Site simgesi Milliyetçi Medya

Tıp literatürüne Türk imzası! 150 yıllık ezberleri bozan büyük keşif… Yepyeni bir dönem başlıyor

Tıp literatürüne Türk imzası! 150 yıllık ezberleri bozan büyük keşif... Yepyeni bir dönem başlıyor

İnsan vücudunda kasların kasılmasından kalbin sağlıklı bir ritimle atmasına kadar hayati bir rol üstlenen kalsiyum dengesi, bugüne kadar yalnızca paratiroid bezleri ve bu bezlerden salgılanan parathormon ile açıklanıyordu. Ancak Türk bilim insanlarının imza attığı bu son keşif, “vücudun orkestra şefi” olarak bilinen tiroid bezinin içerisinde de parathormon salgılayan yepyeni bir hücre grubunun varlığını ortaya koydu.

Uluslararası saygın bilimsel dergilerde fotoğraflarıyla birlikte yayımlanarak tüm dünyaya duyurulan bu tarihi keşfi Prof. Dr. Erhan Ayşan ile konuştuk.

"SAMANLIKTA İĞNE ARADIK VE BULDUK"

Tıp dünyası için devrim niteliğinde bir buluştan bahsediyoruz ancak konunun teknik detayları oldukça karmaşık olabiliyor. Bu keşfi tıbbi terimlerden sıyırıp hepimizin anlayabileceği şekilde anlatabilir misiniz?

Kalsiyum insan sağlığı için en önemli elementlerden biri. Kasların kasılması için kanda kalsiyumun normal düzeyde olması gerekir. Bunu unutmamak gerekir; kalp de bir kastır ve kalbin atabilmesi için onun da kalsiyuma ihtiyacı vardır. Şimdiye kadar, kandaki bu kalsiyumu ayarlayan tek organın paratiroid isimli bezler ve bu bezlerden salgılanan parathormon isimli hormon olduğunu biliyorduk.

Bu buluşta kandaki bu önemli hormonun tiroid bezinde de salgılandığı keşfedildi. Bu durum insan vücudunda yeni bulunan bir hücre olması açısından önemli olduğu gibi aynı zamanda tiroid bezimizin önemini de bir kat daha arttırmış oldu. Biliyorsunuz tiroid bezinden salgılanan tiroid hormonları çok fonksiyonel oldukları için bu bez zaten “vücudun orkestra şefi” olarak isimlendirilir. Şimdi bu buluşla tiroid bezimizin değeri bir kat daha artmış oldu.

150 YIL SONRA GELEN İKİNCİ BÜYÜK KEŞİF

Tiroid dokusu içinde bu yeni hücrelerin tespiti ve parathormon salgıladığının kanıtlanması metodolojik olarak nasıl bir süreçten geçti?

Biz bir ekip olarak yaklaşık 9 yıldır tiroid ve paratiroid bezleri üzerinde moleküler ve genetik çalışmalar yapıyoruz. Geldiğimiz bu nokta, bu uzun soluklu çalışmalarımızın bir sonucu. Tiroid bezinde en son 150 yıl önce C hücre adı verilen bir hücre keşfedilmişti. İlginç bir şekilde bu keşiften tam da 150 yıl sonra biz yeni bir hücre keşfetmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu keşifte elbette yüksek teknolojiyi kullandık. Özel mikroskobik boyalar ve ileri düzey görüntüleme teknolojilerini kullandık. Bu süreçte şansımız da yaver gitti. Yeni keşfettiğimiz bu hücreler tiroid bezi içinde oldukça az sayıdalar. Bu yüzden onları bulmak adeta samanlıkta iğne aramak gibiydi. Ama onları bulduk, hatta fotoğraflarını da çekerek uluslararası bilimsel bir dergide yayınlayarak tüm dünyaya da duyurduk.

AMELİYAT STRATEJİLERİ DEĞİŞİYOR

Cerrahlar, yıllardır ameliyat sonrası yaşanan parathormon düşüklüklerinde 'Acaba paratiroid bezlerini mi zedeledik?' şüphesi yaşıyordu. Bu keşif, aslında cerrahların üzerindeki vicdani/mesleki bir yükü kaldırırken, ameliyat masasındaki stratejinizi tam olarak nasıl değiştirecek?

Bu yorumunuzda çok haklısınız. Biz cerrahlar başarılı geçen tiroid ameliyatlarından sonra kandaki parathormon düşüklüklerinde hep kendimizi suçlar ve “daha özenli çalışabilirdik” şeklinde hayıflandırırdık. Oysaki bu buluş bizlerin de içini rahatlatmış oldu. Ama tabii ki, bu durum bizim özensiz çalışmamıza ve parathormonun asıl kaynağı olan paratiroid bezlerine zarar vermemek için azami dikkat sarf etmemize engel olmamalı.

