![]()
Direktörlüğünü İhsan Kabil'in, başkanlığını ise Nazif Tunç'un üstlendiği festivalde, 6 farklı bölümde toplam 56 film izleyiciyle buluştu. Festival ayrıca 10 ülke ve 10 özerk cumhuriyetten sinemacıları İstanbul'da bir araya getirdi.
Törene katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, festivalin Türk dünyasının ortak kültürel mirasını sinemanın evrensel diliyle buluşturduğunu söyledi.
Etkinliğe adını veren "Korkut Ata"nın Türk dünyasının ortak hafızasında bilgeliğin, sözün ve hikaye anlatıcılığının simgesi olduğuna işaret eden Ersoy, "Onun adıyla kuşaktan kuşağa aktarılan hikayeler, ortak değerlerimizi ve hayata bakışımızı bugüne taşımıştır. Bugün sinemacılarımız da bu köklü anlatı geleneğini beyazperdede yeni eserlerle yaşatıyor, kendi coğrafyalarımızdan doğan hikayeleri dünyanın farklı köşelerindeki insanlarla buluşturuyor." dedi.
Ersoy, sinemanın toplumların hafızasını koruduğunu belirterek, "Sinema birbirimizi daha yakından tanımamıza imkan sağlayan ve insanları ortak duygularda buluşturan güçlü bir sanat dalıdır. Bir filmde kendimizden bir iz bulabilir, uzak bir coğrafyada anlatılan hikayede kendi hayatımızın sevinçlerini, hüzünlerini ve umutlarını görebiliriz. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali'ni de bu anlayışla, ortak hafızamızı yeni eserlerle zenginleştiren ve geleceğe birlikte yürümek için bağlarımızı güçlendiren önemli bir kültür platformu olarak görüyoruz." diye konuştu.
Festivalin bu yıl 6. kez düzenlendiğini aktaran Ersoy, şunları kaydetti:
"Festivalimizin 6. yılında yeniden İstanbul'da bir araya gelmemizi, bu yolculukta edindiğimiz birikimi yeni iş birliklerine dönüştürmek için kıymetli bir fırsat olarak değerlendiriyorum. Bu yıl 10 ülke ile 10 özerk cumhuriyet ve topluluktan sinema eserlerini İstanbul'da ağırladık. 150'yi aşkın uluslararası konuğumuz ve Türkiye'den 300 sektör temsilcimizle, sinemamızın geleceğini birlikte değerlendireceğimiz buluşmalara ev sahipliği yaptık. Festival kapsamında gösterilen 56 film, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından hikayeleri beyazperdeye taşıdı. Beş ayrı salonda ücretsiz gerçekleştirdiğimiz gösterimlerle, bu zengin sinema birikimini geniş kitlelerle buluşturduk."
Türkiye'nin Türk dünyasıyla kültürel ilişkileri geliştirmeyi önemli bir sorumluluk olarak gördüğünün altını çizen Ersoy, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Türk dünyasının birlik ve dayanışmasına verdiği önem, kültürel işbirliklerimize de güç katmaktadır. Bu doğrultuda sinemadan edebiyata, müzikten kültürel mirasın korunmasına kadar geniş bir alanda birlikte çalışmaya devam ediyoruz. Türk dünyasının dilde, fikirde ve işte birlik idealine kültür ve sanat yoluyla katkı sunmayı önemsiyoruz. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali de bu idealin hayata geçtiği değerli buluşmalardan biridir. Hedefimiz, festivalimizin her yıl daha geniş bir katılımla gerçekleştirilmesi, ortak yapımların artması ve Türk dünyası sinemasının uluslararası alanda daha güçlü bir konuma ulaşmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev ise Türk dünyasının köklü bir medeniyet ve büyük bir anlatı geleneğine sahip olduğunu söyledi.
Ortak kültürel hafızanın sinemanın imkanlarıyla ve yeni eserleriyle birlikte geleceğe aktarıldığına işaret eden Raev, "Festivalin asıl değeri de bu büyük mirası yalnızca korumakla yetinmeyip, çağımızın sanat diliyle yeniden yorumlamak ve dünya sinemasına taşımaktır. Bugün ödüller sahiplerini bulacak. Ama ödül alıp almadığına bakmaksızın hayal kuran ve eserini izleyiciyle buluşturan bütün sinemacılarımızı tebrik ediyorum." diye konuştu.
Raev, sinemanın gerçek gücünün üretme cesaretinden doğduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Korkut Ata, yalnız tamamlanmış filmlerin gösterildiği değil, yeni filmlerin doğduğu bir festival olmalıdır. Bu yıl düzenlenen Türk Dünyası Sinema Zirvesi, sempozyum ve paneller, festivalin geleceği açısından çok önemlidir. Teknoloji sinemanın hikayelerini değiştirebilir ancak hikayelerimizin ruhunu, insanın duygusunu ve kültürel hafızamızı hiçbir teknoloji tek başına oluşturmaz. Bizim görevimiz sahip olduğumuz büyük mirası çağımız imkanlarıyla geleceğe taşımaktır."
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın Türk dünyasının farklı ülkelerinden eserleri seslendirdiği konserin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Özbekistan Cumhuriyeti Turizm Komitesi Başkanı Abdulaziz Akkulov'un katılımıyla Türk Dünyası Turizm Başkenti Nişanı Devir Töreni de gerçekleştirildi.
Türkiye ve Türk dünyası sinemasının son dönem uzun metraj kurmaca yapımlarını bir araya getiren festivalde, "Uzun Metraj Kurmaca", "Belgesel" ve "Kısa Film" yarışmalarında toplam 30 film yarıştı.
Uzun metraj kurmaca film yarışmasında En İyi Film Ödülü'nü "Kanto" kazanırken, En İyi Yönetmen Ödülü "Tağıyev: Mektep" filmiyle Zaur Gasımlı'ya verildi. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'ne "Ferzana Batıya Gidiyor" filmiyle Amina Salmanova, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne ise "Farz" filmiyle Matyokub Matçonov layık görüldü. En İyi Senaryo Ödülü ise "Otuz Sekiz: Son Nokta" filmiyle Nurzhigit Khaidarov'un oldu.
Kurmaca Film Jüri Özel Ödülü "Yusuf" filmine, TÜRKSOY Özel Ödülü ise "Gürgenç Güzeli Törebeg" filmine verildi.
Belgesel film yarışmasında "Isıyah: Yaz Gün Dönümü" birincilik, "Hayata Susamışlık" ikincilik, "Sönmeyen Ateş" ise üçüncülük ödülünü aldı. Belgesel Film Jüri Özel Ödülü'ne "Azıh Mağarası: Azerbaycan'ın Beşiği" adlı yapım layık görüldü. Kısa Film Yarışması'nda ise "Rehber" birinci, "Büyükanne" ikinci, "Güneş Çocuk Yusuf" adlı film üçüncü oldu.
Tören, ödül sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz.
