
Evet… Atatürk'e bile… Rüşvet teklif edildiğini… Biliyor muydunuz?
Osmanlı İmparatorluğu dönemi… Bir Alman subayı… Rütbesini ve adını da yazalım… Mareşal Falkenhien, Türk ordusunda görev yapıyordu.
Filistin, Suriye, Arabistan cephelerinde tam yetkiliydi.
Mustafa Kemal'in de bulunduğu Yıldırım Orduları'na, Grup Komutanı olarak atandı.
Almanya, Yıldırım Harekâtı için 5 milyon altın harcamaya hazırdı.
Bu para, elbette Türkiye'nin hesabına borç yazılacaktı.
Alman Mareşali Falkenhien, 5 milyon altınla bölgedeki şeyhleri, nüfuzlu insanları, aşiret reislerini satın alacağına inanıyordu.
Bir sömürgeci gibi davranan… Türklerin satın alınabileceğini düşünen Mareşal'in davranışları, Mustafa Kemal'i rahatsız ediyordu.
Ve orduyu, Alman kumanda heyetinden uzak tutmaya çalışıyordu.
Alman Mareşal… Bir gün… Gösterişli kutular içinde Mustafa Kemal'e altın gönderdi.
Mustafa Kemal, altınları getiren Alman subayını ordu mutemetliğine yönlendirdi… Altınların kayıt altına alınmasını istedi.
Alman subay… Utandı… Sıkıldı… Ve Mareşal'in amacının farklı olduğunu söyledi… Altınlar, Mustafa Kemal'in şahsına gönderilmişti.
Mustafa Kemal, Alman subaya "altınları saymasını" söyledi.
Altınlar sayıldı.
Sonra… Ordu mutemedini çağırdı.
Altınlar, mutemede, Alman subayın imzası karşılığında teslim edildi.
Bülent Ecevit'in Başbakan olduğu dönem… Yıl 2000.
Demokratik Sol Partili bir milletvekiliyle ilgili yolsuzluk iddiaları konuşulmaya başlandı.
İddia… Bir yeşil alanın, konut yapılması için usulsüz olarak tahsis edilmesi.
Bir TV kanalında, bazı görüntüler yayınlandı.
Gizli kamera… Vakıf arazisinin kiralanması… Pazarlık… Görüntüde, milletvekilinin danışmanı da var… Bu sırada, yan odada bulunan milletvekili, bir ara, pazarlığın yapıldığı odaya girip çıkıyor.
Başbakan Bülent Ecevit, bu milletvekilini çağırdı.
İstifasını istedi.
Ve Ecevit, aynı günün akşamı bir açıklama yaptı:
Kendisi hakkında bazı iddialar ortaya atılıyordu… Bunlar ne kadar doğrudur bilemeyiz.
Fakat biz Demokratik Sol Parti olarak bu konularda çok duyarlıyız… Çok titiziz.
Kendisinden rica ettik… "Bir süre ayrıl… Bu iddialar ne kadar doğrudur ne kadar değildir ortaya çıksın… Aslı olmadığı anlaşılırsa tekrar sizinle birlikte çalışırız" dedik.
1. Bu olayın hikâyesi uzun… Özetleyerek yazdık.
2. İstifası istenen… Ve istifa eden kişi… DSP İstanbul Milletvekili Bülent Ersin Gök.
3. Rüşvet pazarlığında görüntüleri yayınlanan milletvekili danışmanı… Musa Kocaman.
Atatürk, Ankara'nın şehir planı için yarışma yapılmasını ister.
Yarışmayı Alman mimar ve şehir plancısı Hermann Jansen kazanır.
İlk karşılaşmada Alman mimar, Cumhurbaşkanı Atatürk'e sorar:
– Bir şehir planını uygulayacak ve arkasında duracak kadar güçlü bir yönetiminiz var mı?
Atatürk kızar:
– Koskoca bir ülkeyi yedi düvelin elinden kurtarmışız… İmparatorluğun küllerinden yeni bir devlet çıkarmışız… Reformlar yapıyoruz… Bütün bunları başaran bir rejimin, bir şehir planını uygulayacak güçte olup olmadığını nasıl sorabilirsiniz?
Atatürk… 10 Kasım 1938'de aramızdan ayrıldı.
Aradan bir ay geçti… 9 Aralık 1938… Alman mimar ve şehir plancısı Hermann Jansen'in Türkiye'deki görevine son verildi.
Son verme kararını alan kurum: İmar İdare Heyeti.
Karar sayısı: 131.
Atatürk hayatta iken… Kodamanlar… Yüksek bürokrasi, Ankara'daki imar dışı bazı arazileri kapatmışlardı… Kooperatifler kurmuşlardı.
"Nasıl olsa Atatürk ölecek… O ölünce şehir planını değiştiririz" diye düşünmüşlerdi.
Ve… Atatürk ölünce de… Düğmeye basmışlardı… Mimarın işine son… Yeni bir şehir planı… Hoş geldin yağma.
Çankaya'daki… Gaziosmanpaşa semti işte böyle yağmalandı.
YEMİN… 'RÜŞVET ALMAYACAĞIMA…'
Osmanlı İmparatorluğu dönemi… Rüşvetin yaygınlaştığı yıllar… 1850… Sadrazam (Başbakan) Mustafa Reşit Paşa.
Sadrazam… Bütün bakanların ve üst görevlilerin yemin etmesini istiyor.
"Rüşvet almayacağına dair" yemin.
Yemin metnini okumak ister misiniz?
"Padişahıma ve devlete sadakatten ayrılmayacağıma ve her ne ad ve tevil (bir sözü veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme) ile olursa olsun rüşvet almayacağıma ve padişahımın izniyle verilen resmi hediyeden başka yasak olan hediyeyi kabul etmeyeceğime, devlet malına kötülük yapmayacağıma ve kimseye ziyan ettirmeyeceğime, gerekmedikçe hatır karşılığında memur istihdam ettirmeyeceğime yemin ederim."
Sadrazam Mustafa Reşit Paşa, devlet görevlilerinin neleri kabul edip neleri edemeyeceklerine sınır koymuştu.
Bunu resmi yazıya bile dökmüştü… Kararname.
Buna göre… Rüşvet sayılan ve alınması yasaklanan şeyler:
"Mücevherat, altın ve gümüşten yapılmış kıymetli eşya ve çubuk takımı, kürk ve şal, kumaşlar, oğlanlar, cariyeler, at ve beygir gibi büyük hayvanlar, odun ve kömür."
Hediye sayılan, alınmasında sakınca olmayanlara gelince:
"Üzüm, kavun, karpuz her türlü meyve, reçel, helva, yoğurt, tereyağı; süt, kuzu, yumurta, tavuk."
Türk edebiyatının ünlü hikâye yazarı… Şair… Öğretmen… 1884-1920.
Rüşvetin romanını yazdı.
Adam, başkasının arsasının üzerine ev yapar.
Olay mahkemeye intikal eder.
Hâkim çok dürüst bir insandır… Rüşvete karşıdır.
Dava… Mahkeme… Avukat… Uzun hikâye.
Ve… Sonunda… Başkasının arsası üzerine ev yapan… Haksız olan… Davayı kazanır.
Nasıl mı? İşte romanın can alıcı kısmı.
Haksız olan adam, hâkime rüşvet olarak bir koç göndermiştir.
Ama… Kendi adına değil.
Haklı olan taraf adına… Davacı adına.
Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin
