![]()
Naeem ur Rehman, başkent Ankara'yı ziyaretinde AA muhabirine, Orta Doğu ve Güney Asya'daki gelişmeler ile Pakistan Cemaat-i İslami Partisi'nin bölgedeki sorunlara yönelik çözüm önerileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasının üzerinden 8 aydan fazla zaman geçtiğini anımsatan Naeem ur Rehman, ABD'nin ülkede "halkın ayaklanarak sokak devrimi gerçekleştirmesi" beklentisinin başarıya ulaşmadığını kaydetti.
Haziran 2026'da Pakistan'ın arabuluculuk yaparak Tahran ve Washington yönetimlerini kendi ev sahipliğinde bir araya getirdiğini belirten Naeem ur Rehman, imzalanan İslamabad mutabakatını "iki ülke arasındaki çatışmayı durdurmaya yönelik bir çaba" olarak nitelendirdi.
Naeem ur Rehman, "ABD'de siyonist lobi ve silah üreticileri o kadar güçlü ki ABD kendi halkının isteğine göre hareket etmiyor. Bölgede istikrarsızlık onların işine yarıyor. Dünyada anti-Amerikancı his uyanıyor. Bu ABD halkı için iyi değil." dedi.
İran'a yönelik saldırıların sürdürülmesinin "ABD için bir macera" olacağını kaydeden Naeem ur Rehman, "İstiyoruz ki ABD, bölgedeki ülkeleri dikkate alarak ve Pakistan'da imzalanan mutabakata göre hareket etsin." diye konuştu.
Naeem ur Rehman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Suud'un 7 Ağustos'ta Mekke'de imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirdi.
Naeem ur Rehman, bu paktın İslam ülkeleri arasında "iç müzakere, ortak fikir ve hareket fırsatı sunabilecek" bir mekanizma niteliğinde olduğunu belirterek anlaşmayı önemli gördüklerini kaydetti.
Naeem ur Rehman, "Mekke Paktı, İran'ı da içine alırsa çok daha iyi olur. Mısır, Katar, Malezya, Endonezya'nın da içinde olması Mekke Paktı'nı daha da güçlendirecek ve böylece ortak anlaşmalarla bu ülkeleri bir masada buluşturabilecek. Bu durum, Müslüman toplumlar için de rahatlık oluşturacak." ifadelerini kullandı.
İslam ülkeleri arasında ortaya çıkabilecek olası anlaşmazlıkların "İslam ümmeti nezdinde yol açabileceği sorunlara" işaret eden Naeem ur Rehman, "Hepimiz bunu düşünmeliyiz. Biz anlaşamadığımızda kim mutlu oluyor? İsrail, ABD ve düşmanlar mutlu oluyor. Ümmet parçalanıyor, biz zarar görüyoruz. Merkezimiz zayıflıyor." diye konuştu.
Naeem ur Rehman, Orta Doğu'da Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husilere yönelik saldırıları ve Husilerin karşı saldırılarıyla ortaya çıkan krizin büyüyebileceği endişesini taşıdıklarını kaydetti.
"Husiler konusu ciddi ve hassas bir konu. Bu konunun büyümesi hiçbir taraf için faydalı değil." diyen Naeem ur Rehman, bölge ülkelerinin bir araya gelerek sorunu müzakere yoluyla çözüme kavuşturmaları gerektiğini belirtti.
Uluslararası basında "Husiler aleyhinde kamuoyu" oluşturulmaya çalışıldığını ve bunun bölge ülkelerinde etkili olduğunu değerlendiren Naeem ur Rehman, "Bu kamuoyundan etkilenenler burada bir rol oynuyor ve sıkıntı ortaya çıkıyor." dedi.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın oluşturduğu Mekke Paktı'ndaki üç ülkeden üst düzey temsilcilerin İran'ı ziyaret etmesini önemli gördüklerini kaydeden Naeem ur Rehman, "Tahran yönetiminin de bu ziyareti hoş karşılaması umutlandırıcı. Mutlu olduk. Bölgedeki güçler sorunu çözmeli. Bilhassa (sorunun) Suudi Arabistan'daki harem bölgesine kadar uzaması hiç kimseye hayır getirmez." diye konuştu.
Bölge ülkelerinin "bölge dışı yabancı nüfuz altında kalmasının" Müslüman toplumlar açısından "tamir edilemeyecek sorunlar meydana getirebileceğine" işaret eden Naeem ur Rehman, şöyle devam etti:
"(Husiler aleyhinde) Bir ülkenin elinde bir delil varsa o ülke de bu delili masaya getirsin ve bu sorun masada çözülsün. İran akıllıca davranarak bunu kabul eder. Yabancı nüfuz altında kalınması ve İslam ülkelerinin sorunu kendi aralarında çözüme kavuşturmamaları halinde Müslüman ülkelerin askeri birimleri birbirlerini kırmak için harekete geçebilir. Bu da bizim için iyi değil. Bölgedeki Müslüman güçler bu sorunu çözmek için masada karara varmalı."
Pakistan ile Afganistan arasındaki sınırda yaşanan gelişmeleri ve iki ülke arasındaki çatışma ihtimalini değerlendiren Naeem ur Rehman, Pakistan ve Afganistan halklarını "aslında iki Müslüman kardeş toplum" olarak nitelendirdi.
İki ülkenin binlerce kilometre uzunluğunda ortak sınıra sahip olduğunu ve Pakistan'ın dış güçlerin müdahaleleri karşısında sürekli Afganistan'ın yanında durduğunu belirten Naeem ur Rehman, "Afgan halkı da önce Rusya'ya karşı sonra da ABD'ye karşı bir mücadele vererek kendi benliğini ortaya koydu." değerlendirmesini yaptı.
Afganistan'da yeni yönetimin göreve gelmesinin Pakistan'da memnuniyetle karşılandığını kaydeden Naeem ur Rehman, "Fakat maalesef yaşanan sınır ötesi saldırılar, Afgan hükümetinin ülke içindeki aykırı gruplar üzerinde hakimiyetini kuramadığına işaret ediyor." dedi.
Bu sorunun "savaşa varabilecek bir krize dönüşmemesi" için İslamabad ve Kabil arasındaki diplomatik görüşmelerin ilerletilmesi gerektiğini kaydeden Naeem ur Rehman, şöyle devam etti:
"İşin içine her iki tarafla da çalışabilecek Türkiye, Çin gibi uluslararası güçleri de dahil ederek anlaşmazlığa dönüşmeden çözüm yolu bulabiliriz. Savaşla, anlaşmazlıkla bu iş daha çözülmez olur. Olan olmuş. Şimdiye kadar bu noktaya kadar geldi, artık bundan sonraki çözümlere bakmak lazım. Bize göre çözüm şekli budur."
Naeem ur Rehman, Pakistan-Hindistan arasındaki krizde "arabulucu rolü üstlendiği" gerekçesiyle İslamabad hükümetinin ABD Başkanı Donald Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesine de tepki gösterdi.
Pakistan halkının Trump'ın bu ödüle aday gösterilmesi konusunda İslamabad hükümetini desteklemediğini belirten Naeem ur Rehman, "Gerçekten (Trump) barış için bir şey yapıyor olsaydı dünyada şu an olan savaşlar olmazdı. Trump'ın Nobel alacak hiçbir tarafı yok. Pakistan halkı (Trump'ın aday gösterilmesinde) bu konuda (Pakistan) başbakanın yanında değildi. Ayrıca Trump, (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun da arkasında durmazdı." ifadelerini kullandı.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
