![]()
İstanbul'da sağanağın ardından, İstanbul Boğazı'nın bazı kıyı kesimlerinde ve Haliç'te denizin rengi kahverengiye döndü
TİM 13. İnovasyon Haftası Açılış Programı
Süpervizörlüğünü Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı Emre Başer'in üstlendiği, Cem Zeynel Kılıç'ın yazıp yönettiği iki perdelik oyun, bugün Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) prömiyer yapacak.
Gazze'de bir evin dört duvarı arasında, Mahmud ve Zahire'nin ailesi üzerinden savaşın sıradan insanların hayatındaki izlerini gösteren yapım, kaybolan çocuklukları, yarım kalan hayalleri ve vazgeçmeden direnen insanların ruhunu sahneye taşıyor.
Devlet Tiyatroları Genel Müdür Yardımcısı, sanatçısı ve projenin süpervizörü Emre Başer, provalar esnasında AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin masabaşı sürecinin titizlikle yürütüldüğünü belirterek, "Devlet Tiyatrosunda bu tarz hassasiyetlere dayalı elbette birçok oyunumuz var ama Sumud ve Gazze özelinde bir oyunu şimdiye kadar gerçekleştirmedik." dedi.
Filistin meselesinin hassas bir konu olduğunu dile getiren Başer, bu doğrultuda uzun soluklu masabaşı çalışması yürüttüklerini ve hazırlık sürecinin tamamlanmasıyla çalışmayı nihayete erdirdiklerini anlattı.
Ekibi Devlet Tiyatroları sanatçılarından oluşturduklarına işaret eden Başer, şunları kaydetti:
"Arkadaşlarımız, zaten böyle bir projeyi duydukları zaman koşa koşa geldi. Bir masabaşı çalışması yaptık. Hassasiyetlerimizi göz önünde bulundurduk. Onların doğrultusunda hem kuramsal hem tarihi hem de sanatsal nasıl ayrımlar yapabiliriz, onun üzerine düşündük ve çalışmaya başladık.
Bu oyun aslında normalde oynadığımız oyunlardan biraz daha farklı. Dün yaptığımız son provada arkadaşlarıma şöyle dedim: 'Bizler, oyuncular olarak her akşam çıkar geliriz bu sahneye. 'Oyun oynamaya gidiyoruz.' diye geliriz ama bu oyun biraz öyle değil. Bizler evimizden çıkarken bu sahneye gelmeden önce söz söylemeye gidiyoruz, mantığıyla evimizden çıkmak zorundayız.' Böyle bir konuşma yaptık. Hepimiz de aynı fikirleri paylaşıyoruz."
Emre Başer, Gazze'deki soykırımın 3. yılını doldurduğunu hatırlatarak, "Biz, üç yılda televizyon ekranlarında sürekli bunu gördük. Bize gösteriyorlar fakat bir müddet sonra olay öyle bir yere geldi ki kameralarımızı hakim tepelerin üzerine kuruyoruz, şehre düşen roketatarları, bombaları izliyoruz. Bir müddet sonra o bombaların, roketatarların özelliklerini konuşmaya başladıkları noktada konuşmayı bıraktık." diye konuştu.
Başer, Filistin'de şehit olanların birer istatistik haline gelmesiyle meselenin özünden uzaklaştığına işaret ederek, "Bu projeyi de çalışırken dedik ki bu soykırımın, bu işgalin gürültüsünden çıkartalım ve bir aileye odaklanalım. O evin içinde bir aile olsun, o ailenin yaşamını odağa alalım. Sevinçlerini, birbirlerini özlemelerini, birbirlerini merak etmelerini, endişe etmelerini, açlıkla ve sefaletle mücadele etmelerini gösterdiğimiz zaman işte o sayısal verilerden belki kurtarmanın bir yolunu buluruz diye yola çıktık. Projemizin asıl amacı buydu." ifadelerini kullandı.
Görsel teknolojilerden de yararlandıklarını söyleyen Başer, şu bilgileri verdi:
"Prömiyeri yapılacak. Sonra bir hafta Atatürk Kültür Merkezi'nde oyunumuz devam edecek. Ondan sonra oyunu Ankara'ya götürme niyetindeyiz. Tabii ki Devlet Tiyatrosunun misyonu, Türkiye'nin her yerine hatta yurt dışına da özellikle yerli oyunlarımızı götürmek. O doğrultuda, misyonumuz doğrultusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Türkiye'nin hem her yerinde gösterilecek hem de yurt dışı turnelerimizde Türk vatandaşlarına ve Türk vatandaşı olmayan sanatseverlere bu dramı göstermekle mükellefiz. Bu, bir sanatsal proje olmanın biraz dışında, dediğimiz gibi tarafını belli etmek. Ne işe yarayacak ya da ne olarak çıkacak insanlar, buradan onu bilmiyorum ama yaptığımız şey, o yanan devasa ateşe karıncanın taşıdığı bir damla su gibi, biz de o suyu taşıyalım derdindeyiz."
