![]()
Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen programın özel oturumunda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer ve Skyroad Genel Yayın Yönetmeni Ayşegül Arslan Özşahin'in sorularını yanıtladı.
Bilal Erdoğan, Albayrak Medya ve projeye destek veren diğer paydaşlara insan yetiştirmeyi merkeze alan bir çalışmayı hayata geçirdikleri için teşekkür etti.
Bugün insanların her zamankinden daha aceleci davrandığını dile getiren Erdoğan, herkesin her şeyin hızlı gerçekleşmesini istediğini ve hedeflerine sabırsızlıkla ulaşmaya çalıştığını belirtti.
Erdoğan, insana yatırım yapmak denildiğinde çok fazla heyecan oluşturamadıklarını kaydederek, "Bugün anaokulundaki 4-5 yaşındaki bir çocuğa yatırım yapmak demek, sonuçlarını 30 yıl sonra göreceğiniz bir yatırım demek. Bunların nesilden nesile toplumsal değişime etki edecek yatırımlar olmasını hedefliyorsanız belki daha da sabırlı olmanız gerekiyor." dedi.
Bu kapsamda iletişim biliminin önemine değinen Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesinde sosyal bilimlerde alim, akademisyen, mefkure sahibi insan yetiştirmeyi hedeflediklerini aktararak, şunları söyledi:
"İletişimi çok iyi bilmesi hepsi için kaçınılmaz bir gereklilik. Onun için bizim de Yeni Medya ve İletişim Bölümümüz hem Türkiye'de bu alandaki iyi bölümlerden bir tanesi olmayı başardı hem de çift dal ve yan dal yaptırırken öğrencilerin muhakkak belli medya ekipmanını veya araçlarını kullanmayı öğrenmelerini istiyoruz. Çünkü artık bir fikri toplumla paylaşmak istiyorsanız, onun iletişimini yapmak konusunda da biraz kafa yormanız, kaynak ayırmanız, donanımlı olmanız icap ediyor."
Erdoğan, bugünün iş dünyasında da iletişimin herkes için bir gelişim alanı olarak kendini gösterdiğini vurgulayarak, yapay zeka ve robot teknolojilerinin iş hayatındaki etkileriyle birlikte gelecekte hangi mesleklerin önemini koruyacağı, hangilerinin zamanla ihtiyaç duyulmaz hale geleceği sorusunun gündemde olduğunu belirtti.
Bu konuda kendi tecrübelerinden hareketle değerlendirmelerde bulunabileceğini ifade eden Erdoğan, "İster istemez başka insanlarla iletişim kurmada başarılı olanlar her zaman değerli kalmaya devam edecekler diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, gençlere iletişim konusunda önerilerde bulunarak, "Hayatında başarılı olmak isteyen herkesin 21. yüzyılda iletişim kabiliyetlerini güçlendirmesi gerekiyor. Bunun içine günlük diksiyonu da koyabilirsiniz, kelime dağarcığını, hazinesini de koyabilirsiniz. Sosyal medyayı, yapay zeka araçlarını kullanabilme yeteneğini de koyabilirsiniz. Bu muhakkak olması gereken." dedi.
Akademide haber yazımı, video çekimi ve kurgu alanlarında eğitim alan gençlerin, Türkiye'nin kendi hikayesini anlatırken nasıl bir yol izlemeleri ve hangi konuları önceliklendirmeleri gerektiği sorusu yöneltilen Erdoğan, ilk etapta Türkiye'nin hikayesinin doğru anlatılmasının önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin tarihiyle, miraslarıyla, ecdadının yaptıklarıyla bugünün dünyasına çok şey vadedebilecek bir ülke olduğunu söyleyen Erdoğan, "Dünyanın orta noktasındayız. Asya'nın, Afrika'nın, Avrupa'nın orta noktasında olan bir coğrafyadayız. Dünyadaki egemen medya kuruluşlarının Batı'nın ve sermayenin güdümünde olduğunu düşündüğümüz zaman, düşmanımız da olduğu için Türkiye'nin tabii ki dünyada yanlış tanıtıldığını elbette biliyoruz." diye konuştu.
Erdoğan, 15 yıllık yurt dışı tecrübesinde karşılaştığı insanlarda da bunu gördüğünü aktararak, "Türkiye'ye gelenle gelmeyen arasındaki Türkiye algısının ne kadar farklı olduğunu gördüm. Türkiye'yi daha iyi bilenlerin Türkiye ile ilgili ön yargılara kolay kolay yakalanmadığını ama bilmeyenlerin çok kolay yakalandığını, inanmak istediğini gördüm. Dolayısıyla Türkiye'nin doğru tanıtılması başlı başına değerli bir şey. Dünyanın, Türkiye'nin ihtiyacı olan bir şey." değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, bugünün gençlerinin teknolojik imkanlar ve gelişen iletişim araçları sayesinde dünyayla ilişki kurma konusunda önceki nesillere göre daha avantajlı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Dünyayla bağlantılı olmaktan anladığımızın sadece takip etmek, okumak olmaması lazım. Telefonu elinize aldığınız zaman dünyanın 5-6 ülkesinde bir şeyleri paylaştığınız arkadaşlarınızın olabilmesi, bir şeyler istişare edebildiğiniz insanların, akranlarınızın olabilmesi. Bunu başarmak zorundayız. Bunu başardığımız zaman da o zaman işte Türkiye'nin tanınması zaten organik bir şekilde gerçekleşecektir. Şu anda Türkiye'deki 350 binin üzerindeki uluslararası öğrencinin büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bunun 1 milyona çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bununla ilgili Cumhurbaşkanımız bu konuyu teşvik ediyor, YÖK bu konuda çalışmalarını yapıyor, rektörlerimiz çalışmalar yapıyor."
