Site simgesi Milliyetçi Medya

Ne mutlu bize ki sorgulayan tabanımız var

Ne mutlu bize ki sorgulayan tabanımız var

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada gündemdeki konulara dair önemli mesajlar verdi:
Muhalefetin siyasetsizliği siyaset haline getirmeleri sadece söylemlerle sınırlı değildir. Aynı ciddiyetsiz tavrı fon tartışmalarında da görüyoruz. Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar. Bakın, milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa, aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir. Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan kabine üyelerimizi itham edeceksin, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak; sonra da çıkacaksın yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna eyvallah demeyiz.
Fon konusunun kendi tabanımız, yıllardır bize destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini biliyoruz. Her türlü teklif ve tenkidi önemsiyoruz. Bizim referansımız muhalefet değil. Biz kendimizden, kendi yapıp ettiklerimizden sorumluyuz. AK Parti, sadece kadrolarıyla değil, aynı zamanda hakikati söyleyen çelik çekirdeğiyle de nevi şahsına münhasır bir harekettir. Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var. Ne mutlu bize ki yanlışa 'yanlış', doğruya 'doğru' diyen bir seçmenimiz var. Bizi bugünlere getiren, bizi son 25 yılda başarıdan başarıya koşturan işte böyle bir kadroya, işte böyle bir tabana sahip olmamızdır. Bizi bugünlere getiren, önce yüce Allah'ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, daha sonra irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır. Bunun için Rabb'ime her zaman hamdettim, bugün de hamdediyorum.

BİZ MİLLETE YANLIŞ YAPANA SAHİP ÇIKMAYIZ

Vatandaşlarımdan gönüllerini ferah tutmalarını rica ediyorum. Puslu havada mevzi kazanmaya çalışan fırsatçılara prim vermesinler. Medya ve sosyal medyada algı oluşturan operasyon hesaplarına karşı dikkatli olsunlar. Bilhassa boğazlarına kadar pisliğe bulaşmış olanların dedikodularına, onlardan daha öte geçmeyen hezeyanlarına kulak asmasınlar. Biz bu fon meselesine bir cerrah titizliğiyle vaziyet ediyor, milletimizin çıkarını her türlü hesabın üzerinde tutuyoruz. Bu camianın başını öne eğdirmedik, eğdirmeyeceğiz. Şimdiye kadar ne size ne de milletimize mahcup olmadık. Allah'ın izniyle mahcup olmayacağız. Daha önce de söyledim; biz onlara benzemeyiz. Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız.

AK PARTİ, İLKELERİYLE YOLA DEVAM EDİYOR

İftira siyasetine, "çamur at, izi kalsın" siyasetine teslim olmayız. Bizim siyasetimizin pusulası bellidir: 86 milyonun birliği, dirliği ve huzurunun her şart altında korunmasıdır. Türkiye'nin toplumsal barış ve istikrarının muhafazasıdır. İnşallah bu prensipler temelinde siyaset yapmaya devam edeceğiz. Muhalefetin ne dediği, meseleyi istismar için kullanması umurumuzda değildir. Muhalefetin belediyelerde yaşanan skandallara sahip çıkmış olması, her türlü rezilliğin, her türlü ahlaksızlığın arkasında durmuş olması, hatta il il gezip yolsuzlukları aklama turları düzenlemiş olması da bizi ilgilendirmez. Daha önce de söyledim; biz onlara benzemeyiz. Biz millete yanlış yapana, milletin malına el uzatana sahip çıkmayız. 25 sene önce AK Parti'yi hangi ilkeler, hangi değerler üzerine bina ettiysek bugün de aynı şeklide yola devam ediyoruz.

GÜLTEKİN'İN VEFATI ÜZERİNDEN NEFRET SÖYLEMİNE TEPKİ:

KALBİ TAŞLAŞMIŞ MÜPTEZELLERİ ALLAH'A HAVALE EDİYORUM

Merhum Dündar Ziya Gültekin kardeşimizin hepimizi kedere boğan trafik kazasında vefatından sonra, özellikle sosyal medya platformlarında tek merkezden yönetildiği anlaşılan alçakça bir nefret kampanyasına şahit olduk. Geride bizlere emanet olarak bıraktığı üç yetim evladının tek tek gözlerinden öpüyorum. İnsanı insan yapan değerler vardır. Acıya saygı bunlardan biridir. Empati kurmak bunlardan biridir. İnsanlıktan nasibini almamış bir güruh, hiç tanımadıkları bir insana karşı içlerinde biriktirdikleri ne kadar cerahat varsa hepsini kustular. Bu gözü dönmüşlük öyle bir raddeye ulaştı ki taziye mesajı yayınlayarak en temel insani vazifesini yerine getiren herkese saldırdılar. Kalbi taşlaşmış, sureti dışında insanlıkla artık hiçbir alakası kalmamış bu müptezelleri de ben Cenab-ı Allah'a havale ediyorum.