Oyunun yazarı ve yönetmeni Cem Zeynel Kılıç, kendisinin de İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusu olduğunu belirterek, "Benim 2012 senesinde 'Sumud Filistin' diye bir oyunum vardı, İntifada'yı anlatan. Amatör tiyatrolar tarafından çok yıllar önce oynanan bir oyundu. Sonra Genel Müdür Yardımcımız Emre Başer, 'Şu anda yaşanan soykırımı bizim sahnede mutlaka sahnelememiz ve Devlet Tiyatrosu olarak bu sorumluluğu üstlenmemiz gerekir.' dedi ve bu metni şu andaki Gazze'ye uyarlayıp uyarlayamayacağımı sordu. Ben de 'Bir bakayım.' dedim ve uyarladık. Zaten çok da farklı olmadı çünkü biz aile üzerinden anlatıyoruz bütün bu süreci. Ben de Gazze'de yaşanan soykırımı bir süre araştırdım, sonra hikayenin içine adapte ettim. Hassas bir konuydu, kelimeleri bile özenle seçtik. Şu anda bu süreci Türk seyircisine anlatmaya devam ediyoruz. Amacımız bu aslında." diye konuştu.
Konunun insani boyutuna dikkati çeken Kılıç, kültür ve sanatın hafızayı canlı tutmadaki gücüne değindi.
"Biz, tiyatrocu, yazar, yönetmen, oyuncular olarak bu konuya değinmemiz gerektiğini hissettik." diyen Kılıç, şunları kaydetti:
"Tiyatro, sinema, kültür ve sanatın bu tür konularda daha etkili olduğunu düşünüyorum çünkü kalıcı, hafızayı daha çok destekleyen şeydir. İnsanın hayal gücüne hitap eder. Mesela oyundaki kişilerle özdeş olur, empati kurar, kendisini onun yerine koyar. İnternette ya da televizyonda sıradan bir haber yerine, bir hikayeyi kendisiyle özdeşleştirdiğinde hafızasında daha uzun süre kalmasına sebep olur."
Sorunun tarihi ve siyasi boyutunu aktarmayı amaçladıklarını belirten Kılıç, yapısı itibarıyla yarı belgesel niteliği taşıyan eserle bu süreci Türk seyircisine anlatmaya çalıştıklarını söyledi.
Cem Zeynel Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kuzey Gazze'de yıllardır süren abluka altında hayatta kalmaya çalışan bir aile var. Soykırım sürecinin başlamasından sonra evin babası Mahmud, bu evi bırakıp gitmek istemiyor çünkü daha evvelden 2000 yılında Batı Şeria'da bir ev, bahçeler kurmuş. Burayı yine kaybetmek, çaldırmak istemiyorlar. Tabii ki evde kalınca, çatışmalar da şiddetlenince aile de kendi içerisinde o savaşın korkunç yüzüyle yüzleşmeye başlıyor. Biz, bu süreci izliyoruz aslında."
Eserin dekor tasarımını Aytuğ Dereli, kostüm tasarımını Ceren Karahan, ışık tasarımını Akın Yılmaz ve Rüştü Karabayram, müziğini Selçuk Yılmaz, görüntü tasarımını Can Akyürek yaptı.
Klinik psikolog Emre Sefer'in de yer aldığı oyunun yönetmen yardımcılığını Yasemin Şener üstleniyor. Yapımda Şebnem Bilgeer, Mehmet Yıldız, Buse Bedir, Erhan Tuna, Cebrail Esen, Abdurrahman Merallı, Feyzanur Erkale, Tuğba Ülgen, Emre Karip, İsmail Nadir Bilgili ve Cemal Faik Yıldız rol alıyor.
Oyun, bugün 20.00'de, yarın 15.00'te ve 20.00'de AKM'de izlenebilecek.
Eser, 30 Ekim'de 20.00'de, 31 Ekim'de 15.00 ve 20.00 saatlerinde Küçükçekmece DT Sahnesi'nde seyircilerle buluşacak.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
