibi ülkelerin yoğun çaba gösterdiği bu alanda rekabetin de çok güçlü olduğuna dikkati çeken Exenberger, "İşbirliği, hız ve devlet desteği kritik önemde." diye konuştu.
H2DER Başkanı Günay da Türkiye'nin hidrojen alanındaki stratejik hedeflerine dikkati çekerek, "Temel görevimiz, bu stratejik hedefleri istikrarlı ve sürdürülebilir taleple desteklenen ticari ölçekli üretime dönüştürmek." ifadesini kullandı.
Günay, Türkiye'nin ticari ölçekli yeşil hidrojen üretiminde yenilenebilir enerji kaynakları, sanayi altyapısı ve Avrupa pazarlarına coğrafi yakınlık gibi avantajlara sahip olduğunu söyledi.
H2DER ile H2Global arasındaki işbirliğini "stratejik bir girişim" olarak tanımlayan Günay, "Bu işbirliği, Türkiye'nin üretim potansiyelini yatırım, teknoloji, piyasa talebi ve uluslararası ticaretle buluşturma fırsatı sunuyor." değerlendirmesinde bulundu.
Günay, mutabakatın bilgi ve uzmanlık paylaşımı, politika ve mevzuat diyaloğu, bilimsel araştırmalar ve ortak etkinlikleri kapsadığını belirterek, "Bu diyalog, gelecekteki projelerin hazırlanmasına katkı sağlayabilir. Bu projeler daha sonra ayrı ayrı ticari anlaşmalar yoluyla geliştirilebilir." dedi.