TOPLUMSAL BARIŞ HASSASİYETLERİ YOK

Bir süredir hemen her konuşmamızda siyasette artan kutuplaşmanın tehlikelerine dikkat çekiyoruz. Türkiye'nin yeni bir siyaset diline ihtiyacı olduğunu özellikle belirttik. Bununla kalmayıp iyi niyetli bir çağrı yaptık. Ancak son 3 haftada büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Muhalefetin bazı aktörlerinin toplumsal barış hassasiyeti yok. Teessüfle belirtmek isterim ki muhalefetin bazı aktörlerinin ne böyle bir hassasiyeti ne de böyle bir gündemi var. Dünyayı ve bölgemizi hiç takip etmedikleri gibi Türkiye'ye yönelik örtülü operasyonlardan, toplumsal mühendislik projelerinden de habersizler. Kendi dar kadro çıkarları dışında her şeye gözlerini ve kulaklarını kapatmış durumdalar. Plan deseniz yok, program deseniz yok, ülkenin sorunlarına çözüm önerisi deseniz yok. Siyasette nezaketi koruyalım deseniz maalesef o da yok.

ÖZEL'E: HAYIRDIR KİMİNLE SAVAŞTASINIZ!

Başkan Erdoğan geçtiğimiz günlerde "Ben savaştayım! Ölümü de göze almışız, hapsi de göze almışız" diyen Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'e şunları söyledi: "Çıkmış, şuursuzca 'savaştayız' diyor. Hırsı aklını esir almış. Hayırdır beyler. Kiminle savaştasınız? Hangi düşmana karşı savaş ilan ettiniz? Seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok? Türkiye işgal edildi de biz mi duymadık? Türkiye işgal edilmediğine, seferberlik çıkmadığına göre nereden aklınıza esti bu savaş? Türkiye'yi tehdit edenlere, karıştırmak isteyenlere bir kez olsun bu dili kullandığınızı görmedik. Şimdi utanmadan 'savaştayız' diyorsunuz. 'Menfaatime olacaksa isterse ülke kaosa girsin' tavrı bencilce bir tavırdır."

BU MİLLETİ DÜŞMANLAŞTIRMAKTAN NE ZAMAN VAZGEÇECEKSİNİZ?

Allah aşkına; siz lafınızın nereye gittiğinin farkında mısınız? Bu milleti düşmanlaştırmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Sorumlu, sağduyulu siyaseti ne zaman öğreneceksiniz? Bu milletin kardeşliğinden artık ellerinizi çekin. Bölerek, ayrıştırarak, ötekileştirerek varacağınız hiçbir yer olmadığını artık kabul edin. Böyle sorumsuz bir söylem olmaz. Sürekli hakaret ederek, tahrik ederek siyaset yapılmaz. Siyaset sözünü ölçerek, tartarak ifade etme sanatıdır. "Efendim, ben ona buna bakmam; istediğimi söylerim" derseniz, o zaman istemediğinizi işitirsiniz. Dahası; sadece kendinize, sadece siyaset kurumuna değil, bu ülkeye ve millete de kötülük etmiş olursunuz.

AFETTE KUSURU OLAN ORTAYA ÇIKACAK

İstanbul'daki sel felaketinden olumsuz etkilenen vatandaşlarımıza her türlü desteği veriyoruz. Hayatını kaybeden kardeşlerimizle ilgili olarak gerekli her türlü soruşturma ve inceleme sürüyor. Bilinsin ki ihmal veya kusur varsa sorumlular ortaya çıkarılacak ve gereken hiç tereddütsüz yapılacaktır.
Suriye'de dünya susarken biz yine bu kürsüden katliama tepki gösteriyorduk. Suriyeli yavruların cenazeleriyle kahramanlık pozları veren alçaklar için hesap vakti geldi.
Oybirliğiyle kabul ettikleri deniz yetki alanları mutabakat muhtırası için Libya Temsilciler Meclisi'ndeki kardeşlerimi selamlıyorum.

BAŞKAN Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ikili ilişkiler, bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı. Türkiye ile Azerbaycan'ın kardeşlik hukukundan aldığı güçle işbirliğini daha ileri seviyelere taşıyacağını belirten Erdoğan, görüşmede Azerbaycan'ın bağımsızlığının 35'inci yıldönümünü bir kez daha kutlayarak, Aliyev'i Ankara'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı 13'üncü Zirvesi'ne davet etti.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Mobil sürümden çık