Gençlerin gelişim sürecinde öncelikle Anadolu'yu, ardından Balkanlar, Orta Doğu ve Türk dünyasını kapsayan gönül coğrafyasını tanımalarının önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu yöndeki çalışmaların sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlerin desteğiyle yürütüldüğünü, Diyanet İşleri Başkanlığı görevini yürüttüğü dönemde Ali Erbaş'ın da gençlerin umre ziyaretlerine katılmalarını destekleyen çalışmalara güçlü katkı sunduğunu ifade etti.
Erdoğan, üniversite kampüslerinde Türk ve uluslararası öğrencilerin yakınlaşmasını sağlamak amacıyla çeşitli tedbirler almaya ve teşvikler oluşturmaya çalıştıklarını kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ümmet diyoruz, lafa gelince herkes ümmet diyor ama kampüste daha ümmet anlayışını yaşatamıyoruz. Yemekhaneye girersiniz, Afrikalı öğrenciler bir köşede, Türk dünyasından gelmiş öğrenciler bir köşede, Balkanlar'dan gelmişler bir köşede, gerisi ayrı. Yani orada bile mesela beraber oturup kalkmalarını sağlamak için biraz böyle teşvik ve tedbir gerekiyor. Dolayısıyla bir sonraki nesilde bu hedeflerin gerçekleşmesi için şimdiden daha teşvik edici olmak lazım. Yaptığımız bütün programların bu tarafını da güçlendirerek yapmamız lazım."
Programın açılışında konuşan TÜİD Genel Başkanı Mehmet Salih Turan ise bugün dünyanın en büyük mücadelelerinden birinin, hakikati doğru bir şekilde anlatma mücadelesi olduğunu söyledi.
Sözün çoğaldığı fakat anlamın zaman zaman kaybolduğu bir çağda yaşadıklarını, Medya ve Dijital Habercilik Akademisinin hikayesinin de buradan başladığını belirten Turan, "Biz istiyoruz ki bu akademide yetişen arkadaşlarımız, yalnızca kamerayı kullanmayı, haber yazmayı, ekran karşısında konuşmayı öğrenmesin. Söylediği sözün ağırlığını, gösterdiği görüntünün sorumluluğunu ve hakikate sadık kalmanın kıymetini de bilsin." dedi.
Turan, akademide teorik eğitimi saha tecrübesi ve staj imkanlarıyla buluşturduklarını ifade ederek, projede emeği geçen herkese teşekkür etti.
Yeni Şafak İnternet Servisi Yayın Yönetmeni Ersin Çelik de 28 Şubat sürecinde yaşanan zorluklara dikkati çekerek, "Binlerce insanın yıllarını çalan, önlerini kesen, mesleklerini yapmasını istemeyen bir yapıyla çarpışa çarpışa buralara gelindi." dedi.
Çelik, o dönemin gazete manşetlerinin ülkedeki dindar insanları hedef aldığını, sadece birkaç gazetenin irade ortaya koyduğunu ve büyük bir direniş başlattığını belirterek, "Şimdi hem din eğitimini almış hem de sektörün mutfağında yetişmeye hazır, kendisine yasaklanmak istenen sektöre giren ve var olan arkadaşlarımız var." ifadelerini kullandı.
Bu kapının gençlere kolay açılmadığını kaydeden Çelik, akademiye katılanlara seslenerek, "Bu mesleği yalnızca kendiniz için yapmayacaksınız. Kariyerinizin ortakları ve paydaşları olacak. Gazzeli çocuklar için yazacaksınız, uykusuz kalacaksınız, onların sesini dünyaya duyuracaksınız. Dünyadaki mazlum insanlar için çabalayacaksınız, bir haberin peşinde koşacaksınız ve o bir haber belki onların hayatını değiştirecek ve siz o zaman tatmin olacaksınız." diye konuştu.
Programa, Vali Yardımcısı Okan Leblebici, eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Mesut Albayrak, Albayrak Medya Satış Pazarlama Genel Müdürü Abdullah Hanönü ve Dijital Yayınlar Genel Müdürü Ömer Karaca katıldı.
Konuşmaların ardından TÜİD Genel Başkanı Turan, Bilal Erdoğan'a hediye takdim etti.
Akademi, katılımcıların haberin değerini belirleme, dijital mecralara uygun içerik planlama ve haber kurgulama becerilerini geliştirmeyi hedefliyor. Teorik bilgiyi pratik eğitimlerle bir araya getiren program, gazeteciliğin temel ilkelerini dijital yayıncılığın ihtiyaçlarıyla buluşturacak.
Katılımcılar, dijital okuryazarlık, haber değeri, dijital haberlerde stratejik planlama, platformlara özel içerik üretimi ve dijital haber kurgusu konularında eğitim alacak. Veri görselleştirme ve habercilikte yapay zeka kullanımı da programın başlıkları arasında yer alacak.
Albayrak Medya yöneticileri de bilgi ve tecrübeleriyle eğitimlere katkı sağlayacak. Katılımcılar, gazetecilik ve dijital habercilik alanındaki mesleki birikimden yararlanarak, eğitimlerde edindikleri bilgileri uygulamaya taşıma imkanı bulacak.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
