
Birleşik Arap Emirlikleri İklim Değişikliği ve Çevre Bakanlığının perşembe günü yaptığı duyuruya göre, bir tankerden sızan petrol Ümmü'l-Kayveyn Emirliği'ndeki plajları geçici olarak kapattı.
Yetkililer çevresel etkileri kontrol altına almak için çalışıyor.
Sızıntının İran saldırılarıyla bağlantılı olup olmadığı doğrulanmadı ancak bu durum, dünyanın en hassas ve benzersiz deniz sistemlerinden biri olan Basra Körfezi'nin karşı karşıya kaldığı devasa risklerin bir başka işareti.
Çatışma devam ederken uzmanlar daha geniş çaplı bir kirlenme krizine karşı uyarıyor.
Aylardır kargo gemileri ve petrol tankerleri, Basra Körfezi ile Umman Körfezi arasındaki petrol ve gaz için hayati nakliye rotası olan Hürmüz Boğazı'nda hedef alınıyor.
Güney Florida Üniversitesinde bu savaşın etkilerini uzaktan analiz eden bir grup uydu oşinografının parçası olan Brian Barnes, gemi çarpmasından çevresel hasara giden sürecin birçok vakada açıkça görülebildiğini söyledi.
Barnes, hedef alınan bazı büyük gemilerde çarpma bölgesinden yüzlerce kilometre uzağa uzanan uzun süreli duman ve sızıntı izleri gördüklerini belirtti.
Basra Körfezi uzun zamandır petrol kirliliğinden muzdarip. Ancak Barnes ve diğer bilim insanlarının, çatışmaların yoğun olduğu Mart 2026'yı geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştıran araştırması keskin bir artış gösteriyor.
Barnes, büyük bir çatışmanın olmadığı durumlarda beklediklerine kıyasla Basra Körfezi bölgesinde iki kat daha fazla yüzey petrolü gördüklerini ifade etti.
Ancak Barnes uydu görüntülerinin yalnızca suyun yüzeyindekileri gösterebildiğini, kirliliğin boyutu hakkında daha doğru bir resim verecek olan petrolün kalınlığını gösteremediğini kaydetti.
Çatışmalarla dolu su yoluna sınırlı fiziksel erişimle değerlendirilmesi daha zor olan şey ise deniz yaban hayatı üzerindeki etki.
Basra Körfezi yaşamla kaynayan bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor. Birçok deniz kaplumbağası türünü, yüzlerce balık türünü ve dünyanın en büyük ikinci dugong veya deniz ineği popülasyonunu barındırıyor.
Basra Körfezi'ni onlarca yıldır inceleyen Nova Güneydoğu Üniversitesi profesörü Bernhard Riegl, dünyanın en büyük balina köpekbalığı topluluklarından birinin, Katar ve İran'ın birleştiği Güney Pars petrol sahasına yakın bir yerde ortaya çıktığını söyledi.
Kumlu açık deniz adaları ve geniş deniz çayırı yatakları, Körfez'i yuvalama ve üreme için ideal bir yaşam alanı haline getiriyor. Kapsamlı mangrov ormanları ve mercan resifi yapıları yunuslar, deniz kuşları ve balina köpekbalıkları için korunaklı alanlar oluşturuyor. Ancak geleneksel olarak üreme mevsimi olan ilkbaharda savaş şiddetleniyordu.
Bu sularda yalnızca en dayanıklı deniz canlıları hayatta kalıyor. Basra Körfezi dünyanın en sıcak denizlerinden biri olmasının yanı sıra, yıl boyunca keskin sıcaklık değişiklikleri yaşıyor.
Örneğin Kuveyt şehri yakınlarındaki su, yazın en sıcak zamanlarında 36 santigrat derece civarındaki en yüksek seviyelerden, 16 santigrat derece civarındaki en düşük seviyelere iniyor.
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanının Doğa Özel Elçisi Rezan Halife el-Mübarek, bu yılın başlarında yayınlanan bir makalede Körfez'e yönelik saldırıların sona ermesi çağrısında bulundu.
Hasarın maliyetlerinin hesaplanabileceğini ancak ekosistemlerin ve türlerin kaybının hesaplanamayacağını yazan el-Mübarek, bu sistemlerin bir kez bozulduktan sonra düzelemeyebileceğini belirtti.
Körfez'deki kirlilik, su kütlesinin nispeten sığ olması, en derin bölgelerin sadece 110 metre civarında olması ve yüzölçümünün küçük olması nedeniyle benzersiz zorluklar getiriyor. Ayrıca açık okyanusa bağlayan tek bir giriş ve çıkış noktası bulunuyor, o da Umman Körfezi'ne ve ötesindeki Hint Okyanusu'na açılan Hürmüz Boğazı. Tüm bunlar, kirleticilerin kolayca dağılma veya seyreltilme eğiliminde olmadığı anlamına geliyor.
Bu savaş sırasında hangi ülke veya gemi hedef olursa olsun yansımalarının geniş etkileri olacağını belirten Riegl, Körfez'e girişin İran tarafındaki suya bir damla petrol koyulduğunda, bunun bir yıl sonra Kuveyt'te, iki yıl sonra ise Körfez'in Umman tarafında olacağını ve orada yüzeceğini söyledi.
1991 Körfez Savaşı'nın uyarıcı bir hikaye olması gerektiğini kaydeden Riegl, geri çekilen Irak güçlerinin Kuveyt'te yüzlerce petrol kuyusunu ateşe vererek Körfez genelinde hissedilen çevresel bir felaket yarattığını anımsattı.
Kıyı şeritlerinin yıkıcı bir şekilde etkilendiğini söyleyen Riegl, Suudi Arabistan'ın birçok bölgesinde kuma kazıldığında hala eski petrolün bulunduğunu ve bundan kurtulmanın çok zor olduğunu ifade etti.
Bir diğer endişe kaynağı da on milyonlarca Körfez sakininin deniz suyunu içme suyuna dönüştüren arıtma tesislerine bağımlı olması.
Körfez İşbirliği Konseyini oluşturan altı ülke, dünyadaki arıtılmış suyun yaklaşık üçte birini üretiyor. Bahreyn ve Kuveyt, tüm içme suyu için neredeyse tamamen arıtma işlemine bağımlı. Körfez'deki petrol kirliliği bu tesislere zarar vererek su tedarikini tehlikeye atabilir.
Irak savaşı sırasında Basra Körfezi'ne kasıtlı olarak milyonlarca litre petrol bırakıldığında, Kuveyt şişelenmiş su dağıtmak için yüzlerce su tankeri ve kamyon sağlaması konusunda Suudi Arabistan, Türkiye ve diğer ülkelere güvenmek zorunda kalmıştı.
Basra Körfezi'ndeki çevresel hasarın belki de beklenmedik bir yansıması, bilim insanlarının iklim değişikliğinin dünya denizleri üzerindeki etkilerine dair anlayışını zayıflatabilmesi.
Riegl, Körfez'in yüksek sıcaklıklarının, deniz tropiklerinin 2100 yılı civarında olması beklenen seviyelerde olduğunu söyledi.
Körfez'in dünyadaki herhangi bir denizin en değerli genetik özelliklerinden bazılarına sahip olduğunu vurgulayan Riegl, yapılması gerekecek uyumun çoğunun Körfez'de zaten sağlandığını ifade etti.
Riegl, yüzyılın sonunda okyanusların genel olarak nasıl görüneceğini bilmek isteniyorsa, Körfez'in bakılması gereken alan olduğunu sözlerine ekledi.
