
KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya’da medya temsilcileriyle gerçekleştirilen özel toplantıda kültür ve turizm gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Toplantının en dikkat çekici başlıklarından biri, Bizans döneminde 532-537 yılları arasında inşa edilen Ayasofya oldu. Yapının ana kubbesinden mihrap ve minber bölümüne, yeraltındaki tünellerden tarihi mezar yapılarına kadar geniş kapsamlı bir çalışma yürütüldüğünü belirten Ersoy, restorasyonun yalnızca görünen bölümlerle sınırlı olmadığını vurguladı:
“Ayasofya’da Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon, konservasyon ve güçlendirme çalışmalarını yürütüyoruz. Bütün uygulamalar, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün koordinasyonunda, Bilim Heyetimiz ve Koruma Kurulumuzun kararları doğrultusunda ilerliyor. Ana kubbedeki çalışmalarımız sürerken, mihrap ve minberin bulunduğu doğu bölümünün üzerindeki yarım kubbede de yeni bir aşamaya geçtik. Yapılan modelleme ve statik analizler, bu bölümün güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Yeraltında önemli bir çalışma var. Tünellerin, mahzenlerin ve diğer tarihi mekânların temizliği, belgelenmesi ve korunması sürüyor. Şubat 2025’ten bu yana yürütülen çalışmalarda yaklaşık 3 bin ton çamur ve moloz çıkarıldı. Daha önce erişilemeyen alanların incelenmesi mümkün hale geldi. Bu yapılar, İstanbul’un tarihi su yönetimi ve altyapısı hakkında da önemli bilgiler veriyor. Yağmur sularının tahliyesi ve su dağıtımı gibi işlevlere sahip olan yeraltı sistemleri araştırılıyor. Bazı bölümler insanların geçebileceği büyüklükte. Ancak bütün alanların işlevlerini ve tarihsel bağlantılarını henüz ortaya koymuş değiliz. Araştırmalarımız devam ediyor.”
DÖRT ODALI YERALTI MEZARI
– ÇALIŞMALARDA Ayasofya’nın kuzeydoğu bölümündeki dört odalı yeraltı mezarının da özel önem taşıdığını vurgulayan Ersoy, “Hipoje olarak tanımlanan bu yapı, Ayasofya’dan daha eski dönemlere uzanan izleri anlamaya katkı sağlayacak. Hedefimiz, gerekli koruma ve güvenlik çalışmalarının ardından yeraltındaki uygun bölümleri de ziyaretçilerle buluşturabilmek. Bu doğrultuda teşhir çalışmalarını değerlendiriyoruz. Ziyarete açılabilecek alanları bilimsel incelemeler ve güvenlik koşulları belirleyecek. Böylece Ayasofya’nın bugün görülemeyen tarihi katmanlarını da insanların tanımasına imkân sağlamayı amaçlıyoruz. Fatih’in emanetini, kubbesinden yeraltındaki yapılarına kadar bütüncül bir yaklaşımla koruyor; gelecek kuşaklara güvenle aktarmak için çalışıyoruz” diye konuştu.
FORMULA 1’DE 3 AŞAMALI PLAN
– Türkiye’nin yeniden Formula 1 takvimine alınmasının turizm ve tanıtım açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Ersoy, üç aşamalı bir strateji izleneceğini açıkladı: “Bu organizasyonu yalnızca yarış hafta sonuyla sınırlı bir etkinlik olarak görmüyoruz. Türkiye’nin ve İstanbul’un tanıtımı için büyük bir uluslararası iletişim fırsatı olarak değerlendiriyoruz. Stratejimizi üç döneme ayırdık: Formula 1 öncesi, Formula 1 sırası ve Formula 1 sonrası. Formula 1 için Türkiye’ye gelecek ziyaretçinin seyahat süresini uzatmak istiyoruz. Örneğin bir ziyaretçi yarış öncesinde Ege’de tatil yapabilir, ardından İstanbul’a gelerek Formula 1’i izleyebilir” diye konuştu.
YABANCI SEYAHAT PLATFORMLARI
– Ersoy, yabancı dijital konaklama platformlarına yönelik yeni düzenlemenin ayrıntılarını da açıkladı. TBMM’de görüşülen teklifle yurtiçinden yurtiçine yapılan satışlarda platformların alabileceği hizmet bedeline yüzde 17 sınırı getirileceğini belirten Ersoy, “Dijital seyahat platformları artık dünyanın her yerinde turizm ekonomisinin önemli bir parçası. Bizim bu değişime kapalı olmamız mümkün değil. Ancak adil rekabet koşullarını da sağlamak zorundayız” diye konuştu.
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
