![]()
Enerji santralleri, elektrik şebekeleri ve veri merkezleri gibi büyük ölçekli altyapıların yanı sıra evlerdeki akıllı cihazlar, marketlerdeki soğutma sistemleri ve otomobillerdeki bilgisayarlar da siber saldırıların hedefi haline gelebiliyor.
Fransa'da Intermarche, Netto ve Cooperative U zincirlerine ait çok sayıda marketin soğutma sistemlerini hedef alan siber saldırı, internete bağlı cihazların güvenliğine ve eski sistemlerin oluşturduğu risklere ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Saldırı sonucunda soğutma sistemlerindeki sıcaklıkların 50 dereceye kadar yükselmesi nedeniyle çok sayıda taze ve dondurulmuş gıda imha edilirken, bazı mağazalarda da yangın çıktı.
Olay, büyük ölçekli kritik altyapıların yanı sıra günlük yaşamda kullanılan daha küçük sistemlere yönelik siber saldırıların da ciddi fiziksel ve ekonomik zararlara yol açabileceğini gösterdi.
Fransa'daki olay, hibrit tehditler kapsamında kullanılabilecek siber saldırıların günlük yaşamda oluşturabileceği zararları da ortaya koydu.
Özyeğin Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selim Akyokuş, AA muhabirine, siber güvenliğin bilgisayar sistemlerinin, ağların, yazılımların, verilerin veya veri merkezleri gibi dijital altyapıların yetkisiz erişime, saldırılara, zarar verme girişimlerine ve veri hırsızlığına karşı korunması anlamına geldiğini söyledi.
Nesnelerin İnterneti (IoT) kapsamındaki bağlantılı cihazların yaygınlaşmasına değinen Akyokuş, "Günümüzde siber güvenliğin önemi giderek artıyor. Bunun nedenlerinden biri de bağlantılı cihazların sayısındaki artış. Şu anda dünya genelindeki bağlantılı cihaz sayısının yaklaşık 21 milyar olduğu belirtiliyor." dedi.
Akyokuş, Fransa'daki olaya bakıldığında burada da bağlantılı cihazların söz konusu olduğunun görüldüğünü, marketlerdeki buzdolaplarının merkezi bir sistem üzerinden yönetildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bu merkezi sistem aracılığıyla dolapların sıcaklıkları takip ediliyor ve kontrol ediliyor. Ancak bu cihazlar merkezi sisteme bağlanırken bazı siber güvenlik zafiyetlerine yeterince dikkat edilmemiş olabilir. Çünkü bu tür sistemlerde genellikle cihazın çalışıp çalışmadığına odaklanılıyor. Buzdolabı çalışıyorsa herhangi bir müdahaleye ihtiyaç duyulmuyor. Aslında bu yaklaşım yalnızca buzdolapları için değil, pek çok elektronik cihaz ve makine için de geçerli. Cihaz çalıştığı sürece sisteme dokunulmuyor. Bunun yanında cihazların kullanım ömürleri de birbirinden farklı. Büyük endüstriyel soğutma sistemleri 10-15 yıl boyunca kullanılabiliyor. Bu sistemler merkezi olarak yönetilse de yönetim altyapılarında çeşitli siber güvenlik açıkları ve zafiyetleri bulunabiliyor."
Akyokuş, siber saldırıların, internet sitesinin çökertilmesi veya bir bankacılık sistemine izinsiz erişilmesi gibi olaylarla sınırlı kalmadığını, fiziksel sistemlere yönelik olarak da yapılabileceğini ifade etti.
Evdeki akıllı termostat, robot süpürge, internete bağlı bir üretim tesisindeki makine veya soğutma sisteminde de bir bilgisayar bulunduğunun altını çizen Akyokuş, "Normal bir bilgisayarı düşündüğümüzde donanımı, işletim sistemi ve internet bağlantısı bulunuyor. Bağlantılı cihazlar da aynı özelliklere sahip. Dolayısıyla işletim sistemlerinde veya şifreleme mekanizmalarında güvenlik açığı bulunan bağlantılı cihazların, siber saldırılara maruz kaldığında normal bir bilgisayardan farkı bulunmuyor." dedi.
Akyokuş, siber saldırılarda bir kişinin uzaktan bir sisteme zarar verebildiğini ancak bu zararı gidermek için çok sayıda insanın çalışması gerektiğini anlattı.
Fransa'daki saldırı özelinde belki de milyonlarca dolarlık zararın meydana gelmiş olabileceğini aktaran Akyokuş, şu ifadeleri kullandı:
"Bunun yanında saldırı yalnızca ilgili şirketleri değil, doğrudan vatandaşları da etkilemiş olabilir. İnsanlar marketlere gittiklerinde soğutma sistemlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle bazı ürünleri birkaç gün boyunca bulamamış olabilir. Dolayısıyla burada siber saldırının fiziksel sonuçlar doğurduğunu ve insanların günlük yaşamını etkileyebildiğini görüyoruz.
Fransa'daki olayı bu açıdan değerlendirdiğimizde saldırının amacının toplumsal bir etki oluşturmak olabileceğini de düşünebiliriz. Hatta toplumun devlete veya mevcut sisteme duyduğu güveni sarsmak da hedeflenmiş olabilir. Ancak bunun ne kadar planlı bir saldırı olduğunu veya arkasında nasıl bir organizasyon bulunduğunu bilmiyoruz. Dolayısıyla bu ihtimalleri de göz önünde bulundurmak gerekiyor."
Siber güvenlikte dost ülkeler arasında belirli istihbarat paylaşımlarının mümkün olduğuna işaret eden Akyokuş, bir güvenlik açığının herkesi etkileyebilmesi durumunda ülkelerin ortak çıkarlar doğrultusunda hareket edebileceklerini ancak çıkarlar çatıştığında bir ülkenin kendini etkileyen güvenlik açığını başka ülkelerle paylaşmayabileceğini söyledi.
Siber güvenlikte bir savunma, bir de saldırı boyutu olduğunu belirten Akyokuş, sözlerini şöyle tamamladı:
"Uluslararası ilişkilerde mütekabiliyet diye bir ilke var. Dolayısıyla siber saldırı durumunda sizin de karşılık verebilecek yeteneklere sahip olmanız gerekiyor. Yani yalnızca savunma sistemlerinin bulunması yeterli olmayabilir. Gerektiğinde saldırı gerçekleştirebilecek ekiplerinizin ve teknik kapasitenizin de olması önemli. Çünkü karşı tarafı caydırabilmek için sizin de benzer yeteneklere sahip olduğunuzu göstermeniz gerekebilir.
Bunu askeri caydırıcılığa benzetebiliriz. Askeri açıdan ne kadar güçlü olursanız karşı tarafı da o ölçüde caydırabilirsiniz. Siber güvenlikte de benzer bir durum söz konusu. Size yönelik bir saldırı gerçekleştirildiğinde buna karşılık verebilecek kapasiteye sahip olmanız, karşı tarafın saldırılarını sürdürmesini engellemek açısından caydırıcı bir unsur olabilir."
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