Bu keşfin en önemli çıktılarından biri tiroid ameliyatlarında agresif cerrahiler yapmak, tüm tiroid bezini almak konularında daha dikkatli olmayı ve organ koruyucu cerrahileri öne çıkarmayı gerektirecek. Bu da hastalarımızın ameliyat sonrası hayat konforlarına daha çabuk dönmeleri ve daha kaliteli bir hayat sürmeleri demek.

HAŞİMATO VE GRAVES İÇİN YENİ UMUT KAPILARI

Bu yeni hücrelerin keşfi, Haşimato veya Graves gibi otoimmün tiroid hastalıklarının patofizyolojisine bakışımızı nasıl etkileyebilir?

Haşimato, özellikle kadınlar arasında çok yaygın olan bir hastalık. 40 yaş üzeri kadınlarda özellikle çok sık görülüyor. Graves yani halk arasında bilinen adıyla zehirli guatr da önemli ve sıkça görülen bir hastalık. Bu hastalıkların nedenlerini, ne yazık ki bilmiyoruz. Bu yeni buluş bu bilinmezlerde yeni kapılar aralayabilir, yeni açılımlar sağlayabilir. Ancak bu konuda net bir şey söylemek için çok erken. Bu konuda ciddi klinik ve laboratuvar çalışmalar yapmamız gerekiyor.

KLİNİK UYGULAMALAR VE ERKEN TANI GELECEĞİ

Keşfiniz, organ koruyucu yaklaşımlarla hastaların yaşam kalitesini artırmayı vaat ediyor. Ancak teorik bir buluşun hastanelerdeki günlük rutin cerrahi pratiğe ve kılavuzlara girmesi genelde yıllar alır. Sizce bu yeni yaklaşım algoritması klinik uygulamalara ne kadar sürede entegre olabilir ve en büyük direnç nerede yaşanabilir?

Çok haklısınız. Ne yazık ki, tıpta buluşların hayata geçmesi, özellikle de cerrahi branşlarda hayata geçmesi uzun zaman alıyor. Ancak hasta güvenliği açısından bu gerekli olabiliyor. Umarım, bizde bu süre olabildiğince kısa olur.

Rutin bir kan tahliliyle tiroid hastalıklarını henüz ilerlemeden yakalayabileceğimiz günlere ne kadar yakınız?

Biliyorsunuz, bilişim teknolojileri, yapay zekanın da devreye girmesiyle çok hızlı yol alıyor ve bunu öngörmek çok zor. Yeni bir görüntüleme teknolojisi bir anda hayatımıza giriyor ve oyun kurallarını hızla değiştiriveriyor. Dolayısıyla bu konuda zaman vermek çok zor. Ama umarız ki bu tür buluşlar bir an önce hayatımıza girer ve tiroid kanserini çok erken evrelerde yakalamamıza fırsat verir.

BİLİM GÜCÜ CEPTE: GELECEĞİN HEKİMLERİNE MESAJ

Tıp fakültelerinde 150 yıldır 'Parathormon yalnızca paratiroid bezinden salgılanır' bilgisiyle yetişen ve bu bilgiyi ezberleyen binlerce hekim var. Dünyadaki tıp literatürünün ve ders kitaplarının değişmesine öncülük eden bir Türk bilim insanı olarak, ilk kez ders kitabını açıp kendi keşfini okuyacak olan geleceğin hekim adaylarına ne söylemek istersiniz?

Gelişen bilişim teknolojileri, internet ağlarının güçlenmesi ve hızlanması ile artık bilim hiçbir ülkenin veya grubun tekelinde değil. Ben öğrencilerime de derslerimde hep söylüyorum; bilgiye ulaşmak, bilim yapmak için artık yer değiştirme, batıya gitme, ABD’ye gitme dönemi bitti. Bilgi artık cebinizde, cep telefonunuzda. Yapmanız gereken tek şey çok çalışmak ve cebinizdeki bilgiyi hayata geçirmek. Burada önemli bir nokta da bireysel çabalarla büyük buluşlara ulaşmanın imkânsız olması. Mutlaka multidisipliner bir ekip kurulmalı ve ekip olarak sistemli bir şekilde çok çalışılmalı. Bunlar sağlandığı takdirde bu güzel ülkemizden nice büyük buluşlar, keşifler çıkacaktır.

Keşfinize bir isim düşündünüz mü?

Bana sorulan sorulardan biri de bu hücreye kendi adımın verilip verilmemesiydi. Bunu asla istemem. Ben öğrenciyken özel isimli hastalıklara, hücrelere, sendromlara sinir olurdum. Onları ezberlemek çok zordu ve ne yazık ki hocalarımız da hep onlardan sorardı. Daha o zaman kendime söz vermiştim, eğer ileride bir şey bulursam buna asla özel bir isim vermeyeceğim diye. Şimdi bu sözü tutma zamanı. Eğer bu hücreye bir isim verilecekse, en basit ve akılda kalıcı isim; "tiroid bezinden kaynaklanan parathormon salgılayan hücre" olmalı.

Mobil sürümden çık