![]()
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla TBMM önünden Ulus'taki Birinci Meclis'e resmi geçit töreni düzenleniyor
Sandıkların yüzde 90'ından fazlasının açıldığı İsrail'de hem iktidar hem muhalefet kanadı, 120 sandalyeli Mecliste koalisyon kurabilmek için gerekli 61 milletvekiline ulaşamadı.
Önceki seçimleri genel olarak "İsrail'in bir demokrasi olduğuna inanmadıkları ve bu söyleme meşruiyet kazandırmak istemedikleri" için boykot eden İsrail vatandaşı Filistinliler, bu seçimlere büyük katılım gösterdi.
İsrail vatandaşı Filistinlilerin yüksek katılımıyla, kesinleşmemiş kısmi resmi sonuçlara göre, Mansur Abbas liderliğindeki Raam'ın 7, üç partinin birleşiminden oluşan Ortak Liste'nin ise 12 milletvekilini Meclise göndermeye hak kazanması, tarihi bir başarı olarak kayıtlara geçti. Dikkati çeken bu başarı, koalisyon hesaplarında Raam ve Ortak Liste'yi kilit bir konuma taşıdı.
İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partilerin seçimlere katılımı, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in başvurusuyla engellenmek istendi.
İsrail Merkez Seçim Komitesi, eylül sonlarında Arap partilerinin ve bazı adayların seçimlere katılımının yasaklanması kararı aldı. İsrail Yüksek Mahkemesi, Ortak Liste adayı Sami Ebu Şehade hakkında alınan karar hariç diğer kararları bozdu.
Netanyahu hükümeti, seçimler öncesinde engellemeye çalıştığı İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partileri, seçimler sırasında ve sonrasında da hedefe koydu.
Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich gibi aşırı sağcı isimleri bünyesinde barındıran ve İsrail'in bugüne kadarki en radikal hükümeti olarak gösterilen Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin 4 yıllık iktidarı döneminde, Filistinliler Gazze'de soykırıma varan bir savaşa, Batı Şeria'da da yoğun saldırılara maruz kaldı.
Aşırı sağcı hükümetin ayrımcı baskı politikaları, soydaşları Gazze'de öldürülen, Batı Şeria'da saldırılara maruz kalan "1948 Arapları" olarak isimlendirilen İsrail vatandaşı Filistinlileri de hedef aldı.
İsrail'in güneyindeki Negev bölgesinde artan ev yıkımlarıyla binlerce Filistinli zorla yerinden edilirken Ben-Gvir, sürekli olarak bu yıkımlarla övünen paylaşımlar yaptı. Bölgede İsrail polisinin sert güç kullanımını artırmasını politika olarak benimseyen Ben-Gvir, en küçük adli vakalarda dahi toplu cezalandırma yöntemlerine başvurdu, baskınlar düzenlenmesine ve köylerin İsrail polisi tarafından abluka altına alınmasına neden oldu.
Güneydeki baskı politikasına ek olarak, tüm bölgelerde çok sayıda İsrail vatandaşı Filistinli, 7 Ekim 2023 sonrasında suç unsuru barındırmayan sosyal medya paylaşımları dahi gerekçe gösterilerek yargılandı, mesleklerinden ve okullardan uzaklaştırıldı, ayrımcılığa maruz bırakıldı.
Ben-Gvir'e bağlı polis teşkilatının uygulamaları nedeniyle Filistinlilerin yaşadığı bölgelerde suç oranları rekor düzeyde artarken, Filistinliler suç oranlarındaki artışa kasıtlı olarak yol verildiği gerekçesiyle yüksek katılımlı protestolar düzenledi.
Maliye Bakanı Smotrich de işgal altındaki Batı Şeria'da yaptıkları gibi, 1948 sınırları içerisinde kalan kuzey bölgelerini Yahudileştirme vaadini seçim kampanyasının merkezine aldı; Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler kuzeydeki Filistin beldelerinin çevrelerine kaçak yerleşim kurmak için boy gösterdi.
İsrail'in baskı politikası ve partilerin seçimlere katılımını engelleme teşebbüsleri, Filistinlilerin seçimlerde aşırı sağcı hükümeti göndermek için sandığa yoğun katılım göstermesine yol açtı.
Filistinli Bedevilerin yaşadığı İsrail'in güneyindeki Rahat başta olmak üzere bazı bölgelerde seçimlere katılım oranı yüzde 80'i aştı.
İsrail Başbakanlık Ofisinin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki Arapça hesabından, Rahat'ta Filistinli Bedevilerin deve ve at sırtında oy kullanmaya gittiği görüntüler paylaşılarak, ülkede Arapların oy kullandığı, Meclise girdiği ve idari görevler alabildiği öne sürülerek "İsrail'in apartheid bir rejim olmadığını" savunuldu.
İsrail Başbakanı Netanyahu ve müttefikleri, seçim günü Filistinlilere karşı ırkçı ifadeler içeren paylaşımlarıyla seçmenlerini provoke ederek sandığa çekmeye çalıştı.
Netanyahu, Ben-Gvir ve Smotrich, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki paylaşımlarında, Arap seçmenlerin sandığa gitmesini "tehdit unsuru" olarak sunarken, sağ seçmeni harekete geçirmek için "Müslüman Kardeşler", "Arap partileri" ve "sol hükümet" söylemlerini kullandı.
Netanyahu ve aşırı sağcı bakanlar, sosyal medya paylaşımlarında zaman zaman sahte görüntülere de başvurdu.
"Raam" ve "Ortak Liste" seçimlerde büyük başarı göstererek Mecliste 19 milletvekiliyle temsil edilme yolunda ilerlerken, Rahat'taki görüntüler paylaşılarak "apartheid rejimi olmadığı" öne sürülen İsrail'de, seçim sonuçlarının açıklanmaya başlanmasının ardından da hedef tahtasına konuldu.
İsrail vatandaşı Filistinlilerin seçimlere katılım oranının yüksek olması üzerine "seçimlerin Arap partileri tarafından çalındığını" iddia eden Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi, seçimlerde usulsüzlük yapıldığını savundu.
Likud, Filistin asıllıların yoğun yaşadığı bölgelerdeki çok sayıda sandıkta oyların çalındığı iddiasına ilişkin polise, İsrail İç Güvenlik Teşkilatına (Şin-Bet) ve Merkezi Seçim Komitesine yüzlerce ifade ve delil sunulduğunu öne sürerken İsrail polisi ise seçimlerin "Arap partileri tarafından çalındığı" yönündeki iddiaların mesnetsiz olduğunu açıkladı.
Son olarak İsrail'deki seçimlere müdahale etmek amacıyla Ortak Liste ve Raam Partisi'ne yurt dışından fon aktarıldığı iddiaları basına yansıdı.
İsrail Merkez Seçim Komitesi Başkanı Noam Solberg'in iç istihbarat teşkilatı Şin-Bet (Şabak) Direktörü David Zini'den söz konusu iddiaların araştırılmasını talep ettiği aktarıldı.
Bunun üzerine, Filistinlilere yönelik sistematik baskı ve şiddet politikasının ardındaki isimlerin başında gelen aşırı sağcı bakan Ben-Gvir ile diğer aşırı sağcı bakan Smotrich, Şin-Bet'ten Ortak Liste ve Raam Partisi liderlerinin gözaltına alınmasını ve sorgulanmasını istedi.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